Talat Aydemir'den 28 Şubat'a
- GİRİŞ01.03.2012 12:02
- GÜNCELLEME01.03.2012 12:02
Şüphe yok ki şimdi birileri korkuyla bekliyor. Kötü haber tez gelir derler. Bugün, bugün olmazsa yarın, eli kulağında... Maazallah muziplik olsun diye sessizce arkalarından yaklaşıp ‘pöh’ deseniz hücceten gidecek haldeler.
Şaşıracaksınız belki ama yazının girişinde içinde bulundukları durumu tasvire çalıştığım kişiler, 1997’nin 28 Şubat’ında siyasete zılgıt çekip “Bu süreç bin yıl devam edecek” diyenler değil. Yani İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir, Erol Özkasnak vb. değil. Sincan sokaklarında tankları yürütenler, brifing salonlarında emir almaya teşne yargıçlara, gazetecilere, akademisyenlere ve işadamlarına ayar verenler, telefonda ve makam ziyaretlerinde emir alıp tekmil verenler değil. Keza dönemin siyasi aktörleri Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli de... Suratı açıkta olan, yumurta küfesini sırtlamış olanlardan söz etmiyorum. Onlar, “28 Şubat dönemi soruşturulacak, yargılanacak” dendiğinde savcının davetini beklemeden ayağa kalkıp kuyruğa girecek kişiler...
‘Korku içinde kıvrananlar’ demekten muradım, “Ülkenin halini yansıtan fotoğraflar aksi doğrultuda olsa da bu, laiklik, Atatürkçülük ve Cumhuriyetçilik kavgası değil.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Avni Özgürel - Radikal
Yorumlar1