Türkiye neden İran’ın bombalanmasını istemiyor?
- GİRİŞ29.01.2026 09:14
- GÜNCELLEME29.01.2026 09:14
ABD Başkanı Trump’ın tehditleri. Gönderilen uçak gemileri ve bölgedeki Amerikan üslerine yoğun sevkiyat… Şimdi herkesin aklında tek bir soru var: Washington tetiğe basarsa ne olur?
Ankara’nın Tahran üzerindeki diplomatik koruma kalkanı oldukça değerli. Sahi, bölgede İran ile pek çok konuda nüfuz mücadelesi veren Türkiye, neden bir İran operasyonuna bu kadar şiddetle karşı çıkıyor? Cevap rasyonel devlet aklı ve bölgesel stratejide gizli.
GÖÇ DALGASI YAŞANABİLİR
Ankara çok iyi biliyor ki; İran’da rejim değişikliği girişimi demek, Suriye ve Irak’ta yaşanan otorite boşluğunun on katının tek bir gecede yaşanması demek. 85 milyonluk bir devin istikrarsızlaşması, Türkiye sınırına dayanacak tarihin en büyük göç dalgalarından birini tetikler. Türkiye, Suriye’nin yaralarını sarmaya çalışırken doğu sınırında bir istikrarsızlık ihraç merkezi görmek istemiyor. Öte yandan Ankara’nın bu konuda hazırlıksız olduğunu söylemek de yanlış olacaktır.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın her fırsatta altını çizdiği gibi; Türkiye’nin önceliği devlet dışı aktörlerin (PKK/YPG/SDG) tasfiyesidir. İran gibi güçlü bir merkezi devlet yapısının darbe alması, bölgedeki terör odakları için fırsat anlamına gelir. Merkezi otoritenin zayıfladığı her metrekare, terör örgütlerinin yeni sığınağı haline gelir. Ankara, Tahran’ın zayıflamasının dolaylı yoldan Kandil’in veya Fırat’ın doğusundaki yapıların ekmeğine yağ süreceğini çok net okuyor.
Bakan Fidan’ın Katar medyasında dile getirdiği o kritik uyarı aslında meselenin özeti: "Hepsini bir bütün içinde sunarsanız, İranlı dostlarımızın hazmetmesi zor olur."
BÖLGESEL NEFRETİ KÖRÜKLEME TEHLİKESİ
Türkiye, Batı’nın İran’ı küçük düşürerek dize getirme politikasının her zaman ters teptiğini gördü. 1639 Kasr-ı Şirin’den beri değişmeyen sınırların ve komşuluk dengesinin, onur kırıcı bir saldırıyla bozulması, bölgeyi yüz yıl sürecek bir intikam sarmalına sokar. Türkiye, İran’ı masada tutan ve sahadaki gücünü bölge istikrarı için kullanmaya zorlayan bir diplomasiyi savunuyor.
İran sadece bir komşu değil, aynı zamanda devasa bir pazar ve enerji tedarikçisi. Olası bir bombardıman, Basra Körfezi’nden Hürmüz Boğazı’na kadar tüm enerji koridorlarını ateşe verebilir. Bu durumun küresel ekonomiye ve Türkiye’nin enerji maliyetlerine etkisi, yıkıcı bir şok dalgası oluşturma tehlikesine sahip.
Ankara’nın mesajı Washington’a da Tahran’a da aynı netlikte: Barış, devletleri yok ederek değil, onları rasyonel bir sistemin parçası yaparak korunur.
DİYALOG KURULABİLECEK BİR YÖNETİMİN KALMASI ÖNEMLİ
Türkiye’nin İran’a saldırı istememesinin sebebi; İran’ın her politikasını onaylaması değil, İran’ın olmadığı veya çöktüğü bir Orta Doğu’nun Türkiye için çok daha büyük bir güvenlik tehdidi oluşturabileceği düşüncesidir.
Hakan Fidan’ın yürüttüğü telefon diplomasisi, sadece bir dostluk nişanesi değil, Türkiye’nin sınırlarını ve bölgesel liderliğini koruma refleksi olan bir stratejik akıl ürünüdür.
Günün sonunda; Trump’ın filoları gidebilir ama biz bu coğrafyada kalmaya devam edeceğiz. Ve barış, ancak güçlü ve egemen devletlerin bir arada yaşama iradesiyle mümkün olacaktır.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol