Birleşmiş Milletler Kıbrıs gerçeğine gözlerini kapatıyor!
- GİRİŞ01.02.2026 09:09
- GÜNCELLEME01.02.2026 09:09
Gazze başta olmak üzere birçok konuda pasif kalarak eleştiri yağmurunun hedefi olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yine şaşırtmadı. Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün görev süresini uzatırken, adadaki iki eşit taraftan biri olan KKTC’nin rızasını bir kez daha görmezden geldi. Ankara’dan yükselen sert tepki, adadaki statükonun artık Türk tarafının rızası olmadan yürüyemeyeceğinin nihai ilanı niteliğinde.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN SERT UYARI
BM, adada olası bir çatışmada tahliye için zaman kollayacak ve muhtemelen hiçbir etkisi olmayacak Barış Gücü’nün görevini uzatırken KKTC makamlarını muhatap almayarak aslında kendi temel ilkelerini çiğniyor. Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasındaki o kritik vurgu, meselenin kalbine dokunuyor: "Barış Gücü, KKTC topraklarında ancak KKTC’nin iyi niyeti sayesinde faaliyetlerini sürdürebilmektedir."
Bu, şu anlama geliyor: KKTC bir devlet olarak rızasını geri çektiği an, BM Barış Gücü’nün o topraklarda kalması işgal hükmündedir. Ankara, "hukuki zemin en kısa sürede tesis edilmelidir" diyerek BM’ye çok net bir mühlet veriyor. Aksi takdirde, KKTC’nin atacağı adımların arkasında anavatan ve garantör Türkiye’nin tam desteği olacaktır. Unutulmamalıdır ki Türk donanması, bölgedeki en caydırıcı güçtür.
ÇİFTE STANDART DİKKATLERDEN KAÇMIYOR
BM’nin tarafsızlık maskesi, Pile bölgesinde tamamen düşmüş durumda. Kıbrıslı Türklerin kendi vatanlarına ulaşması için başlatılan insani bir proje olan Yiğitler-Pile Yolu’na engel çıkaran BM, iş Rumların Astromerit-Evrihu otoyoluna veya üniversite inşaatlarına geldiğinde kör ve sağır kesiliyor.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin egemenliğinin Ara Bölge’yi kapsamadığını hatırlatan Ankara, BM’ye ayna tutuyor: Kıbrıs’ta yarım asırdır barışı sağlayan durum, BM’nin kağıt üzerindeki kararları değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adadaki caydırıcı mevcudiyetidir. BM, taraflı tutumuyla kendi varlık gerekçesini sorgulatır hale gelmiştir. BMGK, hala on yıllardır denenmiş ve başarısızlığı tescillenmiş yöntemlerle zaman kazanmaya çalışıyor. Ancak 2026 yılında artık ne Ankara’nın ne de Lefkoşa’nın bu diplomatik oyalamalara tahammülü var.
KIBRIS’TA ÇÖZÜM YOLU BELLİ
Türkiye’nin yeni doktrini nettir: Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü...
Kıbrıs meselesinin çözümü artık federasyon masalarında değil, yan yana yaşayan iki bağımsız devletin iş birliğinde aranmalıdır. Bu gerçek kabul edilmeden atılacak her adım, sadece çözümsüzlüğü derinleştirmektedir.
Ankara, BM’ye eşit muamele ve samimiyet çağrısı yaparken aslında son bir kapı aralıyor. Eğer BM, Rum tarafının baskısıyla taraflı tutumuna devam ederse, Türkiye’nin Mavi Vatan stratejisinin ayrılmaz bir parçası olan KKTC, kendi kaderini tayin etme noktasında vites yükseltecektir.
Unutulmamalıdır ki barış, ancak hakkı yenen tarafın bu hakkı söke söke alacak güce sahip olmasıyla korunur. Ve bugün Türkiye, o gücü hem Doğu Akdeniz’deki donanmasıyla hem de KKTC’nin arkasındaki sarsılmaz iradesiyle tüm dünyaya hissettirmektedir.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol