Somali’de operasyon kapıda mı?
- GİRİŞ15.02.2026 09:03
- GÜNCELLEME15.02.2026 09:03
Türkiye milli güvenliği açısından Somali’ye desteğini yoğunlaştırıyor. İsrail’in uluslararası hukukta geçerliliği olmayan bir kararla Somaliland’i tanıması bölgede rekabeti artırmış durumda. Ancak tek ayrılıkçı hareket Somaliland’a ait değil. Ülkenin büyük bir bölümü terör örgütü El Kaide bağlantılı Eş Şebab örgütünün işgali altında.
Her ne kadar Ankara’nın yaptığı hamleler terör örgütünün eylemlerini sınırlandırıp başkent Mogadişu’ya yaklaşmasını engellese bile ciddi tehdit devam ediyor.
ÖNCE F-16 ARDINDAN TANK SEVKİYATI
Terörle mücadele ve bölgesel güvenlik bağlamında Türkiye’nin bölgeye F-16 savaş uçaklarını konuşlandırmasının ardından M-48 tipi tanklar ve zırhlı araçlar da ülkeye giriş yapmış durumda. Eş Şebab’ın tesirinin azaltılması ve merkezi yönetimin egemenlik alanının genişleyerek toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması yolunda bu sevkiyatlar oldukça kritik.
Özellikle teknolojik anlamda incelendiğinde örgütün savaş uçaklarına karşı herhangi bir hava savunma sisteminin bulunmadığını görüyoruz. Ayrıca tankların kullanılması da operasyonları daha işlevsel hale getirecektir.
UZAY ÇALIŞMALARININ MERKEZLERİNDEN OLACAK
Somali’nin ticaret yollarındaki stratejik konumunun dışında Ankara için özel bir yeri var. O da uzay görevlerinin gerçekleştirilmesi için balistik füze test alanlarına uygun bir coğrafya olması. Denemeler sırasında oluşabilecek teknik aksaklıkların çevreye ve insanlara zarar vermemesi için özenle yürütülen çalışma, Türkiye topraklarından ziyade müttefik Somali’yi daha çekici bir hale getiriyor.
Öte yandan Türkiye’nin Somali’deki varlığı artık sadece karada ve havada değil, denizde de en üst seviyede temsil ediliyor. Somali ile imzalanan Savunma ve Ekonomik İş Birliği Anlaşması kapsamında, Türk savaş gemileri devriye faaliyetlerini sıkılaştırdı. Bu donanma gücü yalnızca korsanlıkla veya ayrılıkçı yapılarla mücadele etmiyor; aynı zamanda bölgedeki deniz altı enerji kaynaklarının ve stratejik ticaret yollarının güvenliğini bizzat üstleniyor. Ankara, Somali’nin egemenliğini denizde de tescil ediyor.
SOMALİ YÖNETİMİ TÜRKİYE’YE NASIL BAKIYOR?
Somali yönetiminin Ankara’ya bakışını anlamak için, Mogadişu’nun on yıllardır içinde bulunduğu jeopolitik kıskacı doğru okumak gerekir. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ve yönetim kademesi için Türkiye, rasyonel bir dış politikanın ötesinde, devletin ontolojik varlığını sürdürebilmesi için seçilmiş bir stratejik ortak olarak görülüyor.
Batılı güçlerin müdahaleci ve koşullu yardım paketleri ya da bölgesel rakiplerin mikro-milliyetçiliği körükleyen hamlelerinin aksine; Türkiye, Somali’ye “kurumsal bir devlet inşası” vadediyor. Mogadişu, kendi ordusunun omurgasını oluşturan birliklerinin Türk subayları tarafından, Ankara’nın askeri doktriniyle eğitilmesini sıradan bir iş birliği olarak değil; egemenliğin profesyonel bir güçle tahkim edilmesi olarak görüyor.
Deniz yetki alanlarının korunmasından Oruç Reis’in sismik verilerine kadar uzanan süreç, Somali için ekonomik bir kalkınma projesinden ziyade, küresel sistemde onurlu bir aktör olarak kalma mücadelesidir.
Netice itibarıyla, bugün Mogadişu’da yükselen Türk nüfuzu, bir uydulaşma sürecini değil, Hint Okyanusu’nda inşa edilen yeni bir güvenlik mimarisini temsil etmektedir.
Yorumlar1