Hürmüz Boğazı kapatıldı kriz kapıda mı?

  • GİRİŞ05.03.2026 09:03
  • GÜNCELLEME05.03.2026 09:03

Orta Doğu'daki çatışmalar küresel ekonominin can damarına, Hürmüz Boğazı’na dayandı. İran’ın boğazı kapatma hamlesine karşılık ABD Başkanı Donald Trump’ın "eşi benzeri görülmemiş bir bedel" tehdidiyle yükselen tansiyon, dünyayı karanlık bir enerji krizinin eşiğine getirmiş durumda.

Hürmüz Boğazı, sadece bir su yolu değil; dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği, küresel ekonominin şah damarıdır. Buranın kapatılması demek, sadece bölgedeki aktörlerin değil, Tokyo’dan Berlin’e, Londra’dan Ankara’ya kadar her hanenin, her fabrikanın bu krizden doğrudan etkilenmesi demektir.

İRAN REST ÇEKTİ PETROL FİYATLARI ARTACAK

​Trump yönetiminin İsrail'le başlattığı savaş ve Tahran’ın bu saldırıya "petrol vanalarını kapatma" kozuyla yanıt vermesi, diplomasi kanallarının ne kadar tıkandığının en somut göstergesi. Ancak unutulmamalıdır ki; açık denizlerde çekilen kılıçlar, kimseye zafer getirmez. Aksine, kontrolden çıkan bir enerji savaşı, kazananı olmayan bir küresel iflasa kapı aralama riskine sahip.

Hürmüz Boğazı, sadece bir su yolu değil, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği, küresel ekonominin şah damarı niteliğinde. Buranın kapatılması demek, sadece bölgedeki aktörlerin değil, Tokyo’dan Berlin’e, Londra’dan Ankara’ya kadar her hanenin, her fabrikanın bu krizden doğrudan etkilenmesi demektir.

BU SAVAŞIN ASKERİ ÇÖZÜMÜ YOK

Bu kaotik tabloda Türkiye, bir kez daha sağduyunun sesi olarak öne çıkıyor. Ankara, krizin başından bu yana Hürmüz üzerinden yürütülen bu "stratejik kumarın" tehlikelerine dikkat çekiyor. Türkiye’nin tezi nettir: Bölgesel güvenlik, askeri tehditlerle değil, karşılıklı ekonomik bağımlılık ve hukuki zeminle korunabilir.

​Türkiye, hem Washington hem de Tahran ile yürüttüğü diplomatik temaslarda, meselenin bir "onur savaşına" dönüştürülmeden, uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesi için yoğun bir mekik dokuyor. Çünkü biliyoruz ki, Hürmüz’de patlayacak bir kıvılcım, Ortadoğu’yu on yıllarca sürecek bir karanlığa hapsederken, barış çabalarını da tamamen küle çevirecektir.

Şu an ihtiyacımız olan şey daha fazla uçak gemisi ya da daha fazla balistik füze değil; daha fazla diplomasi ve daha fazla akıldır. Trump’ın sert söylemleri ve İran’ın kapatma tehditleri arasında sıkışan dünya, aslında tek bir çıkış yoluna sahip: Cenevre ve ötesindeki müzakere masalarına koşulsuz dönüş.

​Diplomasi, zayıflık değil, aksine büyük bir devlet olmanın gerektirdiği en büyük güçtür. Silahların gölgesinde yapılan pazarlıklar hiçbir zaman kalıcı barış getirmemiştir.. Hürmüz’ü bir savaş meydanına değil, barışın ve ticaretin güvenli limanına dönüştürmek hâlâ mümkün.

​Eğer bugün o masa kurulmazsa, yarın çok geç olabilir. Çünkü sönen sadece ışıklar değil, insanlığın barışa olan inancı olacaktır.

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat