ABD'de İsrail çatlağı büyüyor
- GİRİŞ19.03.2026 09:53
- GÜNCELLEME19.03.2026 09:53
Beyaz Saray geçtiğimiz gün büyük bir istifayla sarsıldı. Her ne kadar ABD Başkanı Trump durumu hafife alsa da Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in görevini bırakması, sıradan bir bürokratik ayrılık değil bizzat sistemin içinden yükselen sarsıcı bir itiraf niteliğinde.
Daha önce ülkesi için savaşan ve gazilik unvanını alan Joe Kent, Başkan Trump’a hitaben kaleme aldığı istifa mektubunda, İran’a karşı yürütülen savaşın perde arkasında kirli bir yapı olduğunu ifade etti.
İran'ın Birleşik Devletler için tehdit oluşturmadığını, savaşın İsrail lobisinin baskılarıyla başladığını aktardı.
Eşini Suriye’deki bir terör saldırısında kaybeden Kent, ABD yönetiminin devasa bir dezenformasyon kampanyasıyla aldatıldığını savundu. Daha da ileri giderek, geçmişte eşinin hayatına mal olan olayların dahi İsrail’in bir oyunu olduğunu öne sürdü. Bu çıkış, Washington’da başta Trump olmak üzere "önce Amerika" diyenlerle, küresel odakların çıkarlarını savunanlar arasındaki derin çatlağı saklanamaz hale getirirken aynı zamanda MAGA hareketi içinde de ayrılıkları büyüttü.
ASKER AİLELERİNİN İSYANI
Savaşın ateş hattından gelen acı haberler, Amerikan toplumunu etkilemeye başladı. Irak’ta düşen yakıt ikmal uçağında hayatını kaybeden asker Tyler Simmons’ın ailesinin feryadı, aslında sessiz çoğunluğun sesi niteliğindeydi. Aile üyeleri, "Bu savaşa girmemize gerek yoktu, bu çatışma önlenebilirdi." diyerek Trump yönetimini eleştiri yağmuruna tuttu.
Asker aileleri, evlatlarının Amerikan ulusal güvenliği için değil "gereksiz ve suni bir kriz" uğruna feda edildiğini düşünerek yönetimi sert bir dille eleştiriyor. Savaşın maliyeti sadece can kayıplarıyla da sınırlı kalmıyor; ekonomik fatura Amerikan halkının cebini yakmaya devam ediyor.
22,8 MİLYAR DOLARLIK FATURA: KİMİN PARASI, KİMİN SAVAŞI?
Senatör Bernie Sanders’ın açıkladığı veriler, savaşın ekonomik yıkımını rakamlarla ortaya koydu. İran’daki savaşın ABD bütçesine maliyeti şimdiden 22,8 milyar dolara ulaştı. Sanders’ın "Bu parayla milyonlarca çocuğa sağlık hizmeti verebilirdik" çıkışı, kamu kaynaklarının neden Amerikan halkının refahı yerine Ortadoğu’daki vekalet savaşlarına akıtıldığı sorusunu gündeme taşıdı.
DİPLOMASİYE DÖNÜŞ MÜ? YOKSA YENİ BİR FELAKET Mİ?
Joe Kent’in istifası, asker ailelerinin isyanı ve Sanders’ın maliyet çıkışı tek bir noktayı işaret ediyor: Ortadoğu’da sürdürülen bu askeri tırmanış, Amerikan iç siyasetinde ve toplumunda artık sürdürülebilir değil. Washington, bir avuç lobinin çıkarları uğruna hem kendi evlatlarını hem de milyarlarca dolarını bir belirsizliğe feda ediyor.
Türkiye’nin krizin başından beri yaptığı diyalog ve koşulsuz müzakere çağrıları, Washington’daki bu çatlakların ardından çok daha anlamlı hale geliyor. ABD yönetimi, içeride yükselen bu haklı seslere kulak tıkamaya devam ederse, sadece Ortadoğu’da değil, kendi başkentinde de büyük bir meşruiyet kriziyle yüzleşmek zorunda kalacak.
Neticede, çözüm dezenformasyonun gölgesindeki füzelerde değil, Joe Kent’in de işaret ettiği gibi, diplomasi masasına dürüstçe geri dönülmesindedir.
Yorumlar3