İsrail’in iç savaşı
- GİRİŞ29.03.2026 09:11
- GÜNCELLEME29.03.2026 09:11
ABD-İsrail ittifakının İran’a yönelik saldırıları 29. gününe girerken, topraklarına düşen çok sayıda füzeleri bir kenara bırakalım, İsrail asıl savaşı kendi içinde, toplumun ve siyasetin derin yarıklarında veriyor. Netanyahu yönetiminin sadece bombardıman ve yıkım üzerine kurulu güvenlik doktrini, ülkeyi tarihin en derin iç krizine sürüklüyor. Bu kriz, zafer vaatleriyle örtülemeyecek kadar açık.
SİYASİ ENKAZ VE BENNETT’İN İSYANI
İsrail siyasetinde mermer yüzey artık paramparça. Eski Başbakan Naftali Bennett’in, Netanyahu’yu stratejik körlükle ve ülkenin uzun vadeli güvenliğini kişisel bekasına kurban etmekle suçlayan çıkışları, sistemin içten çürümesinin en somut kanıtı haline geldi.
Bennett, mevcut stratejinin bir çözüm değil, İsrail’in bölgesel varlığını ipotek altına alan bir stratejik bataklık olduğunu savunuyor. Netanyahu’nun, daha önce bizzat dile getirdiği İran’da rejimin devrileceği ve Pehlevi’nin döneceği yönündeki ütopik vaatlerinden geri adım atarak, başarı çıtasını sadece uranyum zenginleştirme kapasitesinin vurulmasına indirgemesi, aslında büyük hedeflerin nasıl küçüldüğünün sessiz bir itirafıdır.
F-35’lerin gölgesinde yürütülen bu operasyonlar, rejimi yıkmaya değil, sadece zaman kazanmaya yönelik hamlelere dönüşmüş durumda.
KARŞILIKLI ZAFER İLANLARI BAŞLADI
Savaşın maliyeti sadece bütçe rakamlarıyla değil, kopan toplumsal bağlarla ölçülüyor. Kiryat Şimona Belediye Başkanı ve yerel meclis üyelerinin, merkezi hükümetten gelen bakanlık yetkililerine yönelik "Bizi burada ölüme ve belirsizliğe terk ettiniz" şeklindeki galiz azarları, modern devletin en temel vaadi olan koruma sözleşmesinin iflası niteliğinde.
Kuzey sınırında huzursuzluk yaşayan on binlerce İsrailli, Tel Aviv’in steril kulelerinde alınan kararların bedelini öderken, toplumdaki "herkes kıyamet savaşı istemiyor" hissi bir çığ gibi büyüyor. Konforlu yalan, sığınakların rutubetli gerçeğine yenik düşüyor. Halkın bir kesimi için artık mesele Büyük İsrail değil, sadece hayatta kalmak, işlerine devam etmek ve bu bitmeyen şiddet sarmalından kaçmak haline geldi.
NATO BİRLİĞİ ZAYIFLIYOR
Bu içsel erozyon, küresel sistemdeki çatlaklardan bağımsız değil. Trump yönetiminin "Önce Amerika" diyerek müttefiklerini ekonomik ve askeri olarak köşeye sıkıştırması, İsrail’in en büyük destekçisiyle olan ilişkisini de sarsıyor.
ABD donanmasının Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığı ve Avrupa’nın (özellikle İspanya ve Fransa’nın) yükselen muhalefeti, İsrail’in hareket alanını daraltıyor.
Trump’ın "kağıttan kaplan" olarak nitelediği NATO, Türkiye’nin Suriye’deki haklı mücadelesinde gösterdiği kayıtsızlığı bugün İran denkleminde bir işlevsizlik olarak tekrar ediyor. Ancak günün sonunda, asıl yıkıcı darbe dışarıdaki düşmandan değil, kendi içinde birbirine yabancılaşan, yorgun ve artık vaatlere inanmayan halktan gelebilir.
Yorumlar2