İran Savaşı'nın Rusya'ya etkileri

  • GİRİŞ09.04.2026 08:43
  • GÜNCELLEME09.04.2026 08:58

40 gündür devam eden savaş geçici ve kırılgan ateşkesle yerini Pakistan’daki görüşmelere bıraktı. İhlaller devam etse bile, müzakerelere bir şans daha verileceği yorumları artık daha inandırıcı. ABD-İsrail’in istediğini alıp almadığı bugünün değil, yarının konusu aslında. Rejim değişikliği söylemi doğru olmasa bile, ekonomik ve toplumsal reformlar bu anlama gelebilir. Henüz bilmiyoruz.

İran yönünden, yönetimin devam etmesi, iç savaşın çıkmaması, caydırıcılık ve birçok zafer kabul edilebilecek done var. Tüm güvenlik zaafiyetleriyle birlikte elbette.

Süreçte iki önemli nokta daha mevcut. Öncelikle Türkiye ve Azerbaycan’ın kendisini savaştan uzak tutmayı başarması. Bunun sebebi çekinceler değil, iyi komşuluk ilişkileri ve Ankara’nın çatışmanın olumlu bir sonuç getirmeyeceğine inanması. Yüzyıllardır devam eden tecrübe bize bunu göstermiş durumda. Bu muazzam bir başarı. Anlaşmanın sağlanması için yürütülen diplomatik adımları saymıyorum bile.

Devam edelim.. Bu analizler, birçok meslektaşım tarafından yapılacaktır kuşkusuz. Ben her zaman olduğu gibi bir ayrıntıya inmek istiyorum. Rusya’nın bu “molaya” nasıl girdiğine..

Tahmin ediyorum ki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bugünlerde yüzünde bir tebessüm var. Savaş istediği için değil, karşılıklı saldırılardan memnun olduğu için değil. Ülkesinin uğradığı yaptırımlar nedeniyle rasyonel bir matematik hesabı yapıyor Rusya’nın yeni Çarı.

ÇATIŞMA RUSYA’NIN ELİNİ GÜÇLENDİRDİ

Enerji fiyatları...

Savaşın başlamasıyla birlikte Hürmüz Boğazı’ndaki trafik risk altına girince, küresel piyasalar sarsıldı ve petrol fiyatları hızla varil başına 110 dolar sınırını aştı. Batı’nın yıllardır Rus ekonomisini çökertmek için uyguladığı tavan fiyat uygulamaları ve ambargolar, piyasadaki arz korkusuyla bir gecede anlamsızlaştı.

Rusya, Ukrayna’daki askeri harcamalarını finanse etmek için ihtiyaç duyduğu milyarlarca doları, bizzat Batı’nın Ortadoğu’da tırmandırdığı bu krizle kasasına koydu. Yüksek enerji geliri, Rusya’ya ekonomik bir nefes aldırdı, aynı zamanda Ukrayna cephesinde tahkimatını güçlendirecek bir yaşam pınarı oldu.

Bu savaşın Putin’e sağladığı ikinci büyük kazanç, küresel dikkatin dağılması...

İki yılı aşkın süredir tüm dünyanın mercek altına aldığı Ukrayna cephesi, Ortadoğu’daki çatışmanın gölgesinde kaldı. Washington’ın önceliği bir anda Kiev’den Tel Aviv’e kaydı. Amerikan Kongresi’nde bekleyen mühimmat paketleri, Ukrayna’nın siperlerine değil, İran füzelerine karşı İsrail’in Demir Kubbe sistemlerini doldurmaya gitti.

Batı’nın lojistik kapasitesinin iki büyük krizi aynı anda yönetemeyecek kadar zorlanması, Rusya’ya Donbas hattında operasyonel bir rahatlık sağladı.

Putin, Batı’nın askeri stoklarının tükenmesini ve kamuoyunun Ukrayna yorgunluğunu, kendi lehine bir zaman makinesi gibi kullandı.

NATO’DAKİ ÇATLAK KREMLİN’İN YAKIN TAKİBİNDE

Putin, büyük ihtimalle NATO içindeki görüş ayrılıklarını keyifle izledi. Trump’ın İran’a karşı istediği koalisyona Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkelerin "Hava sahamızı açmıyoruz" restini çekmesi, ittifakın savunma ve saldırı tanımları arasındaki derin yarılmayı gözler önüne serdi.

Avrupa ülkelerinin, İran’ın hamisi olan Çin ile ilişkilerini bozmamak adına sergilediği bu çekingenlik, Putin’in Batı blokunu bölme stratejisine hizmet etti.

Washington’ın müttefiklerine karşı yükselttiği vefa borcu söylemi, Avrupa başkentlerinde karşılık bulmadıkça, Moskova’nın çok kutuplu dünya tezi güç kazandı.

Ancak her zaferin bir bedeli, her gülümsemenin ardında bir endişe vardır. Putin için bu sürecin en büyük riski, bölgedeki en önemli askeri ve teknolojik ortağı olan İran’ın ciddi yaralar almış olması... Evet İran direndi, halk ayağa kalktı. Kara işgali belki zor. Ancak bu bir gerçek.

Tahran’ın savunma sanayii tesislerinin ve nükleer altyapısının zarar görmesi, Rusya’nın Ukrayna’da kullandığı Şahid İHA’larının ve füze tedarik zincirinin aksaması anlamına gelebilir. Ayrıca, Ortadoğu’da istikrarın tamamen kaybolması, Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığını ve Akdeniz’deki nüfuzunu tehlikeli bir belirsizliğe itiyor.

Sonuç olarak; 40 günlük savaş, Putin’e ekonomik bir servet ve diplomatik bir manevra alanı sundu. Fakat müttefiki İran’ın zayıflaması, Moskova’nın bölgedeki uzun vadeli güney kalkanını inceltmiş olabilir.

Bartu Eken / Haber7

Yorumlar3

  • AĞACAN 27 dakika önce Şikayet Et
    Kaleminize sağılık sayın hocam.
    Cevapla
  • Mustafa 1 saat önce Şikayet Et
    İtrail durmaz , dursada sözünde durmaz , İran taviz vermez.
    Cevapla
  • misafir 3 saat önce Şikayet Et
    hertürlü senaryoya iranın acık olaması gerek birde bakmışın ab bu savaşa girmiş.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat