Netanyahu Trump’a darbe mi planlıyor?

  • GİRİŞ25.06.2026 08:16
  • GÜNCELLEME25.06.2026 08:16

Kudüs'te geçtiğimiz günlerde yapılan bir toplantı dikkatimi çekti. İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD ordusunun üst kademelerinde görev yapmış emekli generalleri ve amiralleri kabul etti. Bu tür ziyaretler daha önce de oldu. İsrail ile Amerikan güvenlik çevreleri arasındaki ilişkiler uzun yıllardır güçlü. Ancak bu kez zamanlama farklı...

Çünkü toplantı, Washington ile Tel Aviv arasında son yılların en ciddi görüş ayrılıklarından birinin yaşandığı dönemde gerçekleşti. Malum, Trump yönetimi İran ile anlaşma yoluna gitti, bölgesel savaşı büyütmek yerine sınırlandırmaya çalıştı. Lübnan ve İran dosyalarında tansiyonun düşürülmesini istedi. Netanyahu ise aynı dönemde çok farklı bir tablo çiziyor. İran'ın zayıfladığını kabul ediyor ancak tehdidin ortadan kalktığına inanmıyor, İşte bu atmosferde Kudüs'e gelen heyetin kimlerden oluştuğu önemli hale geliyor.

AMERİKAN GÜVENLİĞİ ONLARDAN SORULUYOR

Masada sıradan emekli askerler oturmuyordu. ABD Pasifik Ordusu'nun eski komutanı General Charlie Flynn, Deniz Kuvvetleri'nin eski ikinci komutanı Amiral Bill Lesche, ABD Hava Kuvvetleri'nin en üst kademelerinde görev yapmış General Jim Slife'le birlikte, savunma istihbaratı, siber savaş ve küresel askeri planlama alanlarında görev yapmış başka isimler de heyette yer aldı.

Bu insanların ortak özelliği hayatlarının büyük bölümünü Amerikan askeri stratejisini şekillendirerek geçirmiş olmaları. Bugün Pentagon'da görev yapan birçok komutan onların öğrencisi. Bir kısmı savunma şirketlerinin yönetim kurullarında bulunuyor, bir kısmı Kongre üyelerine danışmanlık yapıyor, bir bölümü de Washington'daki düşünce kuruluşlarında rapor hazırlıyor. Dolayısıyla Netanyahu'nun karşısında oturanlar eski askerlerden çok, Amerikan güvenlik sisteminin yürüyen hafızası niteliğinde.

NETANYAHU'NUN İKNA ÇABALARI

Toplantının dikkat çeken taraflarından biri de Netanyahu'nun kullandığı dil oldu. İsrail Başbakanı, ülkesinin tek bir cephede savaşmadığını anlattı. Gazze'den Lübnan'a, Yemen'den Irak'a, Suriye'den İran'a kadar uzanan geniş bir çatışma haritası çizdi. Bu tabloya göre İsrail'in karşısında birbirinden bağımsız krizler bulunmuyor. Tek merkezden yönlendirilen bölgesel bir baskı mekanizması bulunuyor. Netanyahu'nun heyete verdiği mesajın özü buydu.

İran, bölgesel bir ağın merkezi. Bu nedenle İran dosyası kapandığında diğer cephelerin de kapanacağına inanmıyor. Tam tersine, İran üzerindeki baskının azaltılmasının uzun vadede daha büyük sorunlar üreteceğini düşünüyor. Bu yaklaşımın Trump yönetiminin son dönemdeki politikalarıyla tam olarak örtüştüğünü söylemek zor. Bu yüzden bu toplantıyı belki de biraz abartılı bir şekilde “darbe girişimi” olarak yorumlayanlar var.

Washington son aylarda farklı bir noktaya ilerliyor. Çin yükselmekte, dolayısıyla Pasifik öncelik kazanıyor. Amerikan kamuoyu yeni savaşlar istemiyor. Trump'ın siyasi refleksi de bu tabloya uygun. Ortadoğu'da maliyeti yüksek, sonu belirsiz çatışmalar yerine daha kontrollü bir denge kurmaya çalışıyor. İran'la yapılan anlaşma da bu yaklaşımın ürünü. Bu yüzden Kudüs'teki toplantı iki farklı dünyanın karşılaşması gibi okunabilir. Netanyahu'nun generallere yaptığı sunum biraz da bu nedenle önemli. Çünkü konuştuğu kişiler yalnızca bugünün Amerika'sını değil, yarının Amerika'sını da etkileyebilecek isimler.

ASIL HEDEF BEYAZ SARAY OLMAYABİLİR

Toplantıya bu açıdan bakıldığında daha ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Netanyahu'nun amacı Trump'ı ikna etmek olmayabilir. Trump'ın ne düşündüğünü zaten biliyor. Asıl amaç Washington'ın güvenlik çevrelerine İsrail'in tehdit algısını yeniden anlatmak belki de… JINSA'nın yıllardır yaptığı şey tam olarak bu. Emekli generalleri İsrail'e getirip saha brifingleri veriyor. İsrail'in güvenlik perspektifini aktarıyor. Sonra bu isimler Washington'a dönüyor, bazıları Kongre'de konuşuyor, televizyon programlarında konuşuyor ve en önemlisi Pentagon çevrelerinde etkisini sürdürüyor.

Bu yüzden Netanyahu'nun generallerle görüşmesi İran hakkında olduğu kadar Amerika hakkında da bir toplantıydı. Belki de İsrail Başbakanı'nın en büyük endişesi İran'ın gücü değil. Washington'ın İran'ı artık eskisi kadar büyük bir tehdit olarak görmemeye başlaması. Kudüs'teki masanın etrafında oturan isimler de tam olarak bu yüzden önemli...

Yorumlar2

  • Erkan 31 dakika önce Şikayet Et
    Adamlar 11 eylülü yaptıklarını zaten çarşaf altından itiraf etti.
    Cevapla
  • Sakin 1 saat önce Şikayet Et
    Darbe darbeyi getirir
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat