Rusya ve Çin'in Sahel'deki ideolojik zaferi

  • GİRİŞ02.08.2026 09:22
  • GÜNCELLEME02.08.2026 09:23

Afrika’da herkesin bildiği bir gerçek var. Mali, Burkina Faso ve Nijer gibi Sahel ülkelerinde son yıllarda art arda yaşanan askeri müdahaleler Fransa'nın onlarca yıllık nüfuzunu ve ABD'nin bölgedeki güvenlik mimarisini ciddi biçimde sarstı. Bu süreçte Fransız askerleri üslerini boşalttı, ABD bazı kritik tesislerinden çekildi ve Batı'nın yıllardır inşa ettiği düzen kısa sürede çözülmeye başladı. Peki bu dönüşüm nasıl gerçekleşti? İnsanlar bir sabah "artık sömürülmek istemiyoruz" diyerek mi ayağa kalktı, yoksa Rusya ve Çin uzun yıllara yayılan siyasi, kültürel ve bilgi operasyonlarıyla bu zemini adım adım mı hazırladı?

Mali'den Nijer'e, Burkina Faso'dan Orta Afrika Cumhuriyeti'ne kadar uzanan hatta Batı karşıtı söylem artık yalnızca yönetimlerin değil, geniş toplum kesimlerinin de benimsediği bir siyasi dile dönüştü. Asıl dikkat çekici nokta ise bu öfkenin yıllar içinde nasıl organize edildiği ve güçlü bir ideolojik zemine dönüştürüldüğü.

RUSYA'NIN BİLGİ CEPHESİ

Moskova'nın Sahel'deki etkisi yalnızca askeri danışmanlar ya da güvenlik şirketleriyle sınırlı kalmadı. Rusya, yerel medya ağlarına yatırım yaptı, Fransızca yayın yapan çok sayıda platformun etkisini artırdı ve özellikle radyo yayınları ile sosyal medya üzerinden Batı karşıtı söylemi yaygınlaştırdı. İnternet erişiminin sınırlı olduğu birçok bölgede yerel radyo istasyonları hala en etkili iletişim araçlarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle Orta Afrika Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren Radio Lengo Songo gibi yayın organları Rusya'nın bölgedeki yumuşak güç stratejisinin örnekleri arasında gösteriliyor.

Bunun yanında Facebook, Telegram, TikTok ve WhatsApp üzerinden yayılan kısa videolar, görseller ve propaganda içerikleri sömürge dönemine ilişkin tarihsel travmaları sürekli gündemde tuttu. Fransa'nın doğal kaynakları sömürdüğü, güvenliği sağlayamadığı ve terörle mücadelede başarısız olduğu yönündeki mesajlar geniş kitlelere ulaştı. Milliyetçi söylemleriyle öne çıkan Kemi Seba ve Nathalie Yamb gibi isimler de sosyal medya kampanyaları sayesinde milyonlarca kişiye erişerek Batı karşıtı söylemin en görünür yüzlerinden biri haline geldi.

ÇİN'İN DİJİTAL NÜFUZU

Çin son yirmi yılda Afrika'nın dijital altyapısına yaptığı yatırımlarla kıtada benzersiz bir etki alanı oluşturdu. Bugün Afrika'da satılan akıllı telefonların önemli bir bölümü Çin merkezli şirketler tarafından üretiliyor. Telekomünikasyon altyapısından fiber ağlara, veri merkezlerinden şehir güvenlik sistemlerine kadar uzanan geniş yatırım ağı Pekin'e uzun vadeli stratejik avantaj sağlıyor.

Bazı önemli şirketlerin kurduğu akıllı şehir projeleri birçok Afrika kentinde güvenlik yönetiminde kullanılmaya başlandı. İnsan hakları kuruluşları ise bu sistemlerin bazı ülkelerde muhaliflerin izlenmesi ve kitlesel gözetim amacıyla kullanılabileceği yönünde uyarılarda bulundu. 2018 yılında ortaya çıkan iddialarda ise Çin tarafından inşa edilen Afrika Birliği Genel Merkezi'nin sunucularından yıllar boyunca veri aktarımı yapıldığı öne sürüldü. Çin bu iddiaları kesin bir dille reddetti. Olay, doğruluğu konusunda farklı değerlendirmeler bulunsa da Pekin'in dijital nüfuzunun ne ölçüde genişlediğine ilişkin tartışmaların sembollerinden biri haline geldi.

MADENLER ÜZERİNDEKİ YENİ REKABET

Batı karşıtı atmosfer, Afrika'nın kritik doğal kaynakları üzerindeki küresel rekabeti de yeniden şekillendiriyor. Nijer'de Fransız şirketi Orano'nun faaliyetleri büyük ölçüde sekteye uğrarken Rusya'nın bölgedeki siyasi etkisi belirgin biçimde arttı. Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki Ndassima Altın Madeni çevresinde Rus bağlantılı güvenlik unsurlarının etkisi uluslararası raporlara da yansıdı.

Çin ise özellikle lityum, kobalt ve bakır gibi stratejik minerallerde Afrika'nın en büyük yatırımcılarından biri konumunda. Mali'deki lityum projeleri ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki kobalt sahalarına yapılan milyarlarca dolarlık yatırımlar, Pekin'in enerji dönüşümünde kritik öneme sahip hammaddeleri güvence altına alma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

İÇSEL UYANIŞ VE ANTİ-EMPERYALİST DALGA

Elbette yaşanan dönüşümü yalnızca Moskova veya Pekin'in faaliyetleriyle açıklamak eksik kalır. Sahel toplumları kendi iç dinamikleriyle de güçlü bir egemenlik arayışına girdi. Batı'nın onlarca yıl boyunca desteklediği yönetimlerin yolsuzluğu önleyememesi, terör tehdidini azaltamaması ve ekonomik refah sağlayamaması özellikle genç nüfus arasında ciddi bir hayal kırıklığı oluşturdu.

Sonuç olarak Sahel'de yaşanan değişim tek bir darbeyle ya da tek bir propaganda kampanyasıyla açıklanabilecek kadar basit değil. Tarihsel sömürge hafızası, ekonomik eşitsizlikler, güvenlik krizleri, Rusya'nın bilgi savaşı, Çin'in uzun vadeli ekonomik yatırımları ve Batı'nın stratejik hataları aynı anda etkili oldu. Bugün Sahel'de yaşanan dönüşüm, modern jeopolitiğin yalnızca tanklar ve üslerle değil; medya, veri, altyapı ve toplumsal algı üzerinden de şekillendiğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Bartu Eken / Haber7

Yorumlar4

  • T.C vatandaşı 7 dakika önce Şikayet Et
    Bir şey fark etmemiş aslında Fransız ve batı çıkarılıyor ama içeri girenler yine emperyalistler Çin ve Rusya lityum,nikel,kobalt, altın gibi madenler Çin,in etkisine girmiş, olmayan yerlerde zaten yoklar kurtulmaları için bu madenleri kendilerinin işletmesi şart Devlet idaresini sıkı şekilde elllerine almalılar güvenli paktlarla iş birliği edilmelidir
    Cevapla
  • Aaa 1 saat önce Şikayet Et
    Avrupa'da faşizm oldukca. Bunlar iyi günler
    Cevapla
  • Vatan-Sever 1 saat önce Şikayet Et
    TRT Fransızca yayın yapıyor ama bölgeden asla izlenemiyor. İnternet üzrinden dahi izlenemiyor. Acil çözüm bulunmalı.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Selim 2 saat önce Şikayet Et
    Büyük devletlerin etkisinden ziyade, milletin uyuması geri kalmakta daha etkilidir.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Selim 2 saat önce Şikayet Et
    Ses yok.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat