Husilerin Türkiye'ye tehdidi kabul edilemez

  • GİRİŞ24.09.2026 09:00
  • GÜNCELLEME24.09.2026 09:00

2014'te Yemen'in başkenti Sana'yı ele geçiren İran destekli Husilerin Siyasi Büro üyesi Muhammed el-Buhayti, geçtiğimiz gün Mekke İttifakı'na atıfla Suudi Arabistan'ın yanında yer almaları halinde Türkiye ve Pakistan'ın hedef alınacağını söyledi ve “Bugün Suudi Arabistan'ı nasıl terbiye ediyorsak onları da öyle terbiye ederiz” diyerek skandal ifadelerde bulundu.

Oysa Türkiye'nin Yemen'de askeri operasyon başlattığı, Husi mevzilerini bombaladığı veya asker gönderme kararı aldığı yok. Buna rağmen Ankara'yı tehdit etmek, siyasi ve askeri gerçeklikten kopuk bir meydan okumadır.

HUSİLER AMERİKALILARLA ANLAŞTI

Her toplantılarında “Amerika'ya ölüm” sloganları atan ve bölge ülkelerini Washington ile kurdukları ilişkiler nedeniyle suçlayan Husilerin tarihi, propagandalarıyla örtüşmüyor.

6 Mayıs 2025’e gidelim. Umman Dışişleri Bakanlığı, Washington ile Sana'daki Husi yönetimi arasındaki temaslar sonucunda ateşkes sağlandığını duyurdu. Taraflar birbirlerini hedef almayacaktı. Buna Kızıldeniz ve Babülmendep'teki Amerikan gemileri de dahildi.

Buhayti de son operasyonun ardından Amerikan gemilerini hedef almama konusunda Trump yönetimine güvence verdiklerini doğruladı. Yani Husiler, Amerikan varlığını emperyalizm üzerinden eleştirirken çıkarları gerektirdiğinde Washington'la masaya oturabiliyor.

Üstelik Türkiye, Yemen'deki bombardımanları desteklemedi. 12 Ocak 2024'te ABD ve İngiltere Husi hedeflerini bombalamaya başladığında Cumhurbaşkanı Erdoğan saldırıları “orantısız güç kullanımı” olarak nitelendirdi.

YANLIŞ HESAP PAHALIYA PATLAR

Husilerin Türkiye'yi hedef alan açıklamaları, Ankara'nın bölgesel gelişmeler karşısındaki tutumunu tehdit yoluyla etkileme girişimi.

Üstelik Mekke Savunma İttifakı'nın Türkiye tarafından açıklanan kuruluş amacı saldırgan bir savaş mekanizması oluşturmak değil. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ittifakın savunma temelli olduğunu, devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygıyı esas aldığını ve herhangi bir devlete karşı kurulmadığını açık biçimde ifade etti.

Kızıldeniz'deki Husi saldırıları ise çatışmanın taraflarıyla sınırlı kalmadı. Uluslararası ticaret ve sivil deniz taşımacılığı etkilendi. Farklı ülkelerin ticari gemileri saldırıların hedefi olurken denizciler hayatını kaybetti ve bazı mürettebatlar uzun süre rehin tutuldu.

HUSİLERİN DE İTTİFAKLARI VAR

Husiler bölgesel ittifaklara karşı oldukları için savaşmıyor; kendilerinin de İran, Hizbullah ve Irak'taki silahlı gruplarla bağlantılı bir destek ağı bulunuyor. BM raporlarında teknik yardım, eğitim ve silah sevkiyatına ilişkin bulgular yer alıyor.

Üstelik Husiler gerektiğinde Suudi Arabistan'la da görüştü. Eylül 2023'te Husi heyeti Riyad'a gitti; Umman arabuluculuğunda temaslar yürütüldü.

Dolayısıyla Washington'la ateşkes yapabilen, Riyad'la müzakere edebilen bir hareketin Türkiye'nin bölgesel ortaklıklarını tehdit gerekçesine dönüştürmesi başlı başına bir çelişkidir.

Filistin'e destek vermek de hiçbir yapıya sınırsız kredi sağlamaz. Husi kontrolündeki bölgelerde çocukların silah altına alınması, keyfi gözaltılar, mayın kullanımı ve gazetecilere verilen idam cezaları gibi ağır ihlaller malum. Filistinlilerin haklarını savunmakla Husilerin her eylemini meşru görmek arasında zorunlu bir bağ yok.

ANKARA TEHDİDE BOYUN EĞMEZ

Türkiye'nin Yemen savaşına müdahil olmak istememesi, diplomatik çözümü desteklemesi ve yeni bir cephe açmaktan kaçınması kendi siyasi tercihleridir. Bu tercihlerin silahlı bir hareketin tehdidiyle belirlenmesi ise kabul edilemez.

Ankara'nın Husilerle savaşmak için bir nedeni yok. Yemen halkıyla da bir meselesi bulunmuyor. Türkiye'nin çıkarı, Kızıldeniz'den Körfez'e uzanan yangının söndürülmesinde.

Husilerin de Türkiye'nin bu yaklaşımını zafiyet olarak okumaması gerekir çünkü barış aramak geri çekilmek, diplomasi istemek boyun eğmek anlamına gelmez.

Türkiye bölgesel gerilimin büyümemesini isteyebilir, Yemen'deki savaşın diplomasiyle sona ermesini savunabilir ancak Türkiye'nin nerede duracağına Sana'dan yapılan tehditler karar veremez.

 

Yorumlar8

  • Mustafa 58 dakika önce Şikayet Et
    Pkk bitti diyelim de husiler piyasaya sürülüyor.
    Cevapla
  • Hasan Hüseyin 1 saat önce Şikayet Et
    Yarım kalmış bir hesabımız var yemende...
    Cevapla
  • Misavir-i arz... 1 saat önce Şikayet Et
    katılıyorum....
    Cevapla
  • German 50 1 saat önce Şikayet Et
    Oynat Filmi
    Cevapla
  • Abdulbaki Yesil 1 saat önce Şikayet Et
    Zaten ABD İsrail'in adamları IŞİD El Kaide PKK dhkpc tkpml fetö Kuytul Kuriş bunlar ve dahası aparat örgütler allan genişletme oparatörleri bunlar.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat