ABD Irak'tan bu kez ayrılabilecek mi?
- GİRİŞ01.10.2026 09:16
- GÜNCELLEME01.10.2026 10:04
20 Mart 2003. Amerikan ve İngiliz uçakları Irak'ı bombalamaya başladığında dünyaya oldukça iddialı bir hikaye anlatılıyordu. Saddam Hüseyin'in kitle imha silahları vardı. Irak bölge için tehditti. Diktatörlük devrilecek, yerine demokratik ve istikrarlı bir devlet kurulacaktı. 23 yıl sonra Amerikan askerleri Irak'taki son üslerinden de ayrılıyor. Peki geride nasıl bir Irak bırakıyorlar? Saddam yok. Aranan kimyasal silah depoları bulunamadı. İran'ın Irak üzerindeki etkisi Saddam dönemindekinden çok daha güçlü.
İran destekli silahlı grupların önemli bir bölümü silahlarını teslim etmiş değil. IŞİD hücreleri yeniden organize oluyor.
SAVAŞIN GEREKÇESİ BULUNAMADI
Saddam'ın devrilmesi nedeniyle gözyaşı dökmek için pek sebep bulunmuyor ancak bir gerçek var ki ABD'nin kendi Kitle İmha Silahları Komisyonu bile savaş öncesindeki Amerikan istihbarat değerlendirmelerinin ciddi biçimde yanlış olduğunu kabul etti. Yani önce ülke işgal edildi. Sonra savaşın en önemli gerekçelerinden birinin mevcut olmadığı anlaşıldı. Fakat Irak için artık çok geçti.
SADDAM'LA BİRLİKTE DEVLETİ DE DEVİRDİLER
Saddam rejimi devrilince Baas sisteminin tasfiyesine girişildi. 16 Mayıs 2003'te Geçici Koalisyon Yönetimi'nin 1 numaralı emriyle Baas kadroları kamu kurumlarından çıkarılmaya başlandı.Bir hafta sonra Irak ordusu ve Saddam döneminin güvenlik kurumları dağıtıldı. Bir gecede yüz binlerce silahlı ve eğitimli insan işsiz kaldı. Amerikan ordusunun kendi tarih çalışmaları bile bu kararların binlerce Sünni Arap'ı siyasi sistemin dışına ittiğini, devleti teknik ve bürokratik kadrolardan mahrum bıraktığını ve büyüyen isyan hareketinin insan kaynağını genişlettiğini kabul ediyor.
Amerika bir rejimi değiştirmek isterken devlet mekanizmasını da parçaladı. Sonra o boşluğu doldurmak için yıllarca asker gönderdi. Irak'ın trajedilerinden biri buydu. Önce güvenlik yapısı dağıtıldı. Ardından dağılan güvenlik yapısını yeniden kurmak için milyarlarca dolar harcandı.
TAHRAN’I ZAYIFLATMAK İSTERKEN ALAN AÇTILAR
İşgalin jeopolitik sonuçlarından biri ise Washington açısından daha büyük bir ironi. Saddam Hüseyin İran'ın düşmanıydı. İran-Irak Savaşı iki ülkeyi sekiz yıl boyunca birbirine kırdırmıştı. Saddam devrildiğinde Tahran'ın en önemli bölgesel rakiplerinden biri ortadan kalktı.
Yeni Irak'ta Şii siyasi hareketler güç kazandı. İran'la uzun yıllara dayanan ilişkileri bulunan yapılar devlet içerisinde etkili hale geldi. İran destekli silahlı gruplar zamanla Irak'ın güvenlik mimarisinin parçasına dönüştü.
Bugün Halk Seferberlik Güçleri'nin önemli bölümü resmen Irak güvenlik sisteminin içerisinde fakat bu yapı içerisindeki bazı güçlü İran yanlısı gruplar kendi silahlı kapasitelerini koruyor ve zaman zaman Bağdat'ın merkezi karar mekanizmasından bağımsız hareket edebiliyor.
Amerika şimdi çekilirken aynı milislerin silahsızlandırılmasını istiyor. Başbakan Ali el-Zaidi, Trump'la yaptığı görüşmede milislerin silahsızlandırılması konusunda 30 Eylül hedefini kabul etmişti. Fakat süreç tamamlanamadı. Bağdat şimdi sürenin Haziran 2027'ye kadar uzatılmasını istiyor. Bazı güçlü milisler ise Irak'ın güvenliği sağlanmadan silah bırakmayacaklarını açıkça söylüyor. Amerika Saddam'ı devirdi, İran Irak'ta hiç olmadığı kadar geniş bir nüfuz alanı kazandı.
SALDIRILAR YENİDEN BAŞLADI
Amerikan askerlerinin Irak'tan ayrılmasının gerekçelerinden biri de IŞİD'in artık merkezi bir askeri güç olmaktan çıkarılmış olması. Bu doğru. 2014'te Musul'u alan, Irak'ın yaklaşık üçte birini kontrol eden örgüt artık böyle bir güce sahip değil. Fakat tamamen yok olmadı. Çekilmeye günler kala Kerkük'ün kuzeyindeki Altunköprü'de Irak Terörle Mücadele Servisi iki canlı bomba ile çatıştı. Irak ve Kürt güvenlik yetkilileri özellikle ülkenin kuzeyindeki tartışmalı bölgelerde uyuyan hücrelerin hareketlendiğine ilişkin uyarılarda bulunuyor. Bağdat çok daha rahat. Irak yönetimi güvenlik güçlerinin ülkenin tamamını kontrol edebilecek kapasiteye ulaştığını savunuyor.
2011'de dönelim. Amerikan askerleri o yıl da çekilmişti. Üç yıl sonra Musul örgütün eline geçti. Irak ordusunun bazı birlikleri dağıldı. Amerika bu kez Irak hükümetinin davetiyle geri döndü. Dolayısıyla bugün Bağdat'ın önündeki mesele Amerikan askerlerinin gitmesi değil..."İstikrar var mı yok mu?" sorusu.
ERBİL NEDEN TEDİRGİN?
Çekilmeye en temkinli yaklaşan taraflardan biri Irak Kürt Bölgesel Yönetimi. Çünkü Amerikan varlığı Erbil açısından askeri destekten fazlasını ifade ediyordu. ABD'nin hava savunma sistemleri, istihbarat kapasitesi, gözetleme araçları ve İran bağlantılı gruplara karşı oluşturduğu caydırıcılık Kürt bölgesinin güvenlik denkleminde önemliydi. Amerikan askerleri giderken bu sistemlerin bir bölümü de gidiyor.
Özellikle Amerikan sinyal istihbaratı ve gözetleme kapasitesinin Irak güvenlik güçleri tarafından kısa sürede tamamen ikame edilip edilemeyeceği tartışmalı. Bağdat şimdi Türkiye, Güney Kore ve ABD'den yeni hava savunma sistemleri tedarik etmeyi görüşüyor. Amerika ise Irak'ı tamamen terk etmiyor.
Askeri misyon sona ererken Washington ile Bağdat arasında yeni bir ikili güvenlik ilişkisi kurulacak. İstihbarat paylaşımı, eğitim, silah programları ve terörle mücadele alanındaki iş birliğinin farklı modellerle sürmesi planlanıyor.
TÜRKİYE BAŞİKA'DAN ÇEKİLİYOR
Tam bu dönemde Türkiye açısından da önemli bir gelişme yaşandı. Ankara ve Bağdat, Başika-Zelikan kampının aşamalı biçimde Irak federal hükümetine devredilmesi konusunda anlaştı. Karşılığında Irak'ın Sincar'daki devlet otoritesini tamamen tesis etmesi ve Türkiye'nin güvenlik tehdidi olarak gördüğü yasaklı yabancı silahlı unsurların bölgedeki varlığının sona erdirilmesi öngörülüyor. PKK bağlantılı Sincar Direniş Birlikleri'nin silah bırakması ve uygun görülen mensuplarının Irak güvenlik güçlerine katılması konusunda da ilerleme sağlandı.
Bu denklem Türkiye açısından önemli. Çünkü Başika'nın devri ancak Bağdat'ın gerçekten egemenlik kurabildiği bir Irak'ta anlamlı olabilir. Amerika çekiliyor. Türkiye Başika'daki varlığını azaltmaya hazırlanıyor. Bağdat ise artık şu iddiayı ortaya koyuyor: Irak'ın güvenliğini Irak devleti sağlayacak…
Ancak unutmamak gerekiyor ki egemenlik, yabancı bayrağın indirilmesinden ibaret değildir. Devletin kendi topraklarında silahta ve güvenlik kararında tek otorite olmasıdır.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol