Şakir Zümre-Binbaşı Şener

  • GİRİŞ16.08.2008 09:57
  • GÜNCELLEME16.08.2008 09:57

Hemen belirteyim, bu “Anma” satırları bize okuyucularımızdan ulaştı... Yazı onlarındır...
Benim çağımdakiler Şakir Zümre adını bilirler... Zamanın vazgeçilmesi sobaların markasından...
16 Haziran, rahmetlinin ölüm yıldönümüydü... Ve şöyle biriydi...
“Savunma sanayi alanında üretim yapan, Türkiye’nin ilk ve en büyük özel sektör fabrikasının temelleri 1925 yılında İstanbul, Haliç’te atıldı. Fabrika, Türk girişimci Şakir Zümre tarafından ve tamamı yerli sermaye ile kuruldu. Şakir Zümre, 1885 Varna doğumludur. 1908’de Cenevre’de hukuk fakültesinden mezun oldu. Birinci Dünya Savaşı’nda, Varna Türk milletvekili olarak Sofya’da görevli bulunan, Türk Askeri Ataşe, Yarbay Mustafa Kemal Bey (Atatürk) ile yakın arkadaşlık kurdu. Bu arkadaşlık ve dostluk, Türkiye’nin Ulusal Bağımsızlık Savaşı yıllarında da artarak devam etti. Mareşal Fevzi Çakmak’ın yakın akrabası olan Şakir Zümre, Anadolu’da bağımsızlık savaşı veren ulusal güçlere, yurt dışından silah ve cephane göndererek, imalat-ı Harbiye konusunda uzman, usta ve teknisyen bularak hizmet etti. Bu hizmetlerinin karşılığında TBMM tarafından İstiklâl Madalyası ile ödüllendirildi. Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye’ye geldi. Silah ve cephanelerin üretimini yaptı. Hava Kuvvetleri’nin ilk cephane gereksinimleri Şakir Zümre Fabrikası tarafından üretilmiştir. Çeşitli boylardaki su bombaları ve cephaneler de fabrikanın seri üretimleri arasındadır. Şakir Zümre Fabrikası çeşitli ülkelerden siparişler almış ve üretimler yapmıştır. İhracat yaptığı ülkelerden kimileri Yunanistan, Bulgaristan, Polonya ve Mısır’dır. Yunan ordusunun “Bomba” gereksinimini karşılamak üzere 1937 yılının Şubat ayında Yunanistan’la yapılan 1,5 milyon liralık “İş sözleşmesi”, Türkiye’de büyük bir ekonomik zafer olarak değerlendirilmiş ve gazetelerimizin birinci sayfalarında önemli haberler arasında yer almıştır: Türk özel sektöründe üretilen, mazotla çalışan, 5 beygir gücünde ilk motor da Şakir Zümre Fabrikası’nda üretilmiştir...”
Ve Binbaşı Şener, ì14 Ekim 1987. Ankara Mürted.
Bir F16 frenlerini bırakmış, hızlanıyordu. 86-0068 kuyruk numaralı O F16, tarihimizde yeni bir sayfa açıyordu. Türkiye’de üretilen ilk savaş uçağıydı. İlk kez test ediliyordu. Haliyle, düşme ihtimali yüksekti.
Pilot, 36 yaşında bir binbaşıydı. Şener Koltuk.
‘Kelle Koltuk’ diyorlardı ona. Kalktı, daldı, çıktı, yattı, döndü ve sağ salim indi. ‘Tamam’ dedi, ‘Bu uçar...’
*
Gözü karaydı, mangal yürekli... Kıbrıs’ta savaştı.
F100’le... Bu F100 dedikleri, hesapta avcı bombardıman uçağı ama, aslında soba borusu gibi bi şey... ABD’nin bize envanter dışından kakaladığı uçaklardan... 1953 model! Onunla dağıttı mütecavizi.
F104 macerası var bir de...
Bandırma’ya inecek, basıyor düğmeye, sol iniş takımı açılmıyor... Komutan, Cumhur Asparuk Paşa... ‘Atla’ diyor, ‘Uçağın canı cehenneme, pilotumdan kıymetli değil...’ Atlasa, rutin kontrol için hastaneye gidecek, 28 gün uçuştan men edilecek, kural bu... Uçak arızalı ama, pilot daha arızalı! ‘Çorbayı akşam evde içeceğim komutanım’ diyor, atlamıyor!
Gövde üstü indiriyor uçağı! Hem de öyle indiriyor ki, tereyağından kıl çeker gibi, tekerlekle inse bu kadar olur... Aynı uçağı, 27 gün sonra ‘kendisi’ test ediyor ve yeniden Hava Kuvvetleri’ne dahil ediyor!
521 uçağın test uçuşunu yaptı. 521 kez ‘maksimum’ riske attı hayatını... Bu bir dünya rekoru... Çünkü, binlerce parça ve milyonlarca hesaptan oluşan ‘sıfır kilometre’ 521 uçağı, düşürmeden indiren başka bir pilot yok dünyada! Emekli oldu sonra... ABD’den iş teklifi aldı. Acayip paralar teklif edildi. Gitmedi.
‘Ben bu işi para için yapmadım, bu vatanın ne toprağını terk edebilirim, ne gökyüzünü’ dedi. Restoran açtı. ‘Ticaret yapmak F16 uçurmaktan zor’ diyordu arkadaşlarına: ‘Buzda kayıyorsun, suya yazı yazıyorlar, dürüstlük yok! Ve tarih, 13 Haziran 2008...Yer, Ankara Kocatepe Camii... Musalla taşında ay-yıldızlı tabut. Şener Koltuk...
Henüz 57 yaşında kalp krizinden vefat etti.
Türbana yada Ergenekon’a kafa yorduğunuz için haberinizin olduğunu sanmıyorum, yazayım dedim... Türkiye, hakkı ödenmez bir kahramanını sessiz sedasız toprağa verdi. Allah rahmet eylesin...”
Aziz ruhlarına huzur dileyebilsek!!

BEHİÇ KILIÇ -TERCÜMAN

behic.kilic@tercuman.com.tr

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat