Halep ve IŞİD’den sonraki hedef PYD
- GİRİŞ18.02.2016 10:14
- GÜNCELLEME18.02.2016 10:14
En çok açığa düşenler ABD’nin başını çektiği blok ile İran, Rusya ve onlarla hareket eden PKK’nın Suriye’deki kolu PYD oldu.
Obama’nın ‘tolerance indifference/ilgisiz hoşgörü’ tavrının Suriye’deki trajedinin temel faktörü olduğunda dünya hemfikir.
Bütün prensip ve değerlerinden taviz veren bir Batı dünyası gördük Suriye’de.
İslami ilkelerin yılmaz savunucusu İran’ın ise mezhebi ve katliamcı yüzüne şahitlik ettik.
Benzer şekilde ABD’yi kaos çıkarmakla suçlayan Rusya’nın da Suriye’ye ayak basar basmaz bütün kimyası bozuldu.
Ukrayna’daki muhalifleri ‘halkın fedaileri’ diye selamlayan ve onlara her türlü yardımı yapan Rusya, Suriye’deki muhalifleri ise ‘terörist’ diye yaftalamaya başladı.
Oysa Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Ukrayna krizinde “Muhaliflerin evleri yıkılıyor, çocuk ve kadınları öldürülüyor. Özgürlüklerini savunmak, rejime karşı çıkmak onların en temel hakkıdır” diyordu.
Şimdi aynı Rusya, Halep başta olmak üzere İdlib ve Azez’de savaş suçları işliyor.
Kadın ve çocuklarını korumaya çalışan muhaliflerin evlerini Hazar Denizi’nden fırlattığı füzelerle başlarına yıkıyor.
Hastane ve okul ayrımı yapmadan sivilleri katlediyor.
***
Ancak büyüsü en çok bozuma uğrayan aktör PYD oldu.
Suriye’de rejim karşıtı gösteriler başladığında “Biz ne muhaliflerle ne de Esad ile hareket edeceğiz. Üçüncü Yol’u temsil ediyoruz” diyorlardı.
Bugün Esad’ın emir erleri ve inşa ettikleri Rojava’nın da bir İran ve Suriye projesi olduğu ortaya çıktı.
Suriye'nin BM Temsilcisi Beşşar Caferi önceki gün “ABD ve Rusya'nın yanı sıra biz de PYD’yi destekliyoruz” dedi.
Kürt yazar Jan Dost’un ifade ettiği gibi PYD, Şam’ın Kürt bölgelerini kontrol için kullandığı bir ‘sopa’dan başka işlev göremedi.
Kobanili ünlü şair ve romancıya göre PYD, “Elbisesi Kürdi ama et ve kemiği tümüyle Şam’daki rejim” olan bir yapılanma.
Şam’ın “PYD ile birlikteyiz” açıklaması da bunu tescilliyor zaten.
Şimdi bazıları, ABD ve Rusya’nın PYD’ye desteğini Türkiye için stratejik bir handikap olarak görebilir.
Fakat Türkiye’nin ağırlığını koymasıyla Batı, PYD’den yavaş yavaş yüz çeviriyor.
Brüksel veya Washington’da değil de Moskova’da ofis açmaları bunun göstergesi.
Burada Obama’nın temsilcisinin 1 Şubat’taki Kobani ziyaretine de açıklık getirmek lazım.
ABD, Türkiye’nin baskısıyla PYD’nin 29 Ocak’taki Cenevre görüşmelerine katılmasına karşı çıkamadı.
Bu hatasını telafi için de IŞİD Temsilcisi Brett McGurk, Kobani’ye yollandı.
Yani Kobani çıkarması aslında aldatılan PYD’ye bir teselli ziyaretiydi, lanse edildiği gibi bir destek gösterisi değildi.
Kritik olan şey, Türkiye’nin basıncıyla ABD’nin geri adım atmasıdır.
Şurası açık ki 1 Kasım’dan sonra Washington, Suriye politikasında Türkiye ile işbirliği içerisinde harekete mecbur kaldı.
Batı medyası şimdiden ABD ve Avrupa’nın Rojava devrimine ihanetini konuşuyor.
Yorumlarda “ABD hiçbir zaman Suriye Kürtlerine sahip olmadı ki onları kaybetsin” tezi revaçta.
ABD’nin Kürtlere yaptığı ihanetlere işaretle “Amerika’nın dostu sadece Amerika’dır” gerçeği hatırlatılıyor.
***
Türkiye sadece PYD’nin oyununu değil ABD ve Rusya’nın Suriye’de ortak cephe kurma stratejisini de baltaladı.
Nitekim 24 Kasım 2015’te Rus jetinin düşürülmesi NATO müttefiklerini taraf tutmaya zorladı.
Türkiye’nin PYD’yi topa tutması ise Batı’yı Rusya’ya karşı pozisyon almaya itiyor.
Medya Putin’e savaş açarken Obama’ya bile cesaret geldi.
İlk kez kendinden emin şekilde konuştu: “Ben dememiş miydim Rusya Suriye’de bataklığa saplanacak diye!”
Rusya batağı görünce, Afganistan’daki gibi çekip gider ama olan Kremlin’in ipine sarılan PYD’ye olur.
Esad’ın müttefikleriyle flört eden PYD, savaş sonrasında Şam üzerinde en çok nüfuza Moskova’nın sahip olacağını hesap ediyor belki de.
Fakat unutmasınlar Esad, Halep ve IŞİD’den sonra ilk olarak Kürtlere saldıracaktır.
Yorumlar1