Sömürgecilerin A ve B planları

  • GİRİŞ25.02.2016 10:04
  • GÜNCELLEME25.02.2016 10:12

ABD’nin ‘B Planı’ yani ‘bölünme’ seçeneğine Rusya “Böyle bir ihtimal masada yok. Biz ‘A Planı’na yani ‘ateşkese’ bağlıyız” açıklamasıyla tepki gösterdi.

Öyle anlaşılıyor ki, Suriye’yi gizlice pay eden ortakların keyfi pastadan alınacak dilimin miktarı konusunda limonileşiyor.

Yoksa Suriye’nin parçalanmasına dair bir sorunları yok.

Çünkü iki aktörün planı da aynı kapıya çıkıyor.

Hatırlayalım, geçen hafta ABD Başkanı Obama nasıl bir çıkışta bulunmuştu?

“Rusya kendini bir bataklığa sokacak demiştim ve kesinlikle bu olacak. Ülkenin dörtte üçü hâlâ Esad’dan başka kişilerin elinde. Bu yakın zamanda da bitmeyecek.” 

Obama diplomatik dille Putin’e şunu iletti: “Sana verilen paya razı ol ve daha fazlasını isteme!”

Fakat güç boşluğunu gören Rusya hedef büyüttü.

WSJ’nin geçen haftaki başyazında da “Obama’nın öngördüğü Rus bataklığı bu değildi” denilerek sınırlarını aşan Putin’den duyulan rahatsızlık dile getirilmişti.

Ama Putin ateşkese rağmen saldırılarını devam ettirerek Halep ve diğer kentleri de almayı ve bu yolla Esad’ı iktidarda tutarak neredeyse tüm Suriye üzerinde söz sahibi olmayı hesaplıyor. 

Brooking Enstitüsü Başkanı Strobe Talbott’un da ifade ettiği gibi “ABD’nin onayladığı ateşkes anlaşması aslında ‘de facto/fiili’ bir bölünmüşlük ve bir Rus nüfuz alanının oluşturulması anlamına geliyor.”

Rusya’nın ‘A Planı’nın amacı işte bu nüfuz sahasını olabildiğince artırmak.

Oysa ABD’nin Rusya’ya verdiği Suriye diliminde, sadece Akdeniz kıyılarını kapsayacak küçük bir Nusayri Devleti vardı.  

****

Suriye’nin paylaşımına dair bu son çıkışlar iki emperyal aktörün ‘yeni satranç hamleleri’dir.

Suriye’de şimdiye kadar Çeçenistan’daki soykırım stratejisine göre hareket eden Rusya, şimdi ateşkesle çatışmaların yerli yerinde dondurulmasını öngörüyor.

Tıpkı 2008’deki Gürcistan işgali ve Ukrayna’nın doğusu için geçen yıl imzalanan Minsk anlaşmasında olduğu gibi.

Ancak sürekli kaba güce güvenmenin bedeli Rusya’nın komşularıyla kopuşunu da hızlandırıyor.

Gürcistan, Ukrayna, Kazakistan ve hatta Belarus bunun son örnekleri.  

Yine aynı sebepten ötürü şimdi de Suudi Arabistan ve Türkiye gibi zorlu rakipler edindi.

Kaba güç siyasetini eski Sovyet ülkelerinde deneyen ve sonuca ulaşan Rusya, bu kez çok uzaklardaki Suriye’de aynı stratejiyi test ediyor. 

Bu nedenle Afganistan’da olduğu gibi ikinci bir hüsranla karşılaşması kaçınılmaz görünüyor.

Çünkü Rusya’nın Suriye’de kazanabilecekleri yanında karşılaşabileceği riskler de çok büyük.

Özellikle Rusya’daki Müslümanların çoğunluğunun Sünni olması Kremlin’i kara kara düşündürüyor.

Ayrıca Ortadoğu’dan yayılacak yıkıcı dalgalar Kafkaslar, Dağlık Karabağ ve Tacikistan olmak üzere Orta Asya’daki çatışmaların artmasını da tetikleyebilir.

***

Bu tabloya göre Suriye’de AB, ABD, Çin, Rusya, İran ve Türkiye’nin içinde yer aldığı kapışma daha da derinleşecek gibi.  

Çünkü sistemdeki merkezi aktör ABD bu gerilimi çözecek kudrete sahip değil.

ABD’nin gücü zayıfladıkça Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi aktörlerin mevut durumdan azami çıkar sağlamak için her tür güç mekanizmasını devreye soktuğunu görüyoruz.

Çin ekonomik rüşvet Rusya kaba güç Almanya ise hinterlandını tasarruf kırbacıyla rehin almaya çalışıyor.

Bu anlamda küresel sistem 2016 itibariyle tıpkı 1990'larda SSCB'nin maruz kaldığı dağılma ve yeniden inşa aşamasından geçiyor.

Avrupa ve Arap ülkeleri, ABD’nin bir iddiasının kalmadığı inancında.

Rusya’nın ABD’den boşalan yeri doldurması herkesi endişelendiriyor.

Avrupalı tarihçi W. R. Mead, “ABD ve Rusya’nın hesaplamalarında yerimiz giderek kayboluyor” diyerek kıtanın duygularına tercüman oldu.

Arap ülkeleri gelecek hafta Moskova’da Rus-Arap forumunda buluşacak.

Rusya, 1980’lerdeki gibi yine çekim merkezi olmaya başladı.  

Küresel siyasette artık mücadele etkili güçlerin jeo-politik çatışması ve beka kaygısı şeklinde seyrediyor.

Bu da bölünme ve parçalanmaları daha çok tetikliyor.

Eğer dış güçlerin ve onlarla hareket eden İran’ın Suriye, Irak, Lübnan ve Libya’yı kasıp kavurma kabiliyeti kontrol altına alınamazsa Levant (Doğu Akdeniz) ve Mezopotamya başta olmak üzere İslam dünyasının parçalanması artarak devam edecek.

Adına ister A ister B planı deyin.

İsimleri farklı da olsa bu planlara dair değişmeyen tek bir hakikat var.

O da bu planların her yönüyle birer emperyal senaryo olmalarıdır.

Yorumlar2

  • murad 9 yıl önce Şikayet Et
    Tüm islam alemi türkiye etrafında birleşmeli
    Cevapla
  • ANKARA 9 yıl önce Şikayet Et
    Niye ki..
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat