Reis'i deviremeyen ‘üst akıl' Türkiye'yi...
- GİRİŞ06.06.2016 09:38
- GÜNCELLEME06.06.2016 09:38
Lafı hiç uzatmadan söyleyelim. İlk olarak Erdoğan'dan vazgeçmemizi istiyorlar. “Eğer Erdoğan'a sahip çıkarsanız ona karşı çıkanlar da dahil hepinizi ayırım gözetmeden topluca cezalandırırız.” tehdidi savuruyorlar.
Emperyal üst aklın ‘soykırım kartı'nı da açmasıyla Türkiye'ye karşı devreye sokulan terör stratejisinde artık son perdeyi seyrediyoruz.
Soğuk Savaş döneminde CIA'nın Afrika ve Latin Amerika'da kimi rejimlere yönelik sürdürdüğü kaos ve terör siyaseti, yeniden etkili bir enstrümana dönüştü.
Deyim yerindeyse 11 Eylül 2001'den bu yana uluslararası siyaseti; terör örgütleri eliyle hedef seçilen ülkeye karşı her tür enstrümanın devreye sokulduğu ‘kirli iç ve dış saldırılar' domine etmeye başladı.
El Kaide bahanesiyle Irak ve Afganistan işgal edildi.
Şimdi de DAEŞ bahanesiyle Ortadoğu yeniden dizayn ediliyor.
Ukrayna ve Mısır'a dış destekli darbelerle yeniden format atıldı.
Arap Baharı ile adalet, özgürlük ve eşitlik isteyen Müslüman ülkeler karşı devrimlerle kaos ve iç çatışmalara sürüklendi.
Bu anlamda bir tek Türkiye'ye diş geçiremediler.
“Erdoğan'sız AK Parti veya Erdoğan'sız Türkiye” projesi kapsamında 2013 yılının Mayıs ayından beri içeriden ve dışarıdan acımasız saldırılara maruz kalıyoruz.
Ülkemize yönelik her tür unsur, grup, örgüt ve yöntem eş zamanlı olarak aktive edilmiş durumda.
Bu saldırıların son örneği, Almanya Meclisi'nin geçen hafta kabul ettiği sözde Ermeni soykırımı tasarısıydı.
Şurası kesin ki bu tasarının kabul edilmesi, 20 Temmuz 2014'te 34 kişinin öldüğü Suruç ve 10 Ekim 2014'te 103 kişinin öldüğü Ankara'daki katliamları aratmayan diplomatik bir terör eylemidir.
***
Bu bağlamda, FETÖ ve PKK gibi örgütlere sahip çıkan, Irak ve Suriye'de işlemediği soykırım suçu kalmayan “üst aklın” eskimeyen maşası Almanya eliyle Türkiye'ye ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sahip çıkan tüm kesimlere verdiği bu kolektif cezanın mahiyetini çok iyi anlamalıyız.
Dost da düşman da biliyor ki bu diplomatik terör eyleminin asıl hedefi, yeni Türkiye'ye liderlik eden Erdoğan'dır ve Erdoğan'a sahip çıkan tüm kesimlerdir.
Bir bakıma Erdoğan'ı deviremeyenler şimdi ona destek veren bütün Anadolu'ya bedel ödetmeye kalkıyor.
Hem de hiçbir ayırım gözetmeden.
Bu tasarıyı kabul edenlerin güdüsüyle Erdoğan'a sahip çıkan halka “bidon kafalılar” diyen Özdillerin güdüsü tek yumurta ikizleri kadar aynıdır.
Nitekim 1 Kasım hezimetinden sonra FETÖ lideri bedduasını artık açıktan halka yöneltirken Özdilleşenlerin kervanına katılan Bulaçlar bile Erdoğan'a sahip çıkan milli iradeyi “açgözlü ve egoist halk” diye aşağılamaya başladı.
Batı medyası zaten Gezi'den bu yana “Batılılaşamamış Müslümanların Türkiye'yi yönetmesine izin verilmemeli” diye tepinip duruyor.
Şu gerçeği akıldan çıkarmamak lazım.
10 Ağustos 2015'teki cumhurbaşkanlığı ve 1 Kasım 2016'daki genel seçimlerde ağır darbe alan “üst aklın” adeta kimyası bozuldu.
Eş zamanlı devreye soktuğu PKK, FETÖ ve DAEŞ terör örgütleri, emperyal efendilerinin ellerine tutuşturduğu projeyi gerçekleştiremedi.
Devreye sokulan İran ve Rusya'nın saldırıları da püskürtüldü.
Rusya'nın öncülük ettiği “Türkiye'yi terörist ülke ilan edelim” kampanyası ellerinde patladı.
Unutmayalım…
Kaos ve terör siyasetinin pimi Gezi'deki sokak kalkışmalarıyla çekilmişti.
2013'teki sokak darbesiyle iç ve dış tüm “yumuşak güçler” harekete geçirildi.
Ardından paralel darbecilerin düğmesine basıldı.
Sonra Suruç saldırısı ile PKK tekrar etkin hale getirildi.
Ardından Ankara katliamıyla DAEŞ aktifleştirildi.
Yani Şam ile ona arka çıkan Tahran ve Moskova birlikte Türkiye'nin üzerine salındı.
Tahran ve Moskova demek, bu iki güç ile son zamanlarda balayı dönemine giren ABD ve Avrupa demektir.
Bütün bu saldırılar akamete uğrayınca şimdi “üst akıl” son kozu olan Ermeni soykırımı ile Türkiye'yi tehdit ediyor.
***
Peki Türkiye'yi hedef seçen “üst akıl ve maşaları” ne istiyor bizden?
Lafı hiç uzatmadan söyleyelim…
Öncelikle Recep Tayyip Erdoğan'dan vazgeçmemizi istiyorlar.
Sadece Sayın Erdoğan'a destek verenlere değil Türkiye'de yaşayan herkese, “Eğer Erdoğan'a sahip çıkarsanız bütün Türkiye'yi hatta ona karşı çıkanları da yakarız. Hepinizi ayırım gözetmeden kolektif olarak, topluca cezalandırırız.” diyorlar.
Yani millet ve devlet olma iddiamızdan vazgeçmemizi, hayallerimizle vedalaşmamızı talep ediyorlar.
Bizi Irak ve Suriye'de işgalcilerin politikalarına teslim olmaya, Anadolu'ya yeniden hapsolmaya ve Ortadoğu'daki emperyal kirli dizayna boyun eğmeye zorluyorlar.
Oysa bu artık mümkün değil.
Bu zilleti ancak köle ruhlular kabul eder.
Ve unuttukları bir şey var.
Milletiyle bütünleşen Erdoğan'ı da İslam dünyasının umudu haline gelen Türkiye'yi de artık hiçbir güç deviremez.
Cin şişeden çıktı bir kere!
Yorumlar5