30 Mart'ın şifreleri
- GİRİŞ27.03.2014 08:15
- GÜNCELLEME27.03.2014 08:15
Ama olmadı. "Açık oy-gizli tasnif" garabetinden tutun, çalınan sandıklar, değiştirilen tutanaklar sonucu diktatörlük yine kazandı.
Bu diktatörlük, ancak 1950'de yıkıldı. Merhum Adnan Menderes'li Demokrat Parti, eze eze iktidara geldi.
Ancak halkın zaferine fazla tahammül edemediler. İçdış odaklı koalisyon, TSK içindeki bir cuntayı vurucu güç olarak kullanarak 27 Mayıs darbesini gerçekleştirdi. 1960'dan başlayarak Türkiye'de uygulamaya konulan darbelerin vurucu gücü, hep ORDU idi.
17 Aralık darbesinde ilk kez cemaatin paralel yapısı, emniyetyargı cuntasını kullanıyorlar.
Hedeflerinde Tayyip Erdoğan üzerinden Türkiye'nin geleceğini parselleme yatıyor. Muhalefet partileri, "Büyük Türkiye" için yola çıksalar, üzülmeyeceğiz. Öyle olmadığını aylardır görüyoruz.
Milli karakterli Erdoğan
Yahudi sermayeli İngiliz, Amerikan medyası harekette.
Neo-Con&CIA direktörleri meydanda.
Montaj kasetler siyasal mühendislik araçları olarak kullanımda. Bunlara ümidini bağlayan, Eski Türkiye'ciler karşımızda. 1950'den bu yana, 15 genel seçim, 11 yerel (belediye) seçim yapıldı.
Her seçimin anlam ve önemi birbirine çok benziyordu. Türkiye ilk defa bambaşka özellikleri bulunan bir yerel seçime gidiyor. Bu seçim yerel olmaktan çıktı. Bir genel seçim durumuna girdi. 30 Mart seçimlerinde, yerel liderler değil, sadece iktidarda bulunan AK Parti değil, Türkiye'nin geleceği seçime giriyor. Türkiye'nin Turgut Özal'dan sonra çıkardığı liderlik, EMPERYALİSTLERE KAFA TUTAN MİLLİ KARAKTERLİ Tayyip Erdoğan sandığa giriyor. Bir yanda, ABDİNGİLTERE-
İSRAİL hattındaki beyinler-Fethullah Gülen-Kemal Kılıçdaroğlu-MHP-Büyük Sermaye, Statükocu STK'ların oluşturduğu Küresel koalisyon, diğer yanda "Büyük Türkiye" hedefine kilitlenmiş Başbakan Erdoğan ve milli güçler.
Hakem, aziz halkımız. Ya, Eski Türkiye kazanacak, ya da Yeni Türkiye...
Yazının devamı için tıklayın >>>>
Yorumlar2