Derin Almanya neyin peşinde?
- GİRİŞ01.05.2014 08:57
- GÜNCELLEME01.05.2014 08:57
Almanya Cumhurbaşkanı Gauck "Söylediklerimi içişlerine müdahale olarak algılamayın" dedi ama kuvvetler ayrımı, yargı bağımsızlığı, internet kısıtlanması, MİT yasası ve Gezi olaylarına kadar birçok konuda mesajlar vererek, misafir olduğu ülkemiz insanlarına karşı çok rahatsız edici bir tavır sergiledi.
Hazırlanmış, gelmiş, Türkiye karşıtı Küresel Koalisyon'un ve Başbakan Merkel'in sözcülüğüne soyunmuş gibiydi... İçimizdeki Almanlar, İrlandalılar da zil takıp oynayacaklar adeta...
Yazık! Almanya'nın sıcak denizlere, uluslararası enerji kaynaklarına ulaşabilmesi için aşması gereken güzergâhta, dün Osmanlı İmparatorluğu bugün ise Türkiye yer alıyor.
1989 yılında Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla iki Almanya'nın birleşmesinden güç alan Alman yönetimi Türkiye'nin dostluğunu kazanmak yerine, çıkarlarını Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmesinde görüyordu ve bunun için de sığınmacıları kullanıyordu.
Bir bakıma mülteci-terörist tezgâhını işletmeye başlıyordu. Lojistik kaynak sağlamanın yanı sıra, bölücü örgüte en fazla siyasi desteği de 80'li ve 90'lı yıllarda Almanya veriyordu.
Büyük Türkiye...
2002 sonrası Türkiye, bir bambaşka konuma geldi. Bölgesel Güç konumuyla yakın coğrafya kılcal damarlarına akmaya başladı. İşte bu noktada, Yeni Türkiye stratejisi ile Almanya'nın yöneleceği coğrafya stratejisi çatışmaktadır.
Günümüzde belirgin Alman dış politikasının temelinde, Balkanlar ve Orta Doğu ekseninde etkili konuma gelmek var. Bunun sonucu Almanya, Orta ve Doğu Avrupa'da kendi lehine doğan boşlukta yer alan ülkelerin, AB'ne üyelik müracaatlarına önem vermeye başlamış, Karadeniz'e kadar uzanmıştır. Bu hatta karşısında Türkiye var.
Doğu Akdeniz'deki İsrail-Rum işbirliğinden çıkan gazı Avrupa'ya nakletmek...
Kıbrıs Rumları ile yakın ilişkide olmak...
Bu hatta da Türkiye var. Dünyada ekonomik güç merkezi Batı'dan Doğu'ya kayıyor.
Bu ticari eksenden pay almak için Almanya'nın atakları varken, Doğu ile ilişkileri geliştiren Türkiye arada yükseliyor.
Batı'nın derdi Türkiye'nin yönetebileceği bir ülke konumunda kalmasıdır. Evet Türkiye'nin bölgede bağımsız hareket etmesinden, Rusya ile doğal gaz anlaşması yapmasında, hatta nükleer santral yapımından, Kuzey Irak Yönetimi ile sıkı ilişki kurmasından rahatsız oldukları anlaşılıyor.
Gezi'den nemalananlar
2013 yılının önemli olaylarını tekrar hatırlayalım. Türkiye, tarihinin en büyük yatırımlarını gerçekleştirdi. Rahatsız olan odakların tezgâhı ile Taksim-Gezi eylemleri devreye sokuldu.
Biliyoruz, ilişkilerin esası çıkar üzerine kuruludur. Her ülke kendine rakip gördüğü ülkedeki zayıflıkları kullanmak ister.
Nitekim, Gezi Parkı'ndaki protestolar bazı ülkelerin devrede olduğunu göstermiştir.
Türkiye'de bu kadar geniş bir psikolojik harekâtı yapabilecek olan ülkeler bizim müttefik olduklarımız arasındadır. Ne yazık ki, perdeye bakarsanız karşımıza Avrupa haritası ve Almanya çıkar.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol