İslam Ordu'lu jeopolitik hamlemiz

  • GİRİŞ14.03.2016 09:57
  • GÜNCELLEME14.03.2016 09:57

34 Müslüman ülke 'İslam Ülkeleri Ortak Ordusu'nu kurdu. Önceki hafta dünyanın en büyük askeri tatbikatını tamamladı. Bu aslında bir "Dünya Savaşı Provası" idi. Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından sonra Müslüman ülkeler arasında bu özellikte bir ittifak ilk kez kuruluyordu ve Ortadoğu'da yeni haritalar çizilirken, yeniden paylaşma planlarını yapılırken, kritik bir zamanda İslam ordusunun kurulması, yeni yüzyılın en hayati stratejik hamlemizdi. Başbakan Ahmet Davutoğlu ile beraber kamuflaj elbisesiyle Katar'a giden Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar derin anlamlı mesajları vermişti. Bu koalisyon çok önemli bir umuttu. 1.7 milyar Müslümanın beklentilerine çare olabilecek bir adımdı. Koalisyonun yaptığı ilk tatbikat Ra'du'ş Şimal (Kuzey Gök Gürültüsü) Haçlıların nefesini kesti. Uykularını kaçırmaya yetti.

Küresel Denklem hızla değişiyor. 

Birinci Dünya Savaşı'yla Osmanlı Devleti yıkıldıktan, hilafetin de kaldırılmasıyla başsız kalan, ortak bir siyasi irade ve tavır gösteremeyen Müslümanlar, geride kalan yüzyılda perişan oldular. Dağıldılar. Haçlı zihniyetinin sembol ülkeleri,

Amerika-Rusya-İngiltere-Almanya-Fransa'nın İşgalci galip güçleri ağırlıklı olarak Müslüman ülkeleri sömürerek, kirli sermayeyle, dünyevi zenginliklere sahip oldular. BM, NATO, İMF, Dünya Bankası gibi kurumlar ve uluslararası mahkemeler, küresel sistemin yani sömürge düzeninin tahkimi ve idamesi için planlandı ve çalışıyordu. Yüzyıldır süren bu küresel düzene itiraz edecek, isyan edecek halkların ve devletlerin çıkmaması, gelişmemesi için özellikle İslam ülkeleriyle, Afrika halklarıyla sürekli oynadılar. Ya iç karışıklıklarla bu ülkelerin istikrarını önlediler ya da komşu ülkeleri birbirleriyle çatıştıracak oyunlar kurguladılar. Bir gün geldi.

Oyun bitti. Yüzyıldır dağıtılmış Müslümanlar, uyandılar. 34 Müslüman Devlet, 'İslam Ülkeleri Ortak Ordusu'nu kurdu. Yeni Türkiye'nin mimarisinde koalisyonda yer alan ülkeler: Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan, Filistin, Libya, Bahreyn, Bangladeş, Mısır, Fas, Somali, Kuveyt, Yemen, Benin, Çad, Togo, Tunus, Cibuti, Senegal, Sudan, Sierra Leone, Gabon, Gine, Komorlar İslam Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Lübnan, Maldivler Cumhuriyeti, Mali, Malezya, Moritanya, Nijer ve Nijerya.

TÜRKİYE'NİN BASRA-KIZILDENİZ-AKDENİZ KUŞATMASI: Türkiye'miz, Katar, Somali ve Cibuti'de üs kurma kararıyla, 21 inci yüzyılın en hayati stratejik hamlelerine hazırlandığını göstermişti.

Bölgenin güvenlik yapısında belli bir boşluğu doğmaması hususunda, tam zamanında Türkiye jeopolitik hamleler yapmaya başladı. Bölge devletlerinin de bölgesel aktörlerle ittifak ilişkileri geliştirmeye yönlenmesi, Türkiye ataklarına bir derinlik kazandırdı.
Bunlar ülkemizin bölgesel aktörlük iddiası ile yakından ilintiliydi. Bölgesel aktörlük iddiasının diğer bir boyutu da Türkiye'nin üs ve güvenlik ilişkileri aracılığıyla tarihsel coğrafyasının dışındaki bir güç mücadelesinde müdahil etken olarak yer almasıdır.

SONUÇ: Yakın coğrafyamızda, baş döndürücü hızla gelişen olaylar var. Bölgemizde ve dünyada gerçekten İslam dünyası açısından tarihi fırsatlar doğuyor. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'a, Güney Amerika ve Batı Afrika ziyaretlerinde ülke yönetimleri ve halklarının verdiği değer ve önem Batı'yı çok ürküttü. Küresel denklemde büyük bir kırılma ve dönüşüm yaşanırken, mimarisini Yeni Türkiye'nin gerçekleştirdiği İslam Ordusu, dünyanın en büyük askeri tatbikatını yaparak "güç' gösterdi. İsmi bile yeter: Ra'du'ş Şimal (Kuzey Gök Gürültüsü) Birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz sürece, 21'inci yüzyılda Büyük Türkiye, alışılmış, ezberlenmiş uluslararası denklemi alt-üst etmeye kararlıdır.

Yorumlar1

  • Havva Cantekin 9 yıl önce Şikayet Et
    Allah nurunu mtlaka tamamlayacaktir kafirler istemesede.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat