İslam coğrafyasında Erdoğan’ın liderliği

  • GİRİŞ10.04.2016 10:03
  • GÜNCELLEME10.04.2016 10:03

Bu gelişmeler içinde üzerinde oynanan oyunlardan en çok muzdarip olan maalesef Müslüman ülkeler olmaktadır.

Emperyalist ülkelerin stratejik beyinlerince kurgulanan yeni haritalara ve sömürgeciliğine karşı Müslüman ülkelerde stratejik liderlik boyutu karşımıza çıkmaktadır.

Bilindiği gibi stratejik lider; değişim zamanlarını öngören, belirleyen ve yöneten kişidir. Aziz Milletimizin tarihi okumalarıyla 2002'den bu yana Yeni Türkiye, yeni yüzyılda stratejik lider Tayyip Erdoğan'la bir kutlu yürüyüşü başlattı. Tayyip Erdoğan'ın Stratejik Liderliğiyle "Vizyon oluşturabilme, durum analizi yapma, belirsizliklere karşı hazırlıklı olma, baş edebilme, cesur kararlar alabilme, öngörüye sahip olabilme, değişen şartlara cevap verebilme, esnek olabilme, karar alma, uygulatma, takım ruhu oluşturma" gibi yeniçağa uygun sıçramalar yapıyoruz.

Erdoğan'ın stratejik liderliğinde ortaya koyulan milli ve yerli duruş, sadece ülkemizin değil, aynı zamanda dağınık Müslüman ülkelerin bütünleşmesi açısından da çok anlamlı gelişmelere işaret ediyor. İslam coğrafyası olağanüstü bir dönemden geçiyor. İslam dünyasının üzerinde ciddi operasyonlar yapılıyor.

Müslümanlar birbirine kırdırılıyor. İşte bu noktada "Dünya beşten büyük. Bu beşin içinde bir tane İslam ülkesi var mı? Yok. Böyle bir adalet olabilir mi?

Artık yeni bir dünyadayız. BM'nin üçte birini İslam ülkeleri temsil ediyor. Fakat 5 ülke karşısında nefessiz bırakılıyor" diyerek yola koyulan Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın çıkışları giderek yeni dalgalanmalara yol açıyor.

Yeni dalgalanmalarda, geçen yıl yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde konuşan Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın sözleri tsunami etkisi yaratmış görünüyor:
Hatırlayalım: "Farklı dilleri konuşabiliriz, mezheplerimiz birbirinden farklı olabilir.

Hepimiz Kuran mesajları altında bir olmuş, birbirine kardeş olmuş bir ümmetin mensuplarıyız. Biz neden sorunlarımızı yabancılara bırakıyoruz, kendi aramızda çözmüyoruz. Bir elin parmakları gibi kenetlenirsek bölgemizde tüm sorunları kolayca aşabiliriz. Bunun için yeterli güce, akla sahibiz. Bizim birbirimizle konuşmak için tercümanlara ihtiyacımız yok. Biz zaten gönül diliyle konuşuyoruz. Aynı kıbleye dönen bizler her türlü mücadeleyi birlikte verebiliriz.

Tarihte kurduğumuz parlak medeniyetleri yeniden kurabiliriz."

İSTANBUL ZİRVESİ: İstanbul'da İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 13 İslam Zirvesi gerçekleştirilecek (14-16 Nisan).
Bu zirvede, dağınık İslam coğrafyasında yeni stratejilerin gündeme sokulması sürpriz olmayacaktır. Türkiyemizin merkezinde olduğu 3 gelişme İstanbul'da yapılacak İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'ne damga vuracak özelliklere sahip:

1) İslam Ordusu'nun adı bile yetti. 2015-Aralık ayında 40 Müslüman ülke tarafından kurulduğu ilan edilen İslam Ordusu, Şubat ayında dünyanın en büyük askeri tatbikatını yaptı. Dünya sessiz ve derinden izledi. Ancak tatbikatın çok önemli yansımaları ve etkileri oldu.

Yeni Yüzyılın İslam coğrafyasındaki ortak hareket etme ruhunun oluşmasında Türkiye'nin mimarlığı vardı.

2) Türkiye-Suudi Arabistan-Mısır aksı yeniden kuruluyor. Mısır'da bulunan Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, ABD'nin bölgeden çekilerek güç boşluğu yaratması, bölgeye yönelik Rus ve İran müdahaleciliğine karşı Türkiye-Mısır ilişkilerini yumuşatıyor.

Mısır'daki derin temaslardan sonra Türkiye'ye geliyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'la çok yönlü konuşmalar yaptıktan sonra İslam Zirve toplantısına beraberce gidecekler.
3) Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın stratejik liderliğinin projeleri devreye giriyor. Katar(Körfez), Cibuti ve Somali (Kızıldeniz) Yeni Türkiye'nin askeri üsleri faaliyete geçiriliyor.

SONUÇ: GELECEĞE DAMGA VURACAK TURAN ORDUSU-İSLAM ORDUSU EN BÜYÜK ŞANSIMIZ... STRATEJİK KONUMLU TÜRKİYE DE STRATEJİK LİDER...

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat