Ergenekon'da baraj hatası
- GİRİŞ14.08.2009 06:40
- GÜNCELLEME14.08.2009 06:40
Ergenekon Terör Örgütü Davası'nın, Türkiye'nin önemli demokratikleşme adımlarından olduğuna inananlar var. Yazılarımdan anlaşılacağı üzere ben de bu kanaati paylaşıyorum. Tersine davanın bir an önce kapatılması gerektiğini düşünenler de bulunuyor.
Davayı yürüten hâkim ve savcıların akıbetinin 'Şemdinli savcısı' gibi olması adına çabalayanlar da az değil. 'Ergenekon'u sulandırma ekibi' şeklinde nam salan ikinci gruptakilerin sık başvurduğu taktik; davayı bir kişiyle özdeşleştirip onu çürütmek. Söz konusu kişi çürüyünce davanın çökeceği gibi bir yanılsama oluşturuluyor. Taktik, önce Tuncay Güney için devreye sokuldu. İddianamelerde yüzde 10'luk yer kaplamayan ifade ve belgeler sanki davanın tek dayanağıymış gibi sunuldu. Sonra Güney'in cinsel tercihinden kişilik bozukluklarına varıncaya kadar abartılı bilgiler kamuoyuna pompalandı. Şimdi aynı şey Danıştay Cinayeti sanıklarından Osman Yıldırım'a yapılıyor. Danıştay Cinayeti, Ergenekon Davası'yla birleşince haliyle panik arttı. İfadeleriyle davaların birleşmesine katkı yapan Yıldırım, iddiaların yegâne mesnedi olarak takdim ediliyor. Sonra hakkında yıllar önce askerdeyken verilen 'anti sosyal kişilik bozukluğu' raporu yayınlanarak inandırıcılığı zayıflatılıyor. Aslında Osman Yıldırım 'gizli tanık' statüsündeydi. Fakat deşifre edildi. Son günlerde tanıkların şüpheli biçimde ifadelerini çektiğine de şahit oluyoruz. Yıldırım da çekerse şahsen şaşırmam.
Köşe yazısının tamanını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Yorumlar4