Yeni bir darbe yapılabilir mi?
- GİRİŞ11.06.2018 09:05
- GÜNCELLEME11.06.2018 09:05
ABD ve NATO destekli, darbe görünümlü Türkiye’de iç savaş çıkararak Türkiye’nin işgal edilmesi amacına zemin hazırlamaya yönelik ordu içindeki FETÖ militanları tarafından başlatılan kanlı kalkışma ihaneti, 15 Temmuz 2016 tarihinde devlet-millet işbirliğiyle kısa bir sürede başarısız kılınmıştı. Türk milleti vatanını bölüp parçalamak isteyen orduya sızmış hainleri canı pahasına engellerken bu kez küresel saldırılara karşı Çanakkale ruhuna eklemlenen, milyonların oluşturduğu Yenikapı ruhu ile cevap vermişti. Orduya sızmış FETÖ’cü militanların darbe gecesi en büyük hedeflerinin ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı öldürmek olduğu anlaşılmıştı. Bu amaçla kalkışma gecesi MAK ve Özel Kuvvetler’den oluşan 28 kişilik özel bir ekip Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş komutasında infazı gerçekleştirmek üzere Marmaris’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otele hareket etmişlerdi. Kalkışmanın ve Erdoğan’a yapılacak suikastın başarılı olması halinde saldırı ekibinin başında bulunan Tuğgeneral Sönmezateş’in darbeciler tarafından MİT Müsteşarlığı’na getirileceği darbe atama listelerinde kayıt altına alınmıştı.
15 Temmuz sonrası FETÖ’nün ikinci bir darbe veya kalkışma girişiminde bulunup bulunmayacağı iç kamuoyunun ve dolayısıyla medyanın cevap aradığı en önemli soru olmuştu. Şüphesiz FETÖ ve darbeleri arka planda kotaran azmettirici küresel güçler (NATO ve ABD ) 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbelerinin başarısızlıkla sonuçlanması neticesinde oluşan ‘’Yenikapı ruhu’’ karşısında açık bir şaşkınlık ve şok yaşamışlardı. John Biden’in 15 Temmuz darbesinden aylar sonra Türkiye ye gelebilmesi ve Yenikapı ruhu oluşumuyla ilgili açıklamalarında Türk mlletinin ferasetinden övgüyle söz etmesi de kanaatime göre NATO ve ABD’nin yeni darbe planlarının ertelenmesinde önemli bir rol oynamıştı. Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonlarıyla küresel güçlerin tekerine çomak sokması en kısa süre içinde bu operasyonların Mümbiç ve Fırat’ın doğusuna kaydırılacağına yönelik kararlı tutumu ABD’nin Mümbiç’te geri adım atmasına neden olmuş ve Türkiye’nin bu konudaki tezleri büyük ölçüde ABD tarafından kabul görmüştü. PYD kısa süre içinde Mümbiç’ten çekileceğini açıklamış ve bu terör örgütüne verilen ağır silah ve mühimmatın geri alınması süreci başlatılmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin yeni hedefinin Kandil ve Mahmur Kampı olduğu açıklaması, şüphesiz Putin ile kurulan sıcak ilişkiler ve S-400’lerin alınması Kudüs ‘te Erdoğan’ın gösterdiği yüksek performans İsrail ve ABD derin yapılarında Erdoğan’ı hedef haline getirmişti.
Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapılacak suikast haberleri ne kadar gizlense de sık sık duyuluyordu. Ancak terörist başı Gülen, bilhassa 15 Temmuz kalkışması sonrasında FETÖ operasyonlarıyla gözaltına alınan cezaevlerindeki 10 binlerce örgüt elemanları başta olmak üzere kamudan ihraç edilen FETÖ’cülere de moral desteği sağlamak ve militanların itirafçı olmaması adına uydurma rüyalar ve müjdelerle asılsız darbe tarihleri vererek cezaevlerinden tahliye olacaksınız, sizi kurtaracağız, çözülmeyin şeklinde mesajlarla kendi militanlarını aldatarak oyaladıkları gözlemleniyordu. Bu şekilde Gülen’in verdiği darbe mesajlarının gerçek çıkmaması terör örgütünde kırılmalara ve terörist başına karşı bir güvensizlik oluşmasına neden olmaya başlamıştı. Örneğin Gülen’in 2017 yılı Haziran ayının 15’inde darbe olacak mesajı medyada da tartışılmasına rağmen örgüt elemanlarının umutlarını yitiren ters bir algı operasyonuna dönüşmüştü. Bu nedenlerle FETÖ elebaşının psikolojik harekat unsurlarının 2018 Haziran ayının 12’sinde darbe olacak mesajı her ne kadar inandırıcılığını kaybetmiş görünse de ne olur ne olmaz babından devlet bürokrasisi içinde gerekli tedbirler alınıyordu.
Devlet içinde FETÖ ile mücadelenin başarılı bir şekilde yürütüldüğü bir süreçte bazı devlet kurumlarında FETÖ ile mücadelenin sona geldiği yönünde açıklamaların gerçeği yansıtmadığı üstelik FETÖ’nün ‘Yeni bir darbe ve yeni suikast planlaması ‘ yaptığı ve bu konularda faal olduğuna yönelik değerlendirmeler İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 9 Haziran’da bir TV kanalına yaptığı açıklamalarla ortaya çıktı. İçişleri Bakanı Soylu bu kanaate İstihbarat birimlerinin raporları, teknik dinlemeler, yapılan operasyonlarda elde edilen dokümanlar ve itirafçı FETÖ’cülerden elde edilen bilgiler ışığında vardıklarını belirtti. Terörist başı Gülen’in ise dini sohbetler maskesi altında bazen sübliminal, bazen de direkt mesajlarla darbe çağrısı yaparak, Türkiye de bu düzenin tamamen yıkılacağı ve kendi ellerine geçeceğini söylediğini belirtmişti.
İçişleri Bakanı Soylu’nun açıklamalarını teyit eden önemli bir açıklama da geçen hafta içinde Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ’dan gelmişti. ‘‘FETÖ-PDY terör örgütü mensuplarının tamamı gözünü 24 Haziran’a dikmişler. Şimdi bunlar kalkmışlar 5 yıl, 10 yıl önce FETÖ’nün vatana dinimize ihaneti bilinmediği dönemde yapılmış bazı konuşmaları getirip bizim mücadelemizi gölgelemek için kullanıyorlar.
FETÖ-PDY, kendileri CHP iktidar olduklarında nasıl rahata ereceklerini yayıyorlar. Cumhurbaşkanımız, şahsımızı diğer arkadaşlarımızı ölümle tehdit ediyorlar. Ölümle tehdit ettiklerini FETÖ’cü ilan ediyorlar.’’
FETÖ’nün üst düzey yöneticilerinin neredeyse tamamının yurt dışında firarda olması bu firari teröristlerin NATO, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri tarafından korunup kollanarak Türkiye’de yeni suikastlara zemin hazırlanması suretiyle ülkemizin yeni bir darbe sürecine sokulmasına yönelik plan ve projelerin bana göre başarı şansı çok zayıf. Zira 15 Temmuz’da vatanı böldürmeyiz sloganları ile darbeci FETÖ’cülerin karşısında dik durmuş bir millet ve iktidar var. Bu millet asla yeni bir işgal veya darbeciler karşısında asla pes etmez. Yeter ki 24 Haziran ‘da milli ve yerli bir cumhurbaşkanı ve parlamentoya sahip olsun.
Yenişafak
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol