Daha ne kadar bekleyeceğiz?
- GİRİŞ08.04.2010 09:06
- GÜNCELLEME08.04.2010 09:06
Dağda yıllardır elde silah bekleyenlerin sorusu bu... Önce PKK’lılara bakalım:
İnmeleri için bir umut doğmuş, önden birilerini göndermişler.
Dağda babası, kocası, abisi, ablası olanlar da sevinmişler, “dönecekler” diye...
“Açılım” lafı bahar yeli gibi esmiş dağda...
Ama umudun alevi çabuk sönmüş.
İlk inenler sonradan gözaltına alınmış.
Açılım işi tavsamış.
Eski tanklar yeniden yollara çıkmış.
Dağdan inmek için gün sayanlar şimdi her şeyin en başa sarmaya başlamasının hayal kırıklığını yaşıyorlar.
Bu, sanıldığı gibi “Silahı bırakıp kendi başıma ineyim” kararlılığı yaratmıyor; tersine, “Baskıyı artıralım. Şiddeti tırmandıralım” öfkesine yol açıyor.
* * *
Öte yandan, kışlalarda, tanklarda, karargâhlarda da “Daha ne kadar bekleyeceğiz?” sorusu soruyor.
nevruzda Öcalan posterleri tanıştığını görenler, Öcalan’ın yaş gününde, türbeye dönen köyünde, ona şeyh muamelesi yapanları izleyenler “Bu manzara için mi savaştık?” diyorlar.
Kanlı bir savaşın artıkları sayılan mayınlara basıp kolunu, bacağını, canını kaybedenlerin yakınları, hastanede, cenazede acıyla, hınçla haykırıyorlar.
Bu manzaralar sanıldığı gibi o cenahta açılıma desteği artırmıyor, tersine, “Operasyonları kaldığımız yerden başlatalım. Dağı temizleyelim” hırsına yol açıyor.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Yorumlar3