Kaddafi’nin Kaderi dünden belliydi!
- GİRİŞ25.10.2011 07:23
- GÜNCELLEME25.10.2011 07:23
Aşağıdaki yazı 22 Mart 2011’de yazıldı ve haber7.com’da yayınlandı.
O tarihte Batı bloğu Libya’da yönetimi değiştirmek için düğmeye basmıştı. NATO Fransa ve İtalya’nın öncülüğünde; ABD, İngiltere ve Almanya’nın desteğiyle Libya’ya bomba yağdırmaya başlamıştı.
O zamanlar kendisine ülkeyi terk etmesi çağrısında bulunulan Kaddafi bunu dinlemedi ya da ciddiye almadı. İtalya sığınma verdi, istemedi. Nijer’e, Cezayir’e iltica edebilirdi, etmedi. Bedelini de ağır ödedi. Batı, muhaliflere Kaddafi’yi elleriyle teslim etti. Kaddafi’nin başına gelenleri televizyonlardan hep beraber izledik. Maalesef gaddar bile olsa, Kaddafi’nin linç edilmesi kimseyi hoşnut etmedi. Tıpkı Saddam gibi göstermelik bir mahkeme ve idamla cezası infaz edilebilirdi.
Korkarım, benzer bir son, eğer gerekli tedbirleri almazsa Beşir Esad’ın başına da gelecek. Mısır’da Hüsnü Mübarek hasta oldu ve Kaddafi’ye benzer bir sonla karşılaşmadı. Tunus’ta Binali yurtdışına kaçtı. Direnselerdi benzer şey onların da başına gelecekti.
Amacım Batı güzellemesi yapmak değil, ama eldeki bu imkânlarla Batı’ya direnmek çok zor. Zaten tablo her şeyi ortaya koyuyor.
Umarım Müslüman ülkeler silkelenir ve kendilerine gelir. Yoksa çalışmadan, üretmeden, tedbir almadan sadece Allah’a tevekkül etmekle bir yere varılmaz.
Operasyon Libya!
Batılı güçlerin Libya’ya karşı düzenledikleri operasyona Kaddafi dahil dünyanın her yerindeki İslamcı kesim Haçlı Seferleri dedi. Doğru bir tabir bu. Ama olayın vehametini anlatmak için yeterli değil.
Kuzey Afrika ülkelerinin bazılarında isyanlar çıktı. Hüsnü Mübarek görevinden istifa etti ve yönetimden çekildi. Tunus’ta da aynı şey oldu. Devlet başkanı görevini bıraktı. Bahreyn ve Suriye’de de işler karışık.
Libya’da ise durum biraz farklıydı. Kaddafi’nin özellikle Afrika ülkelerinden devşirdiği güçlü bir ordusu vardı. Halk ne kadar isyan etse de ordu gücünü koruyordu. İlk başlarda halk zafer kazanmış gibi görünse de Kaddafi yönetimi yeniden otoritesini gösterdi. Burada hemen şunu belirtmek lazım: Mısır’da halk isyan etti, ama önemli olan ordunun tutumuydu. Ordu halktan yana tavır aldı ve Mübarek böyle devrildi.
Kaddafi kolay lokma değildi, hiçbir zaman da olmadı. Batı’yla yapılan müzakerelerde anlaşmaya varıldı ve Kaddafi silah kullanmayacağını, ateşkes ilan ettiğini açıkladı. Ancak sözünü tutmadı. Halka karşı zor kullandı ve Batı’yı Doğu’nun önemli bir kısmı gibi hafife aldı.
Batı koalisyonu, diğer adıyla Haçlı Seferleri zihniyeti önce Libya’ya telkinlerde bulundu ve Kaddafi’yi aklını başına toplaması konusunda uyardı. Kaddafi durumun tam idrakine varamadı. Libya’nın kaderi aynen İkinci Dünya Savaşı’ndaki Japonya’nın kaderine benzedi. Savaşın sona ermesi için Japonya ve Amerika masada müzakere ediyordu. Ancak müzakere anında Japonya, Pearl Harbour baskınını düzenledi ve uluslar arası camianın tepkisini çekti. Amerika’da bunun üzerine atom bombası attı. Amerika’nın atom bombası atmasını kimse onaylamadı, ama buna fırsat veren de Japonya oldu.
Şimdi aynı durumu Libya yaşıyor. Batı’nın zihniyetini burada tartışmaya gerek yok, ama bu olayların meydana gelmesinin sorumlusu Kaddafi yönetimidir. Üstüne üstlük Kaddafi’nin oğlunun Sarkozy’ye yönelik ithamları, seçim masraflarını kendilerinin karşıladığını açıklaması ve desteksiz atması Batı’yı daha da kızdırdı.
Sonunda İngiltere, ABD, Kanada, İtalya ve Fransa kendi aralarında Libya’yı vurmak için anlaştılar. Kaddafi’nin oğlunun aşağıladığı Sarkozy siyasi magazin diliyle Libya’ya ilk kurşunu sıktı. Sonra ABD ve İngiltere hem karadan hem havadan vurma işlemine yardım ettiler.
Sürekli söylediğim şeyi burada yeniden belirtmek isterim. BM üyelerinden Rusya, Almanya, Hindistan, Çin çekimser kaldılar. Çekimser kalmasalardı da yapacakları bir şey yoktu. Buna Türkiye dahil. Hâlâ ne olursa olsun Batı en güçlü blok. Çin ürettiği malları ağırlıkla ABD’ye sattığı ve parasının büyük bir kısmı ABD hazinesinde olduğu için yapacağı hiçbir şey yok. Çin’i abartmayın. Rusya Batı karşısında her daim pasiftir. Çünkü İngiltere ve ABD’nin içinde olduğu koalisyona karşı yapacağı hiçbir şey yok. Hindistan ve Almanya zaten çok etkin değiller.
Libya’nın en yakın ilişki içinde olduğu ülkelerden İtalya bile jetlerinin hazır olduğunu ve Batı koalisyonuna her türlü desteği vereceğini ilan etti.
Burada belirleyici ülke ABD’dir. Bu işlerin planını yapan ABD ve İngiltere’dir. Diğerleri bu işin en fazla çeşnisidir. Dünya üzerinde bu güce karşı yapacak hiçbir şey yoktur.
İşi Allah’a havale edenlere de şunu söylemek isterim. Allah’ın yöntemi oturup beklemek ve kaderine razı olmak değildir.
Doğu ve özelde Müslümanlar Batı karşısında çaresizdir. Şu an için yapacakları zero’dur. Doğu geridir. Herhangi bir Müslüman ülkesinin gidip bir Batı ülkesini bombalaması düşünülemez bile. Ama Batı bunu çatır çatır yapmaktadır.
Bir ülkenin gelişmesi için serbest piyasa şarttır. Müslüman dünyası geri kalmıştır. Bu kafayla gidilirse Müslümanlar daha çok acı çekecektir.
Libya’nın kaderi de budur. Olan halka olacaktır. Kaddafi’nin sonu da Saddam’dan farklı olmayacaktır. Batı’ya kafa tutması hiçbir şey ifade etmez, çünkü yapacağı hiçbir şey yoktur. Bakalım Libya ABD Savunma Bakanı Gates’in dediği gibi ikiye mi bölünecek yoksa demokrasiyle mi tanışacak?
Cem Küçük - Haber 7
Twitter.com/cemkucuk55
Facebook.com/cemkucuk1
Yorumlar4