Bizim devletimizin gücü kime yetiyor?
- GİRİŞ29.11.2011 09:16
- GÜNCELLEME29.11.2011 09:16
Londra'nın en tanınmış restoranlar zinciri Sofra'nın sahibi Hüseyin Özer'in başına gelenleri herkesin bilmesi gerekir. Sabah gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak "Sofra'da Terör" başlığıyla geçen Pazar bu konuda çok iyi bir yazı yazdı. Ünü Londra dışında tüm Avrupa'ya yayılan Sofra restoranları maalesef zon günler yaşıyor.
Bu zor günleri yaşatan ise terör örgütü PKK'dan başkası değil. Akla hayale gelmeyecek yöntemler uygulayan PKK Türk işadamlarına Avrupa’da rahat yüzü vermiyor.
PKK'nın Sofra'yı sindirmek için uyguladığı yöntem ise dudak uçuklatıcı. Örgüt kendi adamlarından birini önce Sofra'ya yerleştiriyor. Sonra bu kişi Sofra'da Hüseyin Özer'in güvenini kazanıyor ve genel müdür yardımcılığına kadar yükseliyor. Hatta bu kişi personel alımlarına bile bakıyor. Tabii işe aldığı herkes Güneydoğu kökenli ve örgütün adamları. Genel müdür yardımcısı o genç bir gece yarısından sonra zincirin restoranlarına yerleştirdiği adamlarına, "Artık harekete geçme zamanı geldi" haberini uçuruyor. Ve Şeytanın bile aklına gelmeyecek bir planı uygulamaya sokuyorlar. Yemeklere pislik katıyorlar. Hijyenik olmayan ortamlarda yemekler hazırlıyorlar. Sonra da bunları filme çekip fotoğraflıyorlar.
Erdal Şafak'ın verdiği bilgiye göre İngiltere'de restoranların hijyeni çok önemli ve bu konuda hiç tolerans yok. Hijyen olmayan koşullarda restoranlara çok ağır para cezaları veriliyor ve gerekirse o restoranlar kapatılıyor. İşletme sahibinin bir daha restoran açması zorlaşıyor.
Neyse örgütün adamı Hüseyin Özer'in odasına dayanıyor ve video ve resimleri gösteriyor. Eğer restoranlar PKK'ya yakın kişilere devredilmezse bu görüntüleri İngiltere Sağlık Bakanlığı ve Londra Belediye'sine vereceklerini söylüyorlar.
Hüseyin Özer çaresiz denilenleri yapıyor ve dört şubesi dışında bütün zincirleri üç otuz paraya PKK'ya yakın kişilere devrediyor. Tabii bu arada Özer'in çeşitli restoranları yağmalanıyor, camları kırılıyor vb.
Şimdi bu olayın bir yönü. Diğer boyutu ise döner etinin de PKK'nın kontrolüne geçmesi. Daha doğrusu Abdullah Öcalan'ın eski sevgilisi Ayfer Kaya döner etini PKK'ya yakın işletmelere vererek Türk işletmelerinin iflasına yol açıyor.
Sabah Gazetesi'nden Abdurrahman Şimşek ve İbrahim Evrim Ayral'ın haberine göre Ayfer Kaya, kilosu 7.5 Euro'dan satılan kaliteli döner etinin yalnızca PKK'ya yakın restoranlara verilmesini sağlıyor ve toptan et satışını kontrol ediyor. Böylelikle örgütle bağlantısı olmayan, kazancını örgütle paylaşmayan Türk dönercilerin engelleme, tehdit ve yıldırma yöntemiyle piyasadan silinmesini sağlıyor. PKK'nın kurduğu sistem sayesinde PKK yandaşı işletme sahipleri günlük ortalama 100 kilogram et satarken, diğer dönerciler 20 kilo eti zor bela satabiliyor. PKK'lı olmayan dönerciler ise 4-5 Euro'luk ucuz, lezzetsiz etlerle iş yapmaya çalışıyor. Kaya'nın kendisinden et isteyen Türk dönercilere, "Stoklarımız sınırlı. Kendi restoranlarımıza yetiyoruz" dediği belirtiliyor.
Yine aynı habere göre Ayfer Kaya'nın, Modena'da valilik ve belediye yetkilileriyle olan ilişkisini kullanarak Türk restoranlarının daha sıkı vergi ve gıda denetimine tabi tutulmasını sağladığı da öne sürülüyor. 230 bin Euro ceza kesilen bir Türk işadamının iflas ettiği belirtiliyor. PKK'nın iyi iş yapan restoranları da ele geçirmeye çalıştığı kaydediliyor.
Bir yanda Hüseyin Özer, öte yanda iflas ettirilen Türk işletmeleri ve işadamları. Bu kadar olup biten karşısında ise Avrupa ülkeleri hiçbir şey yapmıyor. Kılını kıpırdatmıyor. PKK terör örgütü mensupları her nedense Avrupa'da istediği gibi cirit atıyor.
Peki bizim büyükelçilikler ya da konsolosluklar ne yapıyor? Görünen o ki pek bir şey yapmıyorlar. Gerçi Türkiye'de ünlü birileri eğer evlenmek için Avrupa başkentlerine gelmişse onların nikâhı hemen kıyılıyor. Ama sıradan Türklerin dertlerini dinleyen pek yok gibi.
Burada en önemli soru şu: Bizim devletimiz ya da istihbarat teşkilatımız ne gibi önlemler alıyor? Düşünün ki dünya çapında restoranlar zinciri sahibi bir işadamımızı koruyamıyoruz. Onu geçtim, İstanbul'un göbeğinde öldürülen Çeçen komutanları bile koruyamadık. O zaman bizim devletimizin gücü kime yetiyor? İstihbaratımız ne yapıyor?
Ben bu son yaşanan gelişmelerden hiç hoşnut değilim. Güçlü devlet sadece kendi ülkesinde değil dünyanın her yerindeki vatandaşlarını koruyabilen devlettir. İnsanlarımız korkutuluyor, sindirilyor. Avrupa'nın buna çanak tutacağını biliyoruz. Hatta daha ileri giderek şunu iddia ediyorum: İngiltere'de Hüseyin Özer'i korkutan PKK'yı kontrol eden İngiliz istihbaratı MI6. Türk işadamlarını sindirmesi için PKK'yı buna zorlayan ya da görmezden gelen de MI6. İngiltere'de hele bir de yabancıysanız MI6'nın haberi olmadan nefes bile alamazsınız. İngiliz istihbaratının olan biten her şeyden haberi var.
İngilizler kendi ülkelerinde hem Müslüman hem de Türk birinin zirveye çıkmasına pek sıcak bakmazlar. Prenses Diana ve Müslüman sevgilisi Dodi Fayed'in başına gelenleri unutmamak lazım. Müslüman birinin Kraliyet ailesinden biriyle evlenmesi İngilizlerin kolay kolay içlerine sindirebilecekleri bir durum değildi.
Dünya sürekli değişiyor. Şartlar ve zamanlar da değişiyor. Yeni dünya konseptinde devletin daha küresel bir vizyona ihtiyacı var. Bugün Avrupa'da vatandaşlarımız, işadamlarımız sıkıntı çekiyorsa, korkutuluyorsa bunun en büyük sorumlusu devlettir. Yoksa sorumluluğu sadece Avrupa devletlerine atarak bu iş olmaz. Ben büyük devletim diyerek de büyün devlet olunmaz.
Cem Küçük / Haber 7
twitter.com/cemkucuk55
facebook.com/cemkucuk1
Yorumlar4