Stratejiler, gerçekler ve fırsatlar...
- GİRİŞ08.10.2014 09:16
- GÜNCELLEME08.10.2014 09:16
Ama buraya gelmeden önce, Başbakan Davutoğlu’nun Christiane Amanpour’a verdiği röportaja değinmek istiyorum.
Davutoğlu, ABD’nin IŞİD stratejisinin Esad’ı da kapsaması halinde Türkiye’nin kara gücü desteği verebileceğini ifade etti. Bu, söyleşinin en önemli cümlesiydi... İkincisi de Türkiye’nin güvenlikli bölge tezi. Davutoğlu, Türkiye’nin IŞİD’a yönelik koalisyona, Suriye’ye yönelik uçuşa yasak güvenlikli bölgeler oluşturulması halinde katılabileciğini vurguladı. Bu açıklamalara ABD’den hemen yanıt geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, Davutoğlu’nun sözlerine “Pozisyonumuz değişmedi. Hedef halen IŞİD. Muhalifleri desteklemeyi sürdüreceğiz ancak şimdilik yeni bir durum yok” dedi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu’nun Suriye’de tampon bölge ve uçuşa yasak bölge oluşturulması talepleriyle ilgili sorulara Psaki, “Şimdilik uçuşa yasak bölge ve tampon bölge hakkında neyin düşünüldüğü ve düşünülmediği üzerine hiçbir şey değişmedi” yanıtını verdi. Psaki, IŞİD kuşatması altındaki Kobani için yeterli sayıda hava saldırısı desteği sağlanmadığı yönündeki eleştirilere ise, ‘hava saldırılarının bir günlük değil, uzun bir operasyonun parçası olduğunu’ söyledi.
İnanın hedefleri IŞİD değil...
Evet, bence Davutoğlu’nun Amanpour’a söyledikleri ve arkasından buna cevap ABD açıklaması çok şeyi anlatıyor. Kobane’de IŞİD tankları katliam yaparken ABD’nin buraya neden havadan müdahale etmediğine askeri açıdan-taktik ve işin rasyonalitesi olarak- bir yığın cevap vardır. Ama ABD sözcüsünün, hiç- bir kaç tank vurmak için kilometrelerce uzaklıktaki üslerden uçak kalkması akıllıca değil gibi-savaşın taktik rasyonalitesine girmeden ‘hava saldırılarının uzun bir operasyonunun parçası’ olduğunu söylemesi çok şeyi açıklıyor. Tabii ABD’nin bu ‘uzun operasyonu’nun ne olduğunu bulmanız şartı ile...
Bize göre, ABD’nin ve Suudi Arabistan, BAE gibi koalisyona katılan güçlerin uzun vadeli stratejisi, bölgeyi yeniden restore edilmiş Baas rejimlerine teslim etmektir. Bunun için Kobane ve diğer Kürt bölgelerinde IŞİD’a ses çıkarmıyorlar, bölgeyi temizlemesine izin veriyorlar. IŞİD bunu yaptıktan sonra, gerekirse IŞİD’la uğraşacaklar. Bunun için Esad’la kesin işbirliği yapmıyorlar ama Türkiye gibi, Esad’ın düşmesini olmazsa olmaz olarak görmüyorlar. İktidarını paylaşan bir Esad onlar için ehven-i şer. ABD ve Suudi Arabistan gibi onun bögesel ‘müttefikleri’ açısından bir yerden sonra, Özgür Suriye Ordusu, Filistin Direniş Hareketi ve Kürt siyasi hareketinin her rengi, IŞİD’tan uzun vadede daha tehlikelidir. Çünkü IŞİD’ı bugün kontrol edemiyorlar ama yarın bunu yapabilirler ve tıpkı Usume’ye ulaştıkları gibi, lider kadrosuna tek tek ulaşıp avlayıp hareketi yok edebilirler. Çünkü IŞİD adem-i merkeziyetçi bir yapı değil, IŞİD bir örümcek, denizyıldızı değil...
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol