Başkanlık, mazlumlar için tarihsel bir fırsat
- GİRİŞ22.02.2015 09:50
- GÜNCELLEME22.02.2015 09:50
Merkel geçen gün Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nde tutmak için her şeyi yapmalıyız dedi ama Merkel’in kastettiği “her şey” Çipras hükümetinin, her şekilde, altını oymak olarak anlaşılmalıdır. Çünkü Almanya için Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nde kalması demek “eski” kemer sıkma politikalarına aynen devam etmesi demektir. Yani Merkel, aslında “Yunanistan’ın kemer sıkma polikalarına devam etmesi için her şeyi yapmalıyız” diyor.
“Harbi” bir Maliye Bakanı
Öte yandan Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, artık ekonomi için “dışarıdan” komutla hareket etmeyecekleri söyledi. Yunan Maliye Bakanı, ülkesinin hangi reformları yapacağını bildiklerini ve bu konuda “dışarıdan” gelecek baskıları dinlemeyecekleri de buna ilave etti.
Euro Bölgesi Maliye Bakanları toplantısında, Varofakis, bu sözleri söylemesine rağmen, Yunanistan dört ay uzatma aldı. Çünkü “Troyka” denilen akbabaların başka seçenekleri yok. Ama tam burada şunu da ilave edelim, Çipras’ın en büyük şansı da böyle bir maliye bakanı na sahip olması… Yoksa, Troyka önünde önünü ilikleyen bir maliye bakanı tercihi yapsaydı Çipras ancak günü kurtarırdı. Sonra bu maliye bakanını da, yanında bulamazdı. Bu tecrübeyle sabittir.
İspanya sırada…
Yunanistan meselesinin, tüm Avrupa’ya ihraç edilecek önemli ekonomik ve siyasi sonuçları olacağını söylemiştik. Nitekim, bu sonuçlar ortaya çıkmaya başladı. İşte İspanya’da “Podemos” yani “Yapabiliriz” hareketi Yunanistan deneyiminin, yalnız Yunanistan’a özgü olmadığını, kendilerinin de bunu deneyeceklerini söylüyor. Ve bu yeni siyasi oluşumun başkanı Pablo Iglesias, Çipras’ın gördüğü desteğe giderek yaklaşıyor. Iglesias, çok “şey” isteyen tekeller ve bankalardan kurtulmaları gerektiğini, İspanya’nın devasa borçlarınının bu çok “şey” isteyen finans oligarşisi yüzünden oluştuğunu iddia ediyor. Ve bu açgözlü tekellere dur diyecek bir “baba” gerektiğini söylüyor. Aslında açgözlü ve ailedeki diğer çocukların yemek hakkına da göz diken “gürbüz” çocuklara “yeter; haydi yatağına” diyecek baba meteforu, ilk bakışta “demokrasi” için sorunlu gelebilir. Ancak, bu “baba” rolünü devletin düzenleyeci ve denetleyeci kurumları üstlenmelidir. Ve bu sistem, insan merkezli yeni bir devlet yapılanmasına tekabül etmelidir.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol