Tatilcilik dönemi ne zaman başladı?
- GİRİŞ05.12.2008 09:06
- GÜNCELLEME05.12.2008 09:06
Çarşamba akşamı Berlin Olimpiyat Stadı’nda oynanan Galatasaray-Hertha Berlin maçının 2’nci yarısında; Alman takımı aleyhinde verilen penaltı, bendenizi de epey heyecanlandırdı, ayağa fırlar gibi oldum:
- Ulan, dedim; ya şimdi penaltıyı kaçırırsak.
Neyse ki penaltı, gol oldu.
* * *
O penaltı anının ilginç yanı, Alman takımının kalecisi Drobny ile, Galatasaray şütörü Baros’un aynı milletten, 2’sinin de Çek olmasıydı.
* * *
Küreselleşme sürecine en çabuk uyum sağlayan kesim, sporda futbol takımları olmuştu.
Fizikçilerin uzaya göndermeyi başardıkları uydular sayesinde, futbol maçlarının dünyanın her köşesinde izlenebilir olması; seyirci sayısını da milyonların üstüne çıkarmıştı.
* * *
Maçların küreselleşen seyircisi; takımların da, oyuncuların da, küreselleşmesini gerektirdi.
* * *
Kötü ve cansız bir futbol maçı karşısında, seyircilerin sıkılmaması ve reklam gelirlerinin azalmaması için; yerli takımların da kapılarını, -okkalı transferler karşılığında- değişik ırk, inanç ve milliyetten, dünyanın kaliteli futbolcularına açması, adeta artık kaçınılmaz oldu.
* * *
Karl Marx’ın yaptığı bir saptama, gün günden daha somutlaşıyor.
Marx:
- Tek değişmeyen şey, “değişimdir” demişti.
Ve bu “değişim”, Kozmos verilerinin keşfedilip, insan hayatını kolaylaştırmasıyla; örneğin akarsu ve rüzgâr enerjisinin de elektriğe dönüştürülmesi, bu arada nükleer enerjiyle, elektroniğin de devreye girmesiyle sürüp gitmede.
* * *
Eh, 9 günlük bayram tatili de bu akşamdan itibaren başlıyor.
Ekonomik kriz ve piyasalardaki durgunluk yanında; bankalara, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin de sayısının 25 milyona çımasına karşın; yine de, “tatilcilere gün doğdu” diyebilir miyiz, kestiremiyorum.
* * *
Geçen yüzyılın ilk yarısında, İstanbul’daki hali vakti yerinde olan ailelerin, yine İstanbul’un içinde yazlıklarıyla kışlıkları vardı.
* * *
Yazlıklar, Boğaz kıyılarındaki yalılardan; Kızıltoprak-Bostancı arası ile Adalar’daki köşklere kadar uzanırdı. Bunlardan çoğu da, yaz için kiralanırdı.
Kışlıklar ise, Harbiye-Şişli-Teşvikiye çevresindeki apartmanlardı.
* * *
Derken efendim, bakın ne oldu?
1925 yılında, sonradan “Halikarnas Balıkçısı” adıyla ünlenecek yazarımız Cevat Şakir, henüz 39 yaşındayken “Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler” başlığıyla bir yazı yazdı.
* * *
Cevat Şakir o yazısında, asker kaçaklarının yargılanmadan kurşuna dizilmesini eleştiriyordu.
Kendisi, “halkı askerliğe karşı kışkırttığı” gerekçesiyle, Bodrum’da 3 yıllık bir sürgün cezasına çarptırıldı.
Ve Cevat Şakir, antik çağdaki adı Halikarnas olan Bodrum’u çok sevdi.
* * *
1960’larda, Halikarnas Balıkçısı’nın da özendirmesiyle, Sabahattin Eyüboğlu’nun başı çektiği, “Mavi Yolculuk”lar başladı.
* * *
Ne gariptir ki 1971’de İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Faik Türün; Sabahattin Eyüboğlu ve Azra Erhat ile birlikte, “Mavi Yolculuk”u gerçekleştirmiş ve oraların evrensel boyutlu bir turizme açılmasına neden olmuş sanatçılardan birçoğunu, “komünistlik” suçlamasıyla Kartal’daki “Askeri Cezaevi”ne tıktı.
* * *
1980’den sonra da Turgut Özal, dışa açılma ve evrensel ekonomiyle bütünleşme paralelinde; Dalaman, Marmaris ile Ege kıyılarının yollarını, otobanlara dönüştürünce; “tatilcilik” modası da aldı yürüdü.
* * *
Tek değişmeyen şey “değişimdir”.
Uzaya uyduların gönderilmesi, yerel futbol takımlarının da çarçabuk “küresel süreç”e uyumunu sağlar; Cevat Şakir’in, Bodrum’a sürgüne gönderilmesi de, zemin hazırlar “tatilcilik” modasına...
* * *
9 günlük bayram tatili bu akşamdan itibaren başlıyor.
İstanbul’dan ayrılacakların hepsi de, tatile mi çıkıyorlar acaba?
* * *
Yerlerini yurtlarını bırakarak İstanbul’a göç etmiş ailelerden birçoğunun, yaşlı yakınlarıyla akrabaları duruyor geldikleri yerlerde...
* * *
Dini bayramlarda, büyüklerin ellerini öpme ve hem komşular, hem mahalledeki dostlarla bayramlaşma geleneği; bayram tatillerinde de “tatile çıkma” kentleşmesiyle, tümden unutulmuş değil.
* * *
İstanbul’a göç etmiş ailelerden birçoğu da; gerek uçakla olsun, gerek otobüslerle, doğdukları yerlere bayramlaşmaya gidiyorlar.
* * *
Dur durak bilmeyen bir “değişim”in, tarihsel boyutları merak edildiğinde; Bodrum’un 3.200 yıl önceye kadar uzanan geçmişine de bakılabilir; Cevat Şakir’in eserlerinde yazdıklarıyla, kendisinin biyografisine de...
* * *
Gerçi bu tür meraklar zaten çok azken, büsbütün kısırlaşmış durumda ama, olsun.
Merak ettiği kadar, merak edilir insan.
* * *
Ve ayrıca 20-25 yıl süreceğe benzeyen çalkantılı bir dönemde, çok değişik ufuklara bakan hayat kurtarıcı pencereler de açabilir, yerel koşullanmalardan sıyrılmak isteyenlere.
* * *
Siyasetçiler de bazen kaleci, bazen şütör olurlar.
Bütün sorun, onların ayağında top olmamakta...
Çetin Altan - Milliyet
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol