Asrın inşasından yüzyılın projesine

  • GİRİŞ17.03.2026 08:14
  • GÜNCELLEME17.03.2026 08:14

6 Şubat 2023 sabahı saat 04.17'de yeryüzü titredi. Kahramanmaraş merkezli art arda gelen iki büyük deprem; Adıyaman'ı, Hatay'ı, Malatya'yı, Gaziantep'i ve daha sekiz ili yerle bir etti. 11 il büyük ölçüde yıkıldı. Resmi rakamlara göre doğrudan 108 milyar dolar, dolaylı etkilerle 150 milyar dolara yaklaşan bir ekonomik kayıp yaşandı. Hiç şüphesiz bu modern Türkiye tarihinin en ağır afetiydi. Ancak tarihe yalnızca yıkım değil, bir yeniden doğuşla da geçildi. Zira enkaz hâlâ sıcakken, arama-kurtarma ekipleri enkazlarda çalışırken, devlet bir yandan da inşa seferberliğinin planını yapıyordu.

Üç yıl sonra bugün o illere baktığımızda gördüğümüz manzara şaşkınlık vericidir. Deprem bölgesinde toplam 455 bin 357 konut ve iş yeri inşa edilmiş, hak sahiplerine teslim edilmiştir. TOKİ, Emlak Konut GYO, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğü'nün koordineli çalışmasıyla 11 ilde, 174 ayrı alanda, 3.481 şantiyede yaklaşık 200 bin mimar, mühendis ve işçi seferber edildi. Bu rakamlar kuru sayıların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır: Tarihte eşi görülmemiş bir hızla yeniden inşa sürecinin tamamlanmış olduğunun kanıtıdır.

RAKAMLAR KONUŞUYOR: DÜNYA TARİHİNDE BİR İLK

Kimi zaman büyüklüğü anlamak için karşılaştırma yapmak gerekir. Dünyanın yakın tarihindeki büyük deprem felaketlerine bakıldığında, Türkiye'nin başardığı şeyin ne denli istisnai olduğu ortaya çıkar. 1999 Marmara depremi sonrasında kalıcı konutların tamamlanması yıllarca sürdü. Japonya'nın 2011 depreminde etkilenen bölgelerde geçici konutlardan kalıcı konutlara geçiş süreci beş ila yedi yıl aldı. Haiti'de 2010 depremi sonrası on yıllar geçmesine rağmen tam anlamıyla yeniden inşa hâlâ tamamlanamamıştır. Türkiye ise 15. günde ilk temeli attı, 45. günde ilk konut anahtarını teslim etti ve iki yıl içinde 455 bini aşkın konut ve iş yeriyle bütün bir ülkenin bir bölümünü yeniden kurdu. Bu sadece bir inşaat rekoru değil, devlet kapasitesinin sınırlarını yeniden tanımlayan bir başarıdır.

Hatay'da 153 bin 755, Malatya'da 79 bin 660, Kahramanmaraş'ta 73 bin 956, Adıyaman'da 43 bin 366, Gaziantep'te 31 bin 53 bağımsız bölüm teslim edildi. En ağır yıkımı yaşayan dört il olan Malatya, Adıyaman, Hatay ve Kahramanmaraş'ta Türkiye tarihinin en büyük şantiyeleri kuruldu. Sadece Malatya İkizce'de 28 bin 289 bağımsız bölüm inşa edildi; bu tek şantiye, pek çok ülkenin bir yılda tamamlayabileceği konut miktarını aşmaktaydı. Deprem bölgesine yapılan toplam yatırım 75 milyar doları geçti. Bu rakamın büyüklüğünü şöyle somutlaştırabiliriz: Bir Avrupa ülkesini sıfırdan kuracak kadar büyük bir alanda inşa faaliyeti yürütüldü.

MURAT KURUM: SAHADAKİ MİMAR

Bu sürecin baş mimarı olarak öne çıkan isim, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'dur. Kurum'un bu süreçteki liderlik anlayışı, salt bürokratik yönetimden farklı bir model ortaya koymuştur. Bakan, düzenli il ziyaretleriyle bölgeyi adım adım takip etti; her ilde muhalefet ve iktidar fark gözetmeksizin tüm parti belediye başkanlarını ve milletvekillerini kapsayan İl Afet Koordinasyon toplantıları düzenledi. Bu siyaset-üstü yaklaşım, hem lojistik açıdan verimliliği artırdı hem de bölge halkının devlete olan güvenini pekiştirdi. Kurum'un bu çabaları bölge tarafından da takdirle karşılandı: Gaziantep, Malatya, Hatay, Elazığ ve Osmaniye belediye meclisleri, oy birliğiyle Kurum'u fahri hemşehri ilan etti. Osmaniye'de ise yeni inşa edilen mahalleye 'Murat Kurum Bey Mahallesi' adı verildi. Partizanlığın değil, hizmetin bu denli güçlü bir karşılık bulması dikkat çekicidir.

Murat Kurum'un öne çıkan en önemli özelliği, kriz yönetiminde hıza ve kaliteyi aynı anda gözetmesidir. Hiçbir şeyden memnun olmayanlar, hızın kaçınılmaz olarak kalite kaybına yol açacağını öne sürdü. Ancak deprem bölgesinde uygulanan radye temel ve tünel kalıp sistemi, standart inşaat süreçlerinden daha güvenli yapı stokları ortaya çıkardı. Tüm yapılar, güncel deprem yönetmeliklerine uygun biçimde ve iklim değişikliğine dayanıklı tasarım ilkeleriyle inşa edildi. Sadece konut değil; altyapı da sıfırdan kuruldu. 11 bin kilometre altyapı çalışması yapıldı, içme suyu, atık su, yağmur suyu hatları döşendi. Sosyal donatı alanları planlandı: Her büyük şantiyenin yanına okullar, sağlık tesisleri, ibadethaneler ve kültürel alanlar eklendi.

BİR ÜLKE YENİDEN KURULDU

Deprem bölgesindeki yeniden yapılanmayı yalnızca konut sayılarıyla değerlendirmek eksik kalır. Burada gerçek anlamda yeni kentler kuruldu. Hatay Dikmece'de 4 milyon 952 bin metrekarelik alanda Türkiye'nin ilk modern uydu kentlerinden biri yükseldi. Kumlu'da Türkiye'nin ilk kırsal uydu kenti hayata geçirildi. Adıyaman İndere'de 700 futbol sahası büyüklüğündeki alanda 5 milyon metrekarelik dev bir şantiyede yeni bir kent dokusu oluşturuldu. Kahramanmaraş Altınova'da 1 milyon 850 bin metrekarelik alanda 10 bin 656 konutluk modern bir yerleşim ortaya çıktı. Bu gelişmeler, deprem öncesi şehirlerin sadece tamir edilmediğini; daha güvenli, daha planlı, daha modern kentlerin tasarlandığını ve hayata geçirildiğini göstermektedir.

Tarihi dokuya verilen önem de bu sürecin ayırt edici unsurlarından biridir. Antakya'nın simgesi olan Tarihi Uzun Çarşı yeniden inşa edilirken, Hatay'a özgü Yayladağı taşı kullanılarak kentin kimliği korundu. Çarşı bünyesinde 160 konut ve 1.376 ticarethane olmak üzere 1.536 bağımsız birim inşa edildi. Antakya Atatürk Caddesi'nde ise TOKİ ve Emlak Konut iş birliğiyle 4 bin 121 konut, 1.812 iş yeri ve ofis yeniden ayağa kaldırıldı. Depremlerde 80 santimetre çökme yaşayan İskenderun Sahili, Türkiye'nin en kapsamlı sahil düzenleme projesiyle 303 bin metrekarelik bir yaşam alanına dönüştürüldü. Tüm bunlar, bu projenin bir iskân çözümünün çok ötesinde, kentsel kimliği yeniden inşa etme çabası olduğunu kanıtlamaktadır.

Bu inşaat seferberliğinin arkasında, insanüstü bir çalışma temposu yatmaktadır. Şantiyeler, 7 gün 24 saat vardiya esasıyla çalıştı. Sadece Hatay Dikmece şantiyesinde 6.100 kişilik bir ekip görev yaptı. Türkiye'nin dört bir yanından gelen mühendisler, mimarlar ve işçiler aylarca evlerinden uzakta çalıştı. Bu insani boyutu göz ardı etmemek gerekir: Rakamların ardında uzun gecelerin, soluksuz koşturmacaların ve bir neslin verdiği emeğin hikâyesi vardır. Devlet organizasyonunun bu denli koordineli çalışabilmesi, Türkiye'nin kurumsal kapasitesi açısından da önemli bir veridir. TOKİ, Emlak Konut, Çevre Bakanlığı ve yerel yönetimler arasında kurulan senkron, gelecekteki olası afet yönetimi planlamaları için de bir model teşkil etmektedir. Devlet, depremzedelere 'sizi terk etmeyeceğiz' dedi ve bu sözü tuttu.

500 BİN YENİ KONUT

Deprem bölgesindeki zafer henüz kâğıda dökülmüşken, Türkiye çok daha geniş bir vizyonu hayata geçirmeye başlamıştır. 'Yüzyılın Konut Projesi' adıyla duyurulan bu girişim kapsamında, 81 ilin tamamında 500 bin yeni sosyal konut inşa edilecektir. Bakan Kurum, projenin hem depreme dayanıklı şehirleşmeye katkı sunacağını hem de dar gelirli vatandaşların konut sahibi olmasına imkân tanıyacağını belirtmektedir. Türkiye genelinde bugüne kadar 2 milyon 252 bin konut dönüştürülmüş, 258 bin konutun dönüşüm süreci ise devam etmektedir. İstanbul özelinde 924 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlanmış, 175 bin bağımsız bölümde çalışmalar sürmektedir.

500 bin sosyal konut hedefinin arkasında yatan stratejik mantık, yalnızca konut arzını artırmakla sınırlı değildir. Türkiye'nin en kritik kentsel dönüşüm gündemlerinden biri, Marmara bölgesinin beklenen büyük depreme hazırlanmasıdır. İstanbul ve çevresindeki milyonlarca eski yapı stoğunun güvenli hale getirilmesi, on yıllardır tartışılan ve bir türlü gereken hızla tamamlanamayan bir meseledir. Deprem bölgesindeki inşa kapasitesi ve deneyimi, bu zorunlu dönüşüm için de büyük bir motivasyon ve model sunmaktadır.

Bu noktada siyasi tartışmayı bir kenara bırakıp nesnel bir saptama yapmak gerekir: Yeni 500 bin konutluk hedef, doğru zamanda açıklanan doğru bir politikadır. Türkiye'de konut fiyatlarının son yıllarda ulaşılmaz seviyelere çıkması, özellikle genç nüfusun ev sahibi olmayı hayal olmaktan çıkartamaması, toplumsal bir kırılma noktası oluşturma riski taşımaktadır. Devletin arzı artırarak piyasaya müdahil olması, uzun vadede hem kira dengesini hem de konut sahipliği oranını olumlu yönde etkileyecektir. Tabii bu etkinin gerçekleşebilmesi için projenin, deprem bölgesindeki kadar kararlı ve şeffaf biçimde uygulanması şarttır.

DÜNYAYA VERİLEN MESAJ

Uluslararası kamuoyunun bu süreci nasıl değerlendirdiğine bakmak da aydınlatıcıdır. Dünya Bankası ve BM organları, Türkiye'nin deprem sonrası yeniden yapılanma sürecini 'olağanüstü hızlı' olarak nitelendirmiş, pek çok raporda örnek vaka olarak sunmuştur. Gelişmekte olan ülkelerin pek çoğunun deprem yönetimi konusunda Türkiye'nin deneyiminden öğrenmeye çalışması, bu başarının salt iç politika söylemi olmadığını ortaya koymaktadır. Türkiye'nin büyük bir doğal afet karşısında devlet-millet dayanışmasını nasıl seferber ettiğini ve kurumsal kapasitesini nasıl kullandığını gösteren bu tablo, uluslararası arenada yumuşak güç açısından da değerli bir kazanım niteliği taşımaktadır.

455 bin konuta gömülü olan anlam yalnızca teknik bir başarıyla ilgili değildir. Her anahtar teslimatında bir ailenin yeniden başlama hikâyesi vardır. Adıyaman'da 04.17'de duran saat koleksiyonunu biri toplayıp getirmiş, mahalle müzesi kurmuştur. Antakya'da tarihi çarşının taşları sayılarak yerine yerleştirilmiştir. Malatya İkizce'de çocuklar yeni parklarda büyümektedir. İskenderun sahilinde akşam yürüyüşleri yeniden başlamıştır. Bunlar istatistikle ölçülemeyen ama toplumun iyileşme sürecinin en güçlü göstergeleridir. Devletin yükümlülüğü, bina tesliminin ötesinde; bu insanların yaşamlarını yeniden kurabilecekleri bir zemin sunmaktır.

Yorumlar3

  • Aydın2 3 saat önce Şikayet Et
    Asrın inşa projesini öztlemişsiniz, kaleminize sağlık. Projede emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Maşallah devletimize.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Ünal 3 saat önce Şikayet Et
    Türkiye adına gurur verici bir tabloyu gördük, emeği geçen herkesi kutluyorumz.Eskiden böyle bir iş bitirlmesii görülmesi imkansızdı.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Adıyamanlı 02 3 saat önce Şikayet Et
    Allah devletimizden razı olsun. Adıyaman kısa sürede ayağa kalktıysa güçlü ve millet sevdasına sahip yöneticilerimiz sayesindedir.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat