Hürmüz’deki gerilim, tarladaki maliyeti değiştirir mi?
- GİRİŞ05.03.2026 09:00
- GÜNCELLEME05.03.2026 09:00
Dünya siyasetinde bazı krizler vardır; haritada küçük bir noktada başlar ama etkisi kilometrelerce uzağa ulaşır.
Bugün Orta Doğu’da yaşanan gerilim tam olarak böyle bir kriz.
28 Şubat günü başlayan ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ve ardından bölgede yükselen tansiyon ilk bakışta askeri bir mesele gibi görünüyor. Ancak mesele yalnızca askeri değil. Enerji piyasaları üzerinden küresel ekonomiye, oradan da gıda üretimine kadar uzanan bir zincir söz konusu.
Ve bu zincirin bir ucunda da Anadolu’daki çiftçi var.
Haritadaki Dar Boğaz
Dünyanın enerji haritasına bakıldığında tek bir yer özellikle dikkat çeker: Hürmüz Boğazı.
Dünya petrolünün yaklaşık beşte biri bu dar geçitten taşınıyor. Tankerlerin her gün sessizce geçtiği bu su yolu aslında küresel ekonominin en hassas damarlarından biri.
Bölgede gerilim yükseldiğinde ilk refleks enerji piyasalarında görüldü. Nitekim son günlerde petrol fiyatları hızla yükselerek 80 doların üzerine çıktı.
Petrol fiyatı yalnızca enerji maliyetini değil, çok daha geniş bir alanı etkilemekte işte tarım da bunlardan biri.

Tarımın Görünmeyen Bağı
Tarım dışarıdan bakıldığında doğa ile kurulan bir ilişki gibi görünür. Toprak, su, güneş ve emek…
Ama modern tarım artık bundan çok daha fazlası.
Bir traktörün çalışması için mazot gerekir.
Sulama sistemleri enerji kullanır.
Toprağın verimini artırmak için gübre gerekir.
Ürünlerin pazara ulaşması için nakliye gerekir.
Kısacası enerji pahalandığında tarımın maliyet dengesi de değişir.
Rusya-Ukrayna savaşı sırasında bunu açık şekilde gördük. Enerji fiyatları yükseldiğinde gübre fiyatları da hızla tırmanmış, bu da dünyanın birçok yerinde üretim maliyetlerini artırmıştı.
Bugün de benzer bir risk konuşuluyor. Örneğin uluslararası tarım piyasalarını takip eden analizlerde, İran çevresindeki çatışmanın gübre fiyatlarını yükseltebileceği ve özellikle Orta Doğu’daki sevkiyatın aksaması halinde küresel tarım girdilerinin pahalanabileceği belirtiliyor.
Gübre Zinciri
Orta Doğu’daki gerilim bu nedenle yalnızca petrol meselesi olarak görülmüyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) özellikle gübre ticareti ve lojistik zincirinin hassasiyetine dikkat çekiyor. Çünkü dünya gübre üretiminin önemli bir bölümü enerji yoğun bölgelerde yapılıyor ve ticaret yollarının önemli bir kısmı da bu coğrafyadan geçmekte.
Bu nedenle Hürmüz hattında yaşanabilecek bir aksamanın gübre piyasasında dalgalanma yaratabileceği kesin görünmekte. ABD merkezli tarım yayın platformu Farm Journal tarafından yapılan değerlendirmelerde de Hürmüz hattındaki riskin gübre piyasasını doğrudan etkileyebileceği vurgulanmakta.
Türkiye Tarımı İçin Anlamı
Türkiye açısından tablo biraz daha hassas.
Çünkü üretim güçlü olsa da bazı kritik girdilerde dışa bağımlılık devam ediyor. Gübre bunların başında geliyor. Türkiye Gübre Üreticileri, İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) verilerine göre Türkiye’de yılda yaklaşık 6-7 milyon ton kimyevi gübre kullanılıyor. Ancak bu ihtiyacın önemli bir bölümü ithalatla karşılanıyor. Yerli üretim bulunsa da kullanılan fosfat, potasyum ve doğal gaz gibi temel hammaddelerin büyük bölümü yurt dışından temin ediliyor.
Bu nedenle küresel enerji fiyatları ve ticaret zincirindeki dalgalanmalar gübre maliyetleri üzerinden Türkiye tarımını da etkileyebiliyor.
Orta Doğu’daki gelişmeler sonrası Türkiye’de de gübre arzına ilişkin sorular gündeme geldi. Tarım ve Orman Bakanı Sn. İbrahim Yumaklı, yaptığı açıklamada Türkiye’de gübre stoklarının yeterli olduğunu ve kısa vadede arz güvenliğini tehdit eden bir durum bulunmadığını belirtti.
Bu açıklama piyasadaki belirsizliği önemli ölçüde azaltmış görünüyor. Bununla birlikte bazı üreticilerin sahada gübre satışlarının yavaşladığını veya teminin zorlaştığını dile getirmesi, piyasada temkinli bir bekleyişin de oluştuğunu gösteriyor.
Ancak küresel fiyat dalgalanmalarının üretim maliyetlerine yansıma ihtimali tamamen ortadan kalkmış değil. Enerji fiyatlarındaki yükseliş yalnızca tarımsal maliyetleri değil, gıda fiyatları üzerinden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda hükümetin başarıyla yürütmeye çalıştığı dezenflasyon süreci üzerinde de yeni bir baskı oluşturma ihtimali taşıyor.
Nitekim uluslararası piyasa analizleri enerji fiyatlarındaki artışın bazı tarımsal emtia fiyatlarına da yansımaya başladığını gösteriyor. Bloomberg yayımladığı piyasa değerlendirmelerinde, petrol fiyatlarındaki yükselişin ardından soya yağı fiyatlarının son iki yılın en yüksek seviyesine çıktığı belirtmekte.
Asıl Hikaye
Aslında bu gelişmeler bize modern tarımın nasıl bir sistem içinde çalıştığını bir kez daha hatırlatıyor.
Tarım artık sadece toprağa tohum atmak değil; enerji fiyatlarından küresel ticaret yollarına, gübre üretiminden finansal piyasalara kadar uzanan geniş bir sistemin parçası.
Orta Doğu’daki gerilim bugün petrol fiyatları üzerinden tartışılıyor. Ancak orta ve uzun vadede asıl etkisinin gıda fiyatlarında ve tarımsal üretim maliyetlerinde ortaya çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.
Bugün Hürmüz’de yaşanan bir gerilim, yarın Anadolu’daki bir çiftçinin maliyet hesabını değiştirebiliyor.
Yorumlar1