Yeni FATİH Nesli
- GİRİŞ10.07.2012 08:52
- GÜNCELLEME10.07.2012 08:52
Haftasonu gittiğim kuaför salonunda tanıdım Emre'yi. Daha yeni 4 yaşına girmiş bu afacan, minik parmaklarıyla elindeki iPhone’u kullanırken etrafa sevimli gülücükler atıyordu. "Bizim oğlan çok akıllı maşallah, telefon ayarlarına girip arka plan resmini bile değiştirebiliyor" diyordu babası gururla. Biz kuafördekiler, daha henüz okuma yazma bile bilmeyen bu küçük çocuğun zekasını övüp maşallah derken, O "Angry Birds" oyununda bir seviye daha atlıyordu.
Eminim ki buna benzer bir olayı birçoğunuz yaşamışsınızdır. Ya kendi çocuğunuz, ya yeğeniniz ya da gittiğiniz bir mekanda rastladığınız bir çocuğun iPhone, iPad gibi üstün teknoloji cihazları sanki kırk yıllık bir mühendis edasıyla kullanabilmesi hepinizi şaşırtmıştır.
Daha okuma yazmayı bile öğrenmemiş bu çocukların en son teknolojik aletleri kolayca kullanma becerisi gerçekten çok ilginç. Kimilerine göre bunun sebebi bugünkü yeni neslin bir öncekilerden daha zeki olması. Fakat, kendi çocukluk dönemimde çıkmış elektronik cihazları babamdan daha iyi kullandığım günleri hatırladığımda durum biraz değişiyor.
Aslında sadece bugünün değil her zamanın yeni nesli bir öncekilere nazaran teknolojilere adapte olmakta hızlı. Bugün bize birer teknoloji harikası olarak gözüken aygıtlar, birçok çocuk için hayatın sıradan bir parçası gibi algılanıyor. Bu sebeple kolayca kendilerini yeni teknolojilere adapte edebiliyorlar.
Buna bir de görme, işitme ve dokunma gibi insanoğlunun en temel duyularına hitap eden tablet bilgisayarları kullanma kolaylığını da ekleyin. O zaman http://goo.gl/I5YzK adresindeki videonun kahramanı olan 2.5 yaşındaki minik kız çocuğunun iPad ile ilk buluşmasındaki tepkiyi ve sonrasında nasıl da ustalıkla iPad’i kullanabildiğini daha iyi anlayacaksınız. Bence eğer fırsat verilse, dünya üzerindeki herhangi bir cocuk da aynı o minik kız çocuğu gibi iPad’i hiç zorlanmadan kullanırdı.
İşte tam da bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı'nın ortaklaşa geliştirdiği FATİH (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) projesinin, yeni neslin teknolojik alışkanlıklarını yönlendirecek çok önemli bir adım olarak görüyorum.
FATİH Projesi'nin amacı teknolojinin imkanlarından faydalanarak eğitimin kalitesini arttırmak. Henüz 17 ayrı şehirde, 52 okulda pilot olarak uygulanan bu projeyle ülkemizdeki 600 binden fazla derslikte akıllı tahta ve internet kullanılacak, yaklaşık 15 milyon öğrenciye derslerini takip etmeleri için tablet bilgisayar verilecek.
Öğrencilerin ailelerini de düşündüğümüzde en az 40 milyondan fazla insanın tablet teknolojisi ile haşır neşir olması anlamına geliyor bu. Aslına bakarsanız, sadece eğitim değil medyayı da etkileyecek bir durumla karşı karşıyayız.
Örneğin, tablet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlkte gelecek 10 yılda bambaşka bir okur kitlesinin oluşacağını söylemek kehanet olmaz. Bu okur kitlesi görselliğe ve interaktif uygulamalara bugünden daha çok önem vereceklerdir.
Tabi diğer yandan FATİH projesinin eksikleri de yok değil. Dijital eğitime uygun içeriklerin noksanlığı, eğitim verecek öğretmenlerin teknik formasyonundaki sıkıntılar, bilişim öğretmenlerinin azlığı gibi sorunlara çözüm bulunması gerekiyor. Ayrıca teknolojinin hızını düşündüğümüzde bugünün sınıflarının bir kaç yıl sonra bir dijital çöplüğe dönüşmesinin de önüne geçilmesi gerek. Tablet ve akıllı tahta alımı için açılacak ihalenin teknik boyutunun çok ama çok iyi hesaplanması gerekiyor!
Bizler kara tahtaya çekilmiş ipler üzerinde ‘Ali Gel’ ‘Oya Topu At’ fişlerini görerek ve okuyarak yetişmiş bir nesliz. Kimimizin babası veya dedesi bu şansa bile sahip olamadı. Bizden sonra gelen Emre gibi minik afacanlar ise artık bu fişleri tablet bilgisayarlarında görecekler ve okuyacaklar. Ama aynı zamanda üzerlerine dokunup seslerini duyacaklar, ekran üzerindeki harflerin yerlerini değiştirip yepyeni kelimeler ve cümleler oluşturacaklar, eve gittiklerinde derslerin videolarını izleyecekler ve ders notlarını sosyal ağlar üzerinden paylaşacaklar.
Bu yeni FATİH neslinin öğrenme biçimlerine göre içerik üreten medya şirketleri ise varlıklarını güçlenerek sürdüreceklerdir, üretemeyenler ise tıpkı eski zamanların okul fişleri gibi birer nostalji olacaklardır. İnanmayan yakında sayıları 15 milyona çıkacak küçük ‘Emre’lere sorabilir.
Deniz Ergürel (Medya Derneği Genel Sekreteri) - Haber7
Blog: http://medyaglob.com
Facebook: http://www.facebook.com/d.ergurel
Twitter: http://www.twitter.com/denizergurel
Yorumlar3