Gazete okuyorsunuz... Peki gazete alıyor musunuz?
- GİRİŞ17.07.2012 09:35
- GÜNCELLEME17.07.2012 09:35
Geçtiğimiz hafta, ABD'nin Princeton Üniversitesi'nden bir grup öğrenciyle buluşma şansım oldu. Kadir Has Üniversitesi'nin işbirliği ile düzenlenen bir yaz okulu için Türkiye’ye gelmişlerdi. Onlarla yaklaşık iki saat boyunca yeni medya ve yeni iletişim biçimleri üzerine konuştuk.
Konuşmanın bir noktasında genç arkadaşlara şunu sordum "Kaçınız düzenli olarak gazete okuyor?" Salondakilerin hemen hepsinin elleri havaya kalktı. Ama "Kaçınız gazete satın alıyor?" diye sorduğumda az önce havaya kalkan ellerin birçoğu geri indi. "Peki bunun sebebi nedir?" diye sorduğumda ise hemen hepsinin cevabı ortaktı: "Çünkü, gazeteleri internetten okuyoruz"
Daha henüz 20’li yaşlarının başındaki bu gençler kağıda basılı gazete almak yerine interneti kullanarak dünyadan haberdar olmayı tercih ediyorlardı. Evet gazete okuyorlardı ama onların gazete anlayışı birçoğumuzun anladığından farklıydı.
Bilmem farkında mısınız ama bu gazete anlayışı Türkiye'de de giderek yaygınlık kazanıyor. Nasıl mı?
Türkiye’deki verilere baktığımızda haftalık gazete tirajlarının ortalama 4.5 milyon civarında olduğunu görüyoruz. IAB (Interactive Advertising Bureau) Türkiye ofisinin bu yıl başında yapmış olduğu bir araştırmaya göre ise ‘internetten düzenli gazete ve haber okuyorum’ diyenlerin sayısı yaklaşık 9.5 milyon. (Araştırmanın orjinaline gözatmak isteyenler http://goo.gl/TA6Pl adresini ziyaret edebilirler)
Yani kağıt gazete satın alanların neredeyse iki katı bir okuyucu kitlesi internette mevcut. Gazeteler çeşitli sebeplerle bu kitleleri gazete almaya ikna edemiyor.
Peki gazete okumak için neden gazete büfesine değil de ekran karşısına yöneliyoruz? Bence bunun başlıca beş temel sebebi var:
Birincisi internetteki içeriklerin bedava olması, ikincisi erişim kolaylığı, üçüncüsü anlık güncelleme yapılabilmesi, dördüncüsü video-ses-fotoğraf gibi okuyucunun ilgisini çeken özelliklere sahip olması, beşincisi ise farklı haber kaynaklarını bir araya getiren içerik toplayıcıların varlığı, yani son zamanlarda sayıları hızla artan haber siteleri.
Bu haber siteleri sayesinde farklı türdeki içeriklere tek bir yerden erişmek mümkün. Her ne kadar bu mecralar okuyucu açısından oldukça ilgi çekici olsa da malesef uygunsuz kullanımlar nedeniyle medya sektörünün geleceğini tehlikeye atabilecek bir seviyeye ulaşmış durumda. Başkasına ait içeriklerin izinsizce kullanımı ve bundan haksız kazanç elde edilmesi sektörü giderek bir çıkmaza sürüklüyor.
Aslında gelişmiş ülkelerdeki uygulamaları düşündüğümüzde hiç de uygun olmayan bu durum bizim ülkemizde internet yayıncılığının defakto(*) standardı haline gelmiş durumda. Eğer bir içerik ‘internette yayınlanmışsa’ rahatça alınıp başka ticari amaçlar için kullanılabilir fikri malesef bir çok kişi ve kurumda var. Buna Türkiye’deki gazetelerin kendi siteleri bile dahil.
Bu karışık duruma önlem arayan medya kuruluşları kendi içeriklerini internete koymamak gibi yöntemler düşünebilirler. Ama reklam alabilmenin yolunun popülerlikten geçtiğini düşündüğümüzde, internete karşı duvar örmek pek de mantıklı bir yol gibi gözükmüyor.
Örneğin, dijital abonelik sistemini başarıyla uygulayan New York Times gazetesi bile haberlerinin Google aramalarında üst sıralarda çıkması için çeşitli teknikler kullanıyor. Böylece New York Times ürettiği özgün içeriklerden insanların haberinin olmasını sağlayarak yeni dijital abonelikleri teşvik ediyor.
Diğer yandan işin hukuki yönü de önemli. New York Times, The Guardian gibi dijital yatırıma yönelen medya kuruluşlarının elini güçlendiren en önemli konulardan birisi hak ihlallerinin önüne geçecek ciddi kanunların varlığı. Türkiye malesef bu konuda hala çok zayıf.
Anlayacağınız ortada 2+2’nin her zaman 4 etmediği karışık bir durum söz konusu. Bu karışık durumu ortaya çıkaran çeşitli sebepler, farklı oyuncular ve unsurlar var. Ne eski usul katı yasaklı önlemler ne de sınırsız özgürlükler tam bir çözüm sağlamıyor. Bu ikisinin arasında herkesin yararına olacak farklı yollar bulmak lazım. Yoksa Türk medyası açısından gelecek, bu yönüyle pek de iyi görünmüyor.
(*) defakto: toplumda kendiliğinden oluşmuş ve uygulanmaya başlanmış düzenleyici kurallara verilen ad
Deniz Ergürel (Medya Derneği Genel Sekreteri) - Haber7
Blog: http://medyaglob.com
Facebook: http://www.facebook.com/d.ergurel
Twitter: http://www.twitter.com/denizergurel
Yorumlar4