Baykal, Gorbaçov olur mu?
- GİRİŞ13.12.2008 08:32
- GÜNCELLEME13.12.2008 08:32
CHP’nin ‘çarşaf açılımı’ ve 1930’ların ‘tek parti’ uygulamalarını eleştiren sözleri nedeniyle ‘mevcut sistemin daha fazla ayakta kalmasını mümkün görmeyen’ Baykal, Gorbaçov rolüne mi soyunuyor?
Zaman yazarı Ali Bulaç’ın ‘Baykal, Türkiye’nin Gorbaçov’u olabilir mi?’ yaklaşımı muhafazakâr ve liberal çevrelerde hayli yankı uyandırdı. CHP liderinin ‘Muhafazakâr kesimleri cumhuriyet ile buluşturuyoruz’ sözlerinin yerel seçimlere yönelik oy beklentisi ve siyasal fırsatçılığın ötesinde bir anlam taşıdığına ilişkin yorumların geçerlik kazanması için Baykal gibi CHP’nin de ‘değişmesi’ gerekmiyor mu?
Cumhuriyetin yalnız muhafazakâr İslamla değil Kürtlerle barışması için de ‘devleti kuran’ parti olarak CHP’ye önemli görevler düşüyor.
Liberal ve muhafazakâr çevrelerin ‘Baykal’ı Gorbaçov’a benzetmeleri’ne gelecekte atacağı adımlarla ilgili iyimserliğin yol açtığı kesin. CHP’nin ‘katı laikçi’ çizgisinden uzaklaşacağı umuluyor.
Acaba öyle mi olacak?
Baykal’ın söylemleri, parti politikasına dönüşecek mi?
CHP’nin yakında Tüzük ve Program Kurultayı toplanıyor.
Kurultaya sunulacak, ‘Değişim için Pusula’ adını taşıyan program taslağını okuduk.
Programda, 21. yüzyılın demokratikleşme, çoğulculuk ve bireysel özgürlükler gibi değerlerine sahiplenilmekle birlikte, önceliklere ‘Türkiye’nin gerçekleri’ penceresinden bakılıyor. CHP’nin laiklikten hiçbir şekilde ödün vermeyeceği vurgulanırken, ‘CHP’nin çağdaş laiklik anlayışı; dini unsurların siyasi simge olarak kullanılmasını demokrasi anlayışı ile bağdaşmayan ve anayasamızın değiştirilemez hükümleriyle çelişen bir davranış olarak görür’ denilmektedir.
‘Gençler için Yeni Bir Dünya’ başlıklı bölümde eğitimde fırsat eşitliğinin mutlaka sağlanacağı, ‘eğitim hakkının önündeki tüm engellerin kaldırılacağı’ söylenmekle birlikte, başını örten kızların yükseköğrenim haklarına değinilmiyor.
Farklı etnik yapılara ve alt kültür ve kimliklere ulusal bir zenginlik olarak bakıldığı kaydedilen CHP’nin yeni program taslağında ‘anadilin özgürce kullanımı’ savunulmakta ancak ‘eğitim hakkı’ özel dershaneler ve kurslarla sınırlandırılmaktadır.
‘Kürt kökenli yurttaşlarımızın sorunları’yla ilgili paragrafın ‘Romanlar’dan daha kısa tutulmuş olması da ilginçtir!
Bireyin devlet vesayetinden çıkarılmasını öneren, askerin siviller üzerindeki ‘vesayet’inden hiç söz etmeyen, 12 Eylül darbesinin ürünü 1982 Anayasası yerine ‘sivil anayasa’dan hiç söz etmeyen bir programla CHP nasıl ‘sol parti’ olacak? Ecevit’in 1970’lerdeki ‘düzen değişikliği’ iddiasını sahiplenecek?
Baykal-Gorbaçov benzerliği, CHP yönetiminin eski Sovyet politbürosunu çağrıştırmasından başka neyi ifade edebilir ki?
Politbüro tasfiye olmadan politikalar değişmez!
Yorumlar4