Demokratik sabır

  • GİRİŞ30.07.2009 09:35
  • GÜNCELLEME30.07.2009 09:35

İçişleri Bakanı Beşir Atalay bir ilke imza atıyor. Başbakan’ın geçen hafta dile getirdiği “Kürt açılımı” konusunda düzenlediği basın toplantısında ilk kez “güvenlik” politikaları dışında sorunun siyasal özüne ilişkin değerlendirmeler yapıyor. Kürt sorununu bir “demokratikleşme sorunu” olarak gördüklerini belirterek, “Çözüm sürecinin yönü demokratikleşmedir” diyor.

Bakan Atalay, “Çözümsüzlüğü savunarak negatif siyaset yürütmenin kimseye faydası yoktur” sözleriyle muhalefeti de sürece katkıda bulunmaya çağırıyor: “Başbakan’ın 2005’teki Diyarbakır konuşmasındaki adımları kararlı ve cesur şekilde atmak niyetindeyiz. Bakanlıkların ve kamu kuruluşlarının görüşleri istendi. Başta ana muhalefet olmak üzere tüm siyasi partilerden katılım ve destek isteyeceğiz. STK’lar, meslek örgütleri ve medyanın görüş ve katkılarını alacağız. Devletin her kesiminde çözüm konusunda bir mutabakatın olduğunu görüyoruz. Açılımı devlet politikası olarak hayata geçirmek istiyoruz.”

Dün DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile görüştüm. Bakan Atalay’ın sözlerini iyi bulduğunu, Kürt sorununun çözümünde umutlu bir döneme girildiğini söyledi.

TÜSİAD’ın Arzuhan Doğan Yalçındağ başkanlığındaki DTP ziyareti de anlamlıydı.

İş dünyası, sorunun siyasi yönü kadar, Doğu ve Güneydoğu’nun ekonomik kalkınması, işsizlik, eğitim, sağlık gibi temel sorunlarının çözümü üzerinde de duruyor.

Silahlar susar, normalleşme sağlanırsa, Türkiye çeyrek asırdır 40 bin insanını, ekonomik kaynaklarını tükettiği güvenlik sorunları yerine, olanaklarını bölgesel eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya, kalkınmaya ve refaha harcayabilir.
İspanya AB sürecinde böyle kalkındı.

ETA terörünün aşılmasında, yerel ve ulusal reformlar rol oynadı. Kimlik talepleri sorun olmaktan çıkınca, ayrılıkçı terör de etkisini yitirdi.

Türkiye de demokratikleşiyor; Kürtlerin varlığı, siyasi hakları, dil ve eğitim olanaklarını geliştirmeleri konusunda 1980-90’ların şartlarında değiliz. PKK’nın “silahlara veda” zamanı geldi. Kuzey Irak’ta seçim sandıkları kurulurken, dağlarda savaşamazsınız!

DTP’li Aysel Tuğluk’un özeleştiri niteliğindeki “Asker de ölmesin diyebilmeliydik” sözleri çok değerlidir.
Ahmet Türk, İçişleri Bakanı’nın Kürt açılımıyla ilgili sözleri üzerine, “Açıklamayı önemsiyoruz. Ama operasyonlar da durmalı” demiş. PKK da mayın tuzaklarına son vermeli. Çocuklar ölmemeli.

DTP lideri Türk’ün, İmralı’da 15 Ağustos’ta bir “yol haritası” açıklaması beklenen Abdullah Öcalan’ın hükümetçe “muhatap alınması” sözlerini ise gerçekçi bulmuyoruz. DTP, Öcalan’a meşruiyet kazandırmaya çalışmak yerine kendi çözümlerini açıklamalıdır.

Bir siyasi sorunun demokratik çözümünden söz ediyorsak adres TBMM’dir. İmralı değil!

Bir elde zeytin dalı, öteki elde silah olmaz.

“Demokratik sabır” çözüm için tek yoldur.

Derya Sazak - Milliyet
dsazak@milliyet.com.tr

Yorumlar2

  • Eşref AN 16 yıl önce Şikayet Et
    hakikat. Hayır, hayâl ile yoktur benim alış verişim; İnan ki: her ne demişsem görüp de söylemişim. Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek: Sözüm odun gibi olsun; hakikat olsun tek!
    Cevapla
  • MEHMET AKKUŞ 16 yıl önce Şikayet Et
    kesinlikle her cümlesine katılıyorum.. Sayın derya Sazak dürüst gazeteci.doğruları yazıyor.Bu süreç ülkemiz için hayırlı olur inşallah...Bu ülke de Silahlar sustu mu çözülemeyecek sorun yoktur.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat