Mezar açılımı

  • GİRİŞ23.12.2011 06:30
  • GÜNCELLEME23.12.2011 06:30

Ekranlar dün öğle vakti iki “canlı yayın”a odaklanmıştı.
Fransa Meclisi’ndeki “soykırımı inkâr suçu”yla ilgili yasa teklifi görüşülürken “bir Susurluk polisiyesi” olan Ayhan Çarkın’ın itiraflarından hareketle eski MİT’çi Tarık Ümit’in öldürüp atıldığı “mezar yeri” kazılıyordu.
Ayhan Ç’nin Radikal ve Taraf’a yaptığı açıklamalar ve savcılığa verdiği ek ifadelerle 1990’ların “faili meçhul” cinayetleri üzerinden “derin devlet”in tarihi yeniden yazılacak!
Derin devletin “kirli” tarihi, Susurluk kazasıyla ortaya dökülmüş ancak 28 Şubat sürecinin dengeleri, MGK etkisi ve siyasilerin dokunulmazlığı nedeniyle kapatılmıştı.
O cinayetlerin kökeninde Güneydoğu’da PKK’ya karşı verilen savaşın “hukuk” çizgisinden çıkması vardı.
JİTEM tarzı örgütlenmelerle PKK ile savaş askeri zeminden “özel harekât” noktasına kaydırılınca “itirafçılar tetikçi” oldu, Yeşil’ler ortaya çıktı. Faili meçhuller, infazlar başladı.
Çiller döneminde bu savaş, PKK’yı destekleyenler listesiyle Batı’ya kaydı.
Eski MİT Kontr-Terör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür son ifadesinde 40 kişilik “ölüm listesi”ni Tarık Ümit’te gördüğünü açıkladı. Tarık Ümit MİT muhbiriydi. Bolu-Hendek-Sapanca “ölüm üçgeni”ndeki cinayetler arasında o da kim vurduya gitti.
Özel Harekâtçı Ayhan Çarkın geç de olsa konuşuyor.
“Biz infazları devlet için yaptığımızı düşünüyorduk. Ama devlet için değilmiş. Kürt baronlarını tasfiye edenler kendileri baronlaşıp para ve uyuşturucu trafiğini ele geçirdiler” diyor. Ömer Lütfü Topal cinayeti tam da bu tanıma giriyor.

Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz


Derya Sazak / Milliyet

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat