Hayal
- GİRİŞ13.01.2012 09:31
- GÜNCELLEME13.01.2012 09:31
Hrant Dink davasında sona geliniyor. AGOS’un önündeki cinayetin üzerinden beş yıl geçti; mahkeme Hrant’ın anılacağı günlerde kararını vermiş olacak.
Dava -başladığı gibi- suikastın “görünen” sanıkları Ogün Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel üzerinden tamamlanacağa benziyor. Oysa suikastın bir de “görünmeyen” yüzü vardı; tetikçileri azmettiren, Pelitli’den Ankara’ya, İstanbul’a uzanan “derin” ilişkilerin üzerine gidilemedi. Savcı, 30 kamu görevlisi hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Çoğunun ifadesi bile alınmadan 17 Ocak’taki duruşmada karar çıkacak.
Hrant’ın arkadaşları salı günü mahkeme önünde “Bu dava böyle bitmez” tepkisini seslendirdiler.
25. duruşma iki açıdan çarpıcıydı.
Dink’in avukatları, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) mahkemeye gönderdiği kayıtlarda olay yerinde telefon görüşmeleri saptanan 5 kişinin sanıklarla irtibatlı olabileceğini savundular.
Ogün Samast’ın AGOS’a tek başına geldiğine baştan beri çok az ihtimal veriliyor.
TİB kayıtları Samast’a yardımcı olan kişilerle ilgili kuşkuları doğrulayabilir.
Mahkemedeki asıl çarpıcı gelişme Yasin Hayal’in sözleriydi.
Hayal, cezaevinde gardiyanlar tarafından tehdit edildiğini belirterek şunları söylüyor:
“Gençliğimden, heyecanımdan, fakirliğimden faydalanan Türkiye Cumhuriyeti, beni ortadan kaldırmak istiyor. Bir gün ölürsem otopsi yapmanıza gerek yok. Benim katilim bellidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.”
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Derya Sazak / Milliyet
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol