Kıdem Tazminatında taraflar neden uzlaşamıyor
- GİRİŞ04.12.2013 13:20
- GÜNCELLEME04.12.2013 13:20
Ancak uzlaşmazlığın neden kaynaklandığı açıkça dile getirilmiyor. Çünkü kurulmak istenen sistemle bir yandan kıdem tazminatı gün sayısı azaltılmak isteniyor, diğer yandan fon sistemine geçilerek kıdem tazminatını güvenceye alma çabası ve kıdem tazminatı alamayan işçilere bu hakkı yayma girişimi var. Hükümet, hak kaybı olmayacak iddiasıyla fon sistemini savunmakta, sendikalar mevcut haklarının kaybolacağını iddia etmekte, işverenler kıdem tazminatı yükünün azaltılmasını beklemekte, kıdem tazminatı hakkından yararlanamayanlar da sistemden yararlanmak istemekte. İşte birbirine zıt bu beklenti ve amaçlar uzlaşma kanallarını tıkamaktadır. Hükümet tarafından yapılan çalışmaların hak kaybına yol açacağı kaygısıyla sendikalar genel grev tehdidiyle direnç gösterirken, işverenler de maliyetlerin düşmeyeceği ve her ay kıdem tazminatı ödemesiyle karşılaşacakları için karşı çıkmaktadır. Kıdem tazminatı ödemeyen işverenler kıdem tazminatı maliyetine katlanmak istemedikleri için, halen ödeme yapan işverenler ise işçiye ödeyeceği tarihe kadar kullandığı bir kaynağın fona aktarılacağı için direnç gösteriyorlar.
1936 yılında kabul edilen 3008 sayılı İş Kanunuyla ilk kez düzenlenen Kıdem tazminatı hakkı aslında geçmişte de çok büyük tartışmalara neden oldu ve kıdem tazminatı zamanla gelişti. Kanunun ilk düzenlenmesinde kıdem tazminatı almak için 5 yıllık kıdem aranırken, 1975 yılında kıdem süresi 1 yıla indirildi. Kıdem tazminatı kazanma şartı gibi gün sayısı da değişti ve önceleri her bir kıdem yılı için 15 günlük ücret tutarı esas alınırken, 1975'te 30 güne yükseltildi. Ancak kıdem tazminatına tavan getirildi ve günlük asgari ücretin 30 günlük tutarının 7.5 katından fazla yılık kıdem tazminatı ödenemeyeceği hüküm altına alındı. Bu hüküm 1980 yılında kabul edilen 2320 sayılı yasa ile toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatı için de genişletilerek, özellikle toplu sözleşmelerle kıdem tazminatını artırma hakkı sınırlandırıldı.
Kıdem tazminatı tavanı 1983 yılında kabul edilen 2762 sayılı kanunla değiştirilerek, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek devlet memuruna Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez sınırı konuldu. Şu anda bu sınır yürürlüktedir ve buna göre yıllık kıdem tazminatı tavanı 3.254 TL.'dir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere kıdem tazminatı hakkı getirilen tavan uygulamalarla sınırlandırılmıştır.
Tartışmalara yol açan kıdem tazminatı fon sisteminin kurulmasına ilişkin ilk düzenleme 1975 yılında yasal mevzuatta yer aldı. 1475 sayılı İş Kanunu'nda 1927 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak, fon sistemine ilişkin şu hüküm ilave edildi: "İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydıyla devlet veya kanunla kurulu kurumlarda veya yüzde 50 hisseden fazlası devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir. Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir." Bu hüküm halen yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanunu'nda da yer almaktadır. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi fon kurma beklentisi 38 yıldır gündemde.
Fon tartışmalarında dile getirilen kıdem tazminatı hakkından yararlanan işçi sayısının azlığı bir gerçektir. Bunun temel beş nedeni var:
1. Kayıt dışı istidam
,2. Kayıt içi ancak düşük ücretle yasal bildirimleri yapılmış , yani kısmen kayıt dışı çalıştırılanlar,
3. Bir yıllık süreyi doldurmadan işçilerin işten çıkartılması,
4. Sezonluk ve günübirlik çalışma
5. Şirketlerin iflası
Yukarıdaki temel nedenlerden dolayı kıdem tazminatı hakkından tüm işçilerin yararlanamadığı dikkate alındığında, fon kurarak bu sorunu giderme ihtimali zayıflamaktadır. Çünkü temel sorun kayıt dışılık ve işçilerin bir yıldan az çalıştırılmış gibi gösterilmesidir. Fon sistemi de bu sorunun çözümüne çare olamayacaktır. Ayrıca bu sorunu gidermenin yolu kıdem tazminatı hakkını tırpanlamaktan geçmemelidir. Mevcut sistem korunarak, kıdem tazminatı karşılıklarının işverenlerce ayrılması şartı getirilmeli, kıdem tazminatı hakkı için aranan en az bir yıl çalışma zorunluluğu kaldırılarak, çalışılan süreyle orantılı kıdem tazminatı hakkı verilmelidir. Sürekli çalışmayan, günübirlik çalışan işçiler için de fon sistemi kurulmalıdır. Bu fon sistemi de devletten bağımsız taraflarca yönetilmelidir.
Bu vesileyle beklenen bir haberi de sizlerle paylaşmak istiyorum. İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yazılarımdan sonra çok sayıda soruyla ve taleple karşılaştım. Bu soru ve taleplere bu sayfadan cevap verme imkanım maalesef yok. Bu nedenle ANKA OSGB benim katılacağım bir eğitim semineri düzenlemeyi teklif etti, ben de kabul ettim. Önümüzdeki haftalarda düzenlenecek toplantıyla ilgili sizleri bilgilendireceğim.
sayimyorgun@gmail.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol