Adaletle hükmediyor muyuz?
- GİRİŞ06.02.2014 10:02
- GÜNCELLEME06.02.2014 10:53
Son haftalarda yaşananlar bir kez daha gösterdi ki konumumuz ve gücümüz ne olursa olsun vazgeçilmez olan adaletin varlığıdır. Adalet hukuka uygunluk olarak tanımlanabilir, ancak her hukuki düzen ve hukuki karar adil olmayabilir. Öyle ise adaletin terazisinin doğru tartması için hem terazi doğru olmalı hem de tartan. Bu da yetmez terazinin konulduğu yer, çevresel şartların da adaletin sağlanmasına müsait olması gerekir. Bu şartlar gerçekleştirilmeden adil muamele etmek ve karar vermek maalesef mümkün olmaz.
Adaletsizlikler Adaleti Gerekli Kılar
Adaletsizlikler ortaya çıkmadan adalete duyulan ihtiyaç anlaşılamaz ama her toplum tüm adaletsizlikleri yaşamak zorunda değildir. Diğer kişi ve toplumların yaşadıkları adaletsizliklerden ders çıkararak, tecrübelerden yararlanarak nispeten daha adil bir düzen kurmak mümkün olabilir. Ülkemizde AB normlarının esas alınması, uyum paketlerinin hazırlanması hep bu ihtiyaçtan doğmuştur. Bizim hukuki düzenlemelerimizin kaynağının önemli bir kısmının başka ülkelerden alınmasının temel nedeni yaşanan tecrübelerden yararlanmaktır. Ancak bir toplumda iyi işleyen hukuki kuralların diğer toplumlarda da aynı şekilde etkili olması mümkün olmayabiliyor. Çünkü biraz önce vurguladığım gibi kişi ve çevresel şartlar bu kurallar üzerinde etkili olur. Ülkemizde yaşadıklarımız tam da bu tespiti doğruluyor. Başka toplumlarda sorunsuz veya az sorunla uygulanan sistemler bizde sorun yaratıyor.
Adalet Düzenleyici ve Denetleyicidir
Düzenlemek ve denetlemek, adaletin önemli fonksiyonları arasında yer alır. Hukuki düzenlemeler şahsi veya grup menfaatleri gözetilerek getirildiğinde ve uygulandığında bu hükümlerden adil sonuçlar çıkmaz. Bu tür düzenlemeler ihtiyacı giderecek sonuçlar çıkarır, ihtiyaç devam ettiği sürece o kurallar ve uygulamalar adil olarak görülür. Ancak uzun vadede büyük adaletsizliklere yol açar ve adalet araçsallaştırılır. Daha açık yazmak gerekirse adalet menfaatlerin aracı olur.
Hukuki düzenlemeler iyi olsa da onların uygulanmasını denetleyecek ve etkinliğini sağlayacak adalet organizasyonun gerçekleştirilmesi elzemdir. Bundan dolayı yargı ve yargıç bağımsızlığı temel prensip olmalı.
Adil miyiz ?
İhtiraslarını denetleyebilen, kendisini disipline edebilen, kendisi için istediğini başkaları için de isteyebilen insanlar adil insanlardır. Öncelikle "adil miyim" sorusunu kendimize sormak ve dürüstçe cevaplamak gerekiyor. Aksi taktirde başkasının yaptıklarını yargılayan, kendisinden bihaber olan kişilere dönüşürüz. Bugünlerde buna ihtiyacımız var. Adil davranışlara ve bunu besleyen duyguya muhtacız.
Adaleti esas alan bir toplumsal ilişki ve düzen yoksa adalet sağlanamaz. Toplumsal düzen adaleti esas almamışsa fertleri adil olmaya zorlayamaz. Bunda dolayı toplumun adalet anlayışı ne ise içinde yaşayanlar da genellikle o düzeyde adil olurlar. Yani toplumsal baskı adaletten yana değilse, adaletsizlikler hoş görülebilir hatta meşru kabul edilebilir.
Devlet için Adalet
Devletleri var kılan temel kaynağın başında adalet gelir. Kanunların yapılması sırasında, hak ve görevlerin dağıtılmasında, uygulanmasında belli bir kesime ve/veya gruba ayrımcılık yapılmıyorsa, eşit davranılıyorsa o devlet adil devlettir.
"Devleti ayakta tutmak ve korumak için adaleti göz ardı edebilir miyiz ?" sorusuna cevabımız "hayır" olmalı. Çünkü adaletsizlik üzerine kurulmuş hiçbir yapı payidar olamaz. Ülkeyi kurtarmak, devleti kurtarmak, partiyi kurtarmak gibi bir takım kaygılarla adalet askıya alınamaz, alınır ise hem askıya alınmasının bedeli ödenir hem de geri getirmenin bedeli.
Devlet birey ilişkisi, devlet toplum ilişkisi demokratik sistemlerde dengelenmiş, akılcı ve gerçekçi bir düzen kurmak amaçlanmıştır. Devlet, temel hakları kabul etmek ve uymak, birey ve toplum da sorumlu davranmak zorundadır. Demokratik toplumlarda yönetilenler kadar yönetenlerin de yasalara uyması gerekir. Çünkü karşılıklı hak ve ödevler temeline dayanan ilişki dengeli olduğu taktirde sürdürülebilir olur. Bu düşünceden hareketle hem birey hem de devlet önemlidir, biri diğeri için feda edilemez. Ancak bu amaca her zaman ulaşmak mümkün olmamaktadır. Demokratik toplumlarda yaşanan istikrarsızlığın temel nedeni de budur.
Mutlu olmanın yolunun adaletten geçtiği düşüncesi bir toplumda hakim ise o toplum adil toplum, o devlette adil devlet olur.
Doç. Dr. Sayım Yorgun - Haber 7
sayimyorgun@gmail.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol