Urfa'yı terk edin üstad!

  • GİRİŞ28.03.2011 08:29
  • GÜNCELLEME28.03.2011 08:29

İstanbul’un en güzel tepelerinden biridir Pierre Loti. Tarihi Eyüp Mezarlığı içinden geçilerek çıkılan bu tepedeki çay bahçesine ilk gittiğimde manzarayı falan unutmuş Necip Fazıl Kısakürek’in mezarını aramaya koyulmuştum.

Bir mezara sahip olmanın kıymetini bir mezarı bile olmayan birinden bahsedilirken daha iyi anlar insan. Sevenleri tarafından “üstad” olarak anılan Necip Fazıl, “Son Devrin Din Mazlumları kitabında talebelerinin ve sevenlerini ”üstad”ı Bediüzzaman Said-i Nursi’yi 9 mazlum din âliminden biri olarak zikreder.  Gerçekten de öyledir. Kitapta yine bu 9 mazlum din aliminden biri olarak geçen Şeyh Said’in başlattığı Şeyh Said İsyanı’na katılmadığı, hatta engellemeye çalıştığı herkes tarafından bilinmesine karşın bütün ömrü Şeyh Said İsyanı’na destek verdiği gerekçesi ile sürgün ve hapislerde geçmiştir Said-i Nursi’nin.

20 Mart 1960 tarihinde zorunlu ikamet ettiği Isparta’dan kaçak olarak yola çıkar Üstad. Günlerinin sayılı olduğunun farkındadır. Urfaya gelir. Gelişinin duyulması ile kendisini ziyaret etmek isteyen binlerce insan kaldığı otelin kapısına akın eder. Oysa devletin Üstadın sürgün yeri konusunda kesin talimatı vardır. Bu durum kendisine bir görevli tarafından iletilirken ilgili emniyet görevlisi ile Üstad arasında şu diyalogun geçtiği anlatılır:

-Urfa’yı terkedin!

-Hastayım, bir yere gidecek takatım yok. Zaten Urfa’ya ölmeye geldim.

Gerçekten de 23 Mart’ta Hakk’ın rahmetine kavuşur. Ancak bana kalırsa Üstadı mazlum yapan asıl gelişme bir kaç ay sonra 27 Mayıs İhtilalinin “kudretinin”  Halil-ül Rahman Camisi’ndeki mezarını bir gece yarısı açıp naaşını bilinmeyen bir yere nakletmeleri hadisesidir.

Bugün -yeni mezar yerini bilen birileri hala hayatta mıdır?, -hayatta ise kimlerdir ? sorularına cevap verecek sayılı insan olduğu söyleyebilir ancak. Mustafa Armağan bunlardan birinin Yılmaz Büyükerşen olduğunu ima etti bir yazısında. Gerekçesi de: 20 Temmuz 1960 tarihinde Dünya Gazete’sinde şimdiki Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen imzası ile yayınlanan Said-i Kurdinin cesedi nasıl nakledildi? başlıklı yazı. Hakikaten de yazıdan Büyükerşen’in nakil esnasında orada olduğu veya en azından orada olan birinden olan biteni dinlediği anlaşılıyor.

Olayı Mustafa Armağan açısından anlamlı kılan Büyükerşen’in bugünlerde CHP saflarına geçmesi. CHP’nin 27 Mayıs ile ilişkisi zaten herkesin malumu.

Öyle anlaşılıyor ki Üstada “Urfa’yı terkedin şeklinde buyuran kudret, Urfa’yı terketmeyen ve burada ölmekte ısrar (!) eden Üstadı ve müslümanları Üstadın mezarını bilinmeyen bir yere naklederek cezalandırmış ve talebini 4 ay gecikmeli de olsa yerine getirmiştir.

Bir mezara sahip olmak mühimdir. Gerçek adı Said Okur olan Üstada kabri başında bir fatiha okumak için bile olsa yeri bilinen bir mezara sahip olmak daha da mühimdir.

Dr. Hamid Aydın - Haber 7
hamidaydin@gmail.com

Yorumlar2

  • ihsancengiz 14 yıl önce Şikayet Et
    Mezarının yerinin bilinmemesini kendisi istemiş.. Mezarının yeririnin halk tarafından bilinmemesini kendisi o zamanın ilgili bir kişisine mektup yazarak kendisi istemiş. O yüzdendir ki kimse bilmeyecek şekilde bir yere gömülmüştür.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • maise 14 yıl önce Şikayet Et
    Urfa'lı milletvekili adaylari. Adaylar soz versin bu isi hallederiz diye. Mezarın yerini bulan kahraman olur çünkü.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat