Bir tazı sıçraması
- GİRİŞ13.06.2011 06:08
- GÜNCELLEME13.06.2011 06:08
“Musa kardeşim ağlamaktan mı
Okumaktan az uyumaktan mı
Kan gölü gözlerin
Her an karanlığını giyinecek gibisin
Ne kadar uzun sürüyor
Ta içinden gözlerine gelmesi dikkatin
Karnın ne kadar küçük ve içerde
İnce belin
Fazla kabarık değil kemiklerinden etlerin
Biliyorum ancak sen
Bu kadarla yetindikçe ve ekmeği
Böyle mübarek tutukça
Doyar karnı çinin hindistanın amerikanın
Sen olabilirsin çaresi
Su içinde susuzluk hissinden ölen kimselerin…”
( nerede bulabilirsem seni / C.Z )
Yazık ki Cahit Zarifoğlu’ nu okumaya başlamam vefatına çok yakın bir zamana denk düşer. Ankara’ da lise yılları. Hepsi üniversiteyi okuyan ev arkadaşlarımdan birinin “Menziller” isimli şiir kitabı. Yukardaki satırlarını ezberliyorum ilkin. Ardından diğerleri geliyor. Hem de üstüme üstüme geliyor. Okuyorum ama şairini bilmeden. Nedir, nasıldır, nicedir düşünmeden. Meğer ben Zarifoğlu’ nu okurken o koca şair ölümüne aylar kala içinden yasinler, tütsüler geçen dualar okuyormuş. Yaşım Musa’ nın yaşı kadar: Onyedi. Üstelik Beyazıt Meydanı’ nı görmemişim henüz. Bu yüzden karşılaşmamışım 16 yaşındaki halimle. Onun yerine Kızılay Meydanı’ na yürüyorum bazı akşamlar. Strazburg’ dan Necatibey’ e çıkarken Hama isimli bir işyeri çıkıyor karşıma her seferinde. Her seferinde bir önceki dükkanı tutup onun ismini Çıma koyacağım diyorum. Yüzüme bir gülümseme yayılıyor. Kelimeler arasındaki ses benzerlikleri anlamları ile birleşince mutlu ediyor beni hala. Çıma: neden, hama: öylesine anlamına geliyor Kürtçe’ de.
-Neden?
-Öylesine!
diye okuyacak herkes dükkanların ismini . Keyiflendiriyor bu düşünce beni. Şiir tadında ya her şey o yaşlarda.
Henüz Suriye’ de Hama isimli bir şehir olduğunu bilmiyorum. Oysa onun da kitaplarını okumuşum üstelik henüz 13 ündeyken. Hasan el Benna’ nın Risaleler’ i. Yıl 1982. Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın liderini okuyorum yaşıma başıma bakmadan. Oysa İhvan-ı Müslimin kim bilmiyorum. Abilerimiz biliyor bir tek o yıllarda her şeyi. Tıpkı Menziller’ i okurken Zarifoğlu’ nu bilememek gibi.
Meğer ben Hasan el Benna’ yı okurken Hafız Esad Hama’ da binlerce Müslüman Kardeşler Teşkilatı mensubunun canına okuyormuş. Ama hiç kimse Çıma demiyormuş Hama’ da olup bitenlere.
Hama Antakya’ya komşu. Sığınan Suriyelileri idam edileceklerini bile bile geri yolluyor Kenan Evren iktidarı 1982’ de. 40 bin insan 15 gün içinde resmen katlediliyor. Bir milyondan fazlası da terketmek zorunda kalıyor memleketini.
Cahit Zarifoğlu’nun vefatının üstünden 24, Hama katliamının üzerinden 29 yıl geçti. Bazı şeyler hep aynı kaldı oysa. Zarifoğlu’nun şiiri hala Musa’yı anlatıyor örneğin. Hayatında hiç bir Zarifoğlu şiiri okumamış olsada Musa hala karnı küçük ve içerde Suriye sınırında bekliyor. Musa’sının babası 29 yıl once Hafız Esad tarafından öldürüldü. Şimdi de kendisi kuşların bile kaderle uçtuğunun farkında olmadan kendi kaderini bekliyor.
29 yıl önce 40 bin müslüman öldürüldü. Hiç kimse Çıma demedi Hama’ da olan bitene. Şimdi aynı katliam yeniden tekrarlanıyor. Yine kimse Çıma demeyecek biliyorum.
Hoş sorsalar ne olacak ki? Cevap dünden değil tam 29 yıl öncesinden belli değil mi zaten:
-Neden?
-Öylesine!
Dr. Hamid AYDIN
twitter.com/hamidaydin
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol