Manastırları korumak ineklerin görevi mi?
- GİRİŞ05.09.2011 13:00
- GÜNCELLEME05.09.2011 13:00
Eylül doğumludur Hrant Dink. Ancak doğumu değil bu toplumu ölümü ilgilendirmiştir Hrant’ın. Bir hasta için Elmadağ’daki Surp Agop Ermeni Hastanesi’ndeydim. Telefonlar çalmaya başladı.
Gazeteciler sürekli arayıp “-Hrant Dink’i oraya mı getirdiler?’ diye soruyorlardı.
Hiç bir şey anlamadım ilkin. Meğer hastaneye 300 metre mesafede Hrant Dink vurulmuş, gazeteciler bunu haber alınca en yakın ermeni hastanesi diye Surp Agop Hastanesi’ne kaldırıldığını varsayıp bizi arıyorlarmış. Bir taksiye bindim doktor refleksiyle, belki ambulanslardan önce yapacak bir şey vardır diye ama olan çoktan olmuştu.
Bu bayramın 3 gününü Batman’da geçirdim. Önceden yaptığımız plan üzerine Batman’a yakın iki önemli kazı yerine gidecek ve çalışmaları fotoğraflayacaktık. İlk gün aynı zamanda benim de doğum yerim olan Ancolin (Ağıl) köyü’ndeki Körtiktepe Kazı Alanı’na gittik. 11bin 400-11bin 600 yıllık bir geçmişe sahip olan bu neolitik çağa ait kazı alanıyla ilgili geniş bir araştırmayı ve sonuçlarını ilerleyen günlerde yazacağım. Bu yazıda Körtiktepe ile ilgili sadece, ulaşmak ve fotoğraflamak için saatlerce güneş altında kaldığımız kazı alanının etrafının tel örgülerle düzenli bir şekilde kapatılmış ve yeterli güvenliğin alınmış olduğunu belirtmekle yetineceğim.
İkinci gün Dicle Nehri ve Batman Çayı’nın birleştiği yerde kurulan ve dünyanın ilk köyü olarak kabul edilen Bediya (Oymataş) Köyü’ne gittik. Batman il sınırları içinde kalan Kuriki Höyüğü, çayda kaçak avlanan onlarca balıkçının oluşturduğu kontrolsüz kalabalığa sadece 100 metre mesafedeydi. Etrafında ne bir tel örgünün çekili olduğu ne bir tedbirin alındığı bu höyükte, içinden 6 bin yıllık buğdayın çıktığı tahıl ambarının bulunduğu alanın üstü tahta paletlerle kapatılmıştı. Buradan başlayan ve akşam üstü bitirdiğimiz gezimiz boyunca her yerde karşımıza çıkan özensizlik içler acısıydı. Kuriki Höyüğü bir önceki gün gittiğimiz Körtiktepe’nin tam karşısındaydı. Fırat Nehri sınırlarında yer alan Urfa’daki 12 bin yıllık Göbekli Tepe dünyanın en eski yerleşim yeri sayılır. Kuriki Höyüğü’nde yapılan özensiz kazı çalışmalarının hakkı verilirse yeni buluntularda 15 bin yıla inileceği varsayılıyor çünkü Dicle medeniyeti ile Fırat arasında 3 bin yıla yakın bir fark olduğu biliniyor.
Kerike (Bıçakçı) Köyü sınırları içinde yer alan ve Batman Çayı üzerine kurulu Asurlulardan kalma taş köprü kalıntılarını saymazsak son ziyaretimiz Mor Kiryakus Manastırı’naydı.
MS 4.YY’ da yapılan manastırlardan biri olan Mor Kiryakus’un dışardan çekilen bir çok fotoğrafını açın internetten inceleyin.
Yüzlercesini de ben çektim ama sadece çarpıcı olan bir kaç tanesini paylaşıyorum. Bu heybetli yapı şu an hayvan barınağı ve soğan deposu olarak kullanılıyor.
Yıkılan duvarlarından çıkan binlerce taş blok köy evlerinin yapımında kullanılmış. Manastırın en gösterişli bölümü ise bir ineğe emanet.

Doğurmak üzere bekliyor. Aklın alabileceği ve vicdanın tahammül edeceği bir manzara değil. Batman’a sadece 10 km. uzaklıktaki bu tarihi esere sahip çıkacak bir yetkili yok mu koca memlekette? İl Kültür Müdürü buraları ziyaret etmiyor mu? Bu manastırın içini temizletecek ve etrafını tel örgü ile çevirecek küçücük bir ödenek ayıramıyor mu bu devlet?

Mor Kiryakus Manastırının kırık dökük pencerelerinden birinden komşu köy görünüyordu. “Burası neresi?” diye sordum. “Keferzo Köyü” dedi ve ekledi: “Buranın içinde de bir manastır var.” “Hadi oraya da gidelim.” dedim. Rehberimiz devam etti: “Keferzo Hrant Dink’in dedesinin köyü!” dedi.
Birden Hrant Dink’in öldüğü gün geldi aklıma. Cenazesinin üzerinin özensiz örtüldüğü o manzara... “Gitmeyelim” dedim. Orada ne göreceğimi gitmeden tahmin etmiştim çünkü.
Fotoğraf makinamla uzaktan bir kaç kare fotoğrafını çektim. Uzaktan...
Dr. Hamid Aydın - Haber 7
hamidaydin@gmail.com
twitter.com/hamidaydin
Yorumlar1