Muslim emergence in USA
- GİRİŞ08.08.2026 08:54
- GÜNCELLEME08.08.2026 08:54
I’ve integrated the new concluding section naturally into the article and polished it for publication in a Turkish newspaper.
Amerika Birleşik Devletleri’nde Müslümanların Aydınlık Geleceği
Tarihî Temsilden Ulusal Liderliğe
Amerikan Kongresi’nde dört Müslümanın tarihî temsili, New York’un ilk Müslüman belediye başkanının seçilmesi ve Mısır kökenli Amerikalı Dr. Abdul El-Sayed’in ABD Senatosu adaylığı, Amerika’da Müslüman liderliğinin yeni bir dönemine işaret etmektedir. Bu gelişme aynı zamanda Mısır ve Mısır kökenli Amerikalı toplum için de büyük bir gurur kaynağıdır.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Müslümanlar, topluma yalnızca uyum sağlamanın ötesine geçerek ülkenin gelişimine, kamu hizmetine ve ulusal liderliğine aktif katkıda bulundukları yeni ve umut verici bir döneme girmektedir. Bugün Müslüman toplumu, Amerikan toplumunun ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş; tıp, bilim, mühendislik, hukuk, eğitim, ekonomi ve kamu hizmeti gibi birçok alanda önemli başarılar elde etmiştir.
Son yıllarda yaşanan gelişmeler, bu ilerleyişin tarihî dönüm noktaları olmuştur. Bunların başında Amerikan Kongresi’ne dört Müslümanın seçilmesi gelmektedir. Bu gelişme, Amerikan demokrasisinin dini veya etnik kökeni ne olursa olsun, ülkesine hizmet etmeye ehil her vatandaşa fırsat tanıyan güçlü yapısını açıkça göstermektedir.
Bunun ardından New York’un ilk Müslüman belediye başkanı olarak Zohran Mamdani’nin seçilmesi, Müslümanların siyasi katılımında yeni bir sayfa açmış ve Amerikan seçmeninin liyakat, dürüstlük ve topluma hizmet anlayışına verdiği değeri bir kez daha ortaya koymuştur.
Bugün dikkat çeken en önemli gelişmelerden biri de Mısır kökenli Amerikalı hekim Dr. Abdul El-Sayed’in yükselişidir. Dünyanın en saygın akademik burslarından biri olan Rhodes Bursu sahibi olan Dr. El-Sayed, Amerika Birleşik Devletleri Senatosu için Demokrat Parti adayıdır. Onun yükselişi, Müslümanların Amerikan kamu hayatındaki artan etkisinin önemli bir göstergesidir. Aynı zamanda Mısır için de büyük bir gurur kaynağıdır; çünkü bilim, bilgi ve topluma hizmet anlayışıyla Amerikan siyasetinde saygın bir yer edinmiş seçkin bir evladını dünyaya kazandırmıştır.
Amerika’daki Müslümanların hikâyesi aslında modern dönemle başlamamıştır. Tarihçiler, 16. yüzyılda Kuzey Amerika’ya ulaşan Faslı Müslüman kâşif Mustafa Ez-Zemmûrî (Estevanico)’nun Amerika kıtasına gelen ilk bilinen Müslümanlardan biri olduğunu belirtmektedir. Bu da Müslümanların bu topraklardaki varlığının yüzyıllar öncesine uzandığını göstermektedir.
Bugün Amerika’da milyonlarca Müslüman yaşamaktadır. Doktor, bilim insanı, mühendis, üniversite öğretim üyesi, girişimci, hâkim, asker, polis ve kamu görevlisi olarak ülkelerine hizmet etmekte; yasama ve devlet kurumlarında da giderek daha etkin roller üstlenmektedirler. Onların başarıları artık Amerikan başarı hikâyesinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir.
Her yeni nesille birlikte gelecek daha da umut verici görünmektedir. Eğitim, bilim ve kamu hizmetine verilen önem sayesinde Amerikalı Müslümanların siyaset, ekonomi, bilimsel araştırmalar, kültür ve uluslararası ilişkiler alanlarında daha büyük katkılar sunmaları ve örnek liderlik sergilemeleri beklenmektedir.
Ancak gerçek başarı yalnızca yüksek makamlara ulaşmakla ölçülmez. Asıl başarı; ahlak, dürüstlük, adalet ve insanlığa hizmet etmektedir. İslam, mensuplarını doğruluk, güvenilirlik, adalet ve iyiliğin temsilcileri olmaya; bütün insanlara karşı merhamet ve güzel ahlakla davranmaya çağırmaktadır.
Kutuplaşmanın ve ayrışmanın arttığı günümüz dünyasında Amerika’daki Müslümanlar, farklı dinler ve kültürler arasında diyalog, anlayış ve karşılıklı saygının köprüleri olabilir; daha güvenli, daha adil ve daha güçlü bir toplumun inşasına önemli katkılar sağlayabilirler.
Kur’an-ı Kerim bizlere Allah’ın insanları farklı milletler ve kabileler olarak birbirlerini tanımaları ve iş birliği yapmaları için yarattığını hatırlatmaktadır; çatışmaları ve düşmanlığı artırmaları için değil. Bu ilke; özgürlük, hukukun üstünlüğü, insan onuru ve fırsat eşitliği üzerine kurulu Amerikan değerleriyle de büyük ölçüde örtüşmektedir.
Müslümanların kamu hayatındaki etkisi arttıkça sorumlulukları da büyümektedir. Onlar dinlerini hikmet ve itidal ile yaşamalı, ülkelerine sadık vatandaşlar olmalı, Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’na ve yasalarına saygı göstermeli, ülkenin millî geleneklerine değer vermeli ve güvenliği, refahı ile birliğine olumlu katkılar sunmalıdırlar.
Bugün ayrıca Türkiye’nin uluslararası konumunun giderek güçlendiğine dair dikkat çekici gelişmeler yaşanmaktadır. ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında övgü dolu ifadeler kullanması, onu güçlü ve etkili bir lider olarak nitelendirmesi ve Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ni son derece başarılı bulduğunu ifade etmesi, Türkiye’nin küresel diplomasi alanında yükselen etkisini açıkça göstermektedir. Aynı zamanda bu gelişmeler, Türkiye’nin İslam dünyasında üstlendiği yapıcı ve istikrar sağlayıcı rolün uluslararası alanda daha fazla takdir edildiğine de işaret etmektedir.
Bu olumlu gelişmeler yalnızca Türkiye için değil, aynı zamanda tüm İslam dünyası için de yeni bir umut dalgası oluşturmaktadır. Eğitim, bilim, teknoloji, ekonomik kalkınma, iyi yönetişim ve uluslararası iş birliği alanlarında gösterilecek başarılar, Müslüman toplumların geleceğini şekillendirecektir. Gelecek; çatışma ve ayrışmada değil, bilgi, liyakat, dürüstlük, adalet ve bütün insanlığa hizmet anlayışında yatmaktadır.
Her şeyden önemlisi, hepimiz tek bir insan ailesinin fertleri olduğumuzu unutmamalıyız. Bütün insanlar Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın çocuklarıdır. Renklerimiz, milletlerimiz, dinlerimiz ve kültürlerimiz farklı olabilir; ancak insanlığın ortak geleceği sevgi, adalet, karşılıklı saygı ve iş birliği üzerine inşa edilebilir.
Amerikan Kongresi’ndeki tarihî Müslüman temsili, New York’un ilk Müslüman belediye başkanının seçilmesi ve Dr. Abdul El-Sayed’in ulusal liderlik sahnesinde yükselişi, Amerika’da Müslümanlar için umut dolu bir geleceğin güçlü işaretleridir. Eğer bu yolculuk bilgi, tevazu, dürüstlük, itidal ve bütün vatandaşlara hizmet ilkeleri doğrultusunda devam ederse, Müslümanlar yalnızca Amerika’nın gelişimine katkı sağlamakla kalmayacak; aynı zamanda insanlığa adalet, merhamet, barış ve ortak iyilik temelinde örnek bir medeniyet anlayışı sunacaklardır.
Dr. Mansoor Malik
Kurucu, Aşk Krallığı — Londra
Yorumlar1