Değişen Dengeler

  • GİRİŞ04.05.2011 10:13
  • GÜNCELLEME04.05.2011 10:13

2008 yılında yaşanan Küresel Krizin etkileri, dünyadaki ekonomik düzenlemelere ışık tutmaya devam ediyor. IMF nin hazırladığı raporlarda sermaye hareketlerinin yönetimi konusunda çok sayıda teorik konu ve uygulama örnekleri yer almakta. 2008 küresel krizine kadar sermaye hareketlerinin serbestliğini savunan, bu serbestliğe karşı getirelecek herhangi bir tedbiri de kabul etmeyen IMF, gelinen nokta itibari ile sermaye hareketlerine getirilen kısıtlamaları ve denetimleri, ülkelerin makroekonomik politikaların bir gereği olarak görmeye başlamıştır.

IMF’ nin bu raporlarında, sermaye hareketlerinin sınırlandırılmasına yönelik olarak sermaye akımlarının vergilendirilmesi (örneğin Tobin vergisi) ve merkez bankalarının mevduat karşılıklarını artırmalarının aynı sonuca yol açacağı ifade edilmektedir.

IMF’nin Türkiye değerlendirmesinde de çarpıcı tespitler olduğunu görebiliyoruz. Rapora göre; küresel kriz öncesi de dahil olmak üzere, kriz sonrası Türkiye büyük miktarda sermaye akımı çekmiş bulunuyor.

Bu cazibeyi de; Türkiye’de gelişmiş ülkere oranlar faizlerin daha yüksek olması, geleceğe yönelik yüksek büyüme beklentileri, Türkiye’de siyasal alandaki belirsizliklerin azalmış olması gibi sebeplere bağlıyor. Ayrıca, Küresel Kriz sonrasında oluşan sermaye akımları küresel kriz öncesinde oluşanlara göre daha kısa vadeli ve daha kırılgan bir yapıya bürünmüş görünüyor. Kısa vadeli sermaye akımları, bankaların düşük faizle kredi vermesini sağlıyor. İç talebi artırcı yönde etki yapan bu uygulama cari açığın büyümesine sebep oluyor. Ekonomik büyüme petrol ve aramalı ithalatına dayalı kalmaya devam ediyor ve bu da cari açığın büyümesine sebep oluyor.

Geçtiğimiz haftalarda T.C. Merkez Bankası’nın değişen yönetiminin ilk icraatının bankaların karşılık oranlarını artırmak olduğundan bahsetmiştik. Böylece merkez bankası düşük faiz, yüksek mevduat karşılık oranları ve geniş faiz koridoru üçlüsünden oluşan para politikası bileşimini uygulamaya sokmuş oldu. Bu bağlamda, sermaye hareketlerinin sınırlandırılmasına yönelik IMF tespitinin bir bölümü olan mevduat karşılıklarının artırılması uygulamasını yerine getirmiş görünüyor. Fakat, ekonomik dengelerde bir takım düzenlemeler sadece para politikası araçları ile sonuç vermeyebiliyor. Bu aşamada maliye politikası araçları da devreye sokulabilir hatta hazine de bu sürece destek verebilir.

Burada söylemek istediğimiz, merkez bankasının önümüzdeki günlerde sermaye hareketlerinin denetlenmesine yönelik, Brezilya’da olduğu gibi, faturayı yabancı yatırımcıya kesen bir vergi uygulamasına geçelebileceğidir.     

Murat Çemberci - Haber 7
Muratcemberci@unkar.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat