Gerçekler bundan böyle tokat gibi suratınıza çarpılmayacaktır
- GİRİŞ01.03.2011 12:34
- GÜNCELLEME01.03.2011 12:34
Bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için sana çok teşekkür ederim sevgili Haber 7!
***
Bu cümleyi gören Haber 7 editörü, bendeniz bir Haber 7 yazarı olamadan, 'Tak sepeti koluna/Herkes kendi yoluna' deyip işime son verir herhalde. Ben de ona 'Sepet sepet yumurta/Sakın beni unutma' derim, Bâbıâlî'nin sokaklarında henüz ayakkabı eskitemeden.
Okuyucuları etkilemek için muhteşem bir başlangıç yazısı yazayım diyorum, beceremediğimin ben bile farkındayım.
En iyisi büyük yazar olmaya kalkışmamak. Büyük işlere girişmemek.
Zaten kendimi hep bir Doktor Watson veya Yüzbaşı Hastings gibi hissetmişimdir. Hatırladınız mı kadim dostlarımızı?
Doktor, dünyaca ünlü polis hafiyesi Sherlock Holmes'un ev arkadaşıdır. Holmes üstün zekâsının kılavuzluğunda başarıdan başarıya koşarken, doktorumuz olan bitenden hiçbir şey sezemeden, fevkalbeşer hafiyenin peşinde dolanır. Romanın son sayfalarında bile, 'Zerre miktarı anladıysam Arap olayım' ifadesi vardır bizimkinin yüzünde. Holmes, anlayışlı bir tebessümle 'Dostum Watson' diye lafa girişir ve esrarı nasıl çözdüğünü izah eder. İzah aslında biz kafasız okuyucuyadır. Watson çocukça sorular sorar. Watson bizim sesimizdir. Holmes, bir muallim edasıyla soruları cevaplar.
Yüzbaşı Hastings ise, Hercule Poirot'nun kalın kafalı arkadaşıdır. Hani şu, polisiyenin kraliçesi Agatha'nın Belçikalı dedektifi. Watson hiç olmazsa tıptan anlar, bir işe yarar; zavallı Hastings ise sıfır numara zımpara kâğıdıdır.
Holmes'un 'mükeyyifat'tan adını vermek istemediğim bir madde, Poirot'nun ise yemek dışında dünyevî zevki yoktur. Katiyen karıya kıza bakmazlar. Arş-ı âlâya urûc etmeleri pek yakındır. Watson ile Hastings ise kiraz dudağa/ince bele ânında tav olup 'yavşarlar'; daha da 'bizdenleşirler'.
Holmes, Dr. Watson'a sürekli enayi muamelesi çeker; yazarı Doyle, bir doktordur. Belçikalı Poirot, İngilizlerle mütemadiyen dalgasını geçer; yazarı Agatha, bir İngilizdir. Herhalde bu kahramanların yaratıcıları da yarattıkları ukalâ kahramanlardan kıl kapmışlardır ki, onların yavan arkadaşlarıyla özdeşleştirirler kendilerini.
Komiser Colombo'yu (yaşlılar gençlere anlatsın) çok sevmemizin sebebi, buruşuk pardösüsüyle alık alık ortalarda dolaşırken, mücrimlerde 'Bu da ne budala herif!' hissiyatını uyandırmasıydı.
***
Herşeyi bilen adamlardan hoşlanmıyoruz.
Sağa sola akıl saçan, kendine fazla güvenen allâmelerden hoşlanmıyoruz.
Hele kerameti kendinden menkul olanlardan hiç hoşlanmıyoruz.
Benden hoşlanman için, ukalâ bir yazar olmamaya karar verdim sevgili kaari!
Gerçekleri bir 'tokat gibi' suratına çarpmayacağıma söz veriyorum güzel okuyucu!
Yorumlar2