Hepimizin içinde bir dalkavuk vardır.
- GİRİŞ07.06.2011 07:40
- GÜNCELLEME07.06.2011 07:40
Ey ömrün en güzel türküsü aldanış!
İstanbul'un ihtiyarlarının lodosla poyrazla ezelden beri başları belâdadır. 'Ah dizlerim dizlerim, hava bozacak!' diye feryâd ettiklerini çok duymuşuzdur eski zaman yaşlılarının.
Dünya küçük, aynı dert Amerikalılarda ve Kanadalılarda da varmış. Herifçioğlunun âlimleri oturmuşlar, çetelesini tutmuşlar. 15 ay boyunca, kaç tane ihtiyarın kaç tane güneşli günde, kaç tane yağmurlu günde mafsal ağrısı çektiğini yazmışlar.
Sonuç: Havayla romatizma arasındaki bağlantı sıfır! Ama ihtiyarlar Nuh der peygamber demezler: 'Olmaz öyle şey, ne zaman dizlerim ağrısa yağmur yağar, ne aman yağmur yağsa dizlerim ağrır.'
Âlimler kahve muhabbetini sevmez, delil isterler, 'İspatla bakalım ihtiyar!' demişler her bir ak saçlıya. İhtiyarlar da hafızalarını zorlayıp ne zaman yağmur yağdığını, ne zaman ağrı çektiklerini birer birer saymışlar. Âlimler, ihtiyarların hafızalarına hayran kalmışlar.
Ama ihtiyarlar, yağmurun yağmadığı günlerde çektikleri ağrıları hatırlamıyorlarmış!
***
İnsan zihninin bir özelliği vardır: Bakış açımıza uymayan, fikirlerimizi çürüten, yanıldığımızı gösteren gerçeklerle karşılaştığımızda; 'Ah, ne büyük hata yapmışım, ne cahilmişim, görüşümü değiştiriyorum' demeyiz! Doğru okudunuz, de-ME-yiz!
Ömrümüz boyunca öğrendiğimiz, içimize yer etmiş bilgilere ters düşen gerçekleri unuturuz. Hatta bize aykırı gelen gerçeklerin çoğu zaman farkına bile varmayız. Zihnimiz, hayat felsefemize uymayan bilgileri 'filtre' eder.
Frenkler buna 'my side bias' derler. 'Bendensin tarafgirliği' desek uyar mı acaba?
Meselâ futbol takımlarının taraftarları, kendi lehlerine olan hakem hatalarını fark etmezler veya unuturlar. Ama aleyhlerine yapılan hatalar, yüreklerini dağlar. Başarı bizimdir, başarısızlık hakemlerindir.
***
Memleket sahnesinde cereyan eden olayları hepimiz aynı anda görürüz, ama siyasî konumlarımız farklıysa, bambaşka yorumlarız. Kimine göre Türkiye ekonomisi hızla büyüyerek dünyanın 17ncisi haline gelmiştir, kimine göre batmak üzeredir.
Hele işin içine aritmetik kadar kesin olmayan olaylar girdiyse, gerçek bin farklı türde yorumlanabilir. Hele bu gerçekler 'duygularımıza' vuruyorsa, her gerçeği kendimize yontarız. Kürt meselesinde olduğu gibi.
İnsan birşeye inandı mı, kendisini destekleyecek kanıtlar toplamakla geçer hayatı. Farklı kanıtlar toplayanların bilgileri de farklıdır.
'Bilgi olmadan fikir olmaz' klişesi çoktan tahtından indirilmiştir, ama entellektüel hayatımızı zehirlemeye devam eder. Önce fikir olur; sonra da bu fikri destekleyen bilgileri arar, bulur, doldururuz heybemize. Fikrimizi desteklemeyen bilgiler ise popolarına tekmeyi yiyip unutuşun o tunç kapısından (Ahmet Muhip Dranas'a selam: Olvido!) sokağa sepetleniverirler.
'Zeki insanlar acaip şeylere inanırlar; çünkü onlar, aptalca sebepler yüzünden edindikleri inançları akıllıca savunurlar' demiş adamın biri.
Hıncal Uluç, 'Herkes gider Mersin'e, ben giderim tersine' tipi değildir. Tuhaf şeylere inanmış çok zeki bir adamdır. Tezlerini suratınıza binlerce kanıt çarparak öyle bir savunur ki, 'Yoğurt karadır' bile dedirtir size. Hıncal Uluç her sene daha Eylül ayında 'Bu sene ligi oynamaya gerek yok, Fenerbahçe şampiyon yapıldı' der; ama son 20 yılda Galatasaray 9, Fenerbahçe 6, Beşiktaş 5 kere şampiyon olmuştur.
İnandığımız fikri pekiştirmek için bir bilgi yeterken, inanmadığımız fikri doğrulayan on bilgi bize az görünür.
***
Hepimizin içinde bir dalkavuk vardır. Kendi kendimizin dalkavuğu. Neyi düşünsek 'Haklısınız efendim' der, kime kızsak ânında atılıp 'Vay köpoğlusu!' diye haykırır.
İngilizce'de 'Yes man' derler dalkavuklara. Bunu da 'evetefendimci-sepetefendimci' diye çevirebiliriz herhalde. İçimizdeki 'Yes man' her türlü yanılgımızı derinleştirir durur.
İngiliz edebiyatında 'Yes man'in sembolü, David Copperfield romanından hatırlayacaksınız, Uriel Heep adındaki tiptir. Sahte tevazuun, yaltakçılığa varan alçakgönüllülüğün tecessüm etmiş halidir. Hepimiz içimizde, kendimize yaltaklanıp duran bir Uriel Heep'e ihtiyaç duyarız.
***
Dranas'ın Olvido'sunu anmak yine vâcip oldu:
Ey ömrün en güzel türküsü aldanış!
Dr. Oğuz Tan - Haber 7
oguztan@gmail.com
Yorumlar3