Kürt Memet
- GİRİŞ07.04.2009 10:04
- GÜNCELLEME07.04.2009 10:04
Gittikçe evin yaşlı insanlarına benzemeye başlıyorum galiba.
Oysa ne çok kızardım “şimdi benim çocukluğumda, gençliğimde, yıllar önce” deyip her olaya karşı bir mesel-hikaye anlatmalarına.
Eminim hepinizin hayatında daha kıymetli hatıralar vardır.
Rojin “Kim Kürt olmak ister ki” deyince ilkokul yıllarıma döndüm.
Sınıf arkadaşım Kürt Memet’i hatırladım.
Hepimizden daha esmerdi ve adını Mehmet değil de Memet diye söylerdi.
Biz de sınıfta Kürt Memet derdik.
Müzik dersinde “ağlama yar
” türküsünü okurdu yanık sesiyle
Türküsü bittiği zaman yerine oturuncaya kadar alkış tutardım.
Hatta bir seferinde ıslık çalmaya kalkışınca sınıf öğretmenim hafif yollu kulağımı çekivermişti
Kardeşimin misketlerini alır okul bahçesinde misket oynardım onunla
Nedense çocuk aklımla onun diğer arkadaşlarımıza nazaran daha yalnız olduğunu hisseder ve üzülürdüm.
Annemin “sınıfta oğlanlarla arkadaşlık yapma” tembihlerine rağmen, kardeşimin misketlerini alır, okul bahçesinde misket oynamaya davet ederdim.
On iki eylülde çocuktum
Bana deseler ki ne hatırlıyorsun
Elbette çok şey hatırlıyorum
Ama en çok canımı yakan, beni üzen, gizli gizli ağlatan
Bir gün öncesinde annem ve komşuların ev oturmasına gittiği, bizim isim şehir oynadığımız arkadaşlarımızın ertesi sabah “karşı” tarafta olmuş olmalarıydı.
O zamana kadar duymadığım “sağcı, solcu” ayrımlarını, “Alevi, Sünni” ayrımlarını anlamadığım bir çocuksu bir saflıkla ve “yaklaşma cısss” şeklinde algılamış olmamdı.
Bir gün öncesine kadar yuvarlak tepsilerde yapılmış şekerli pasta diyebileceğimiz keklerini yediğimiz komşularımız bir anda ayrışıvermişlerdi.
Aleviydi.
Sünniydi.
Solcuydu.
Sağcıydı.
Ekmek aldığımız “bakkal amca” bizim tarafa “ekmek” vermiyordu mesela.
Oysa çocukluğumun en güzel hatıralarındandı bakkal amcadan aldığım ekmeğin içini oya oya yiyerek eve gelmem.
Taa o zamandan isyanım başladı.
İnsanları ötekileştiren, karşı karşıya getiren kavramlara
Beni Alevi arkadaşımdan ayıran kavgalara
Sınıfta “nerelisin” sorusuna daha mahçup bir şekilde cevap veren ve daha yalnız olduğunu hisseden Memedin durumuna.
Çingene mahallesinde yaşayan ancak ailesinin ısrarla okumasını istediği Çingene Ali’nin durumuna
Benim
Şehirli anne babadan çok Anadolu’nun köylerindeki anne babaların durumları ilgimi çekmiştir hep.
Yokluğa terk edilmiş insanlar ve bu yoksul yaşam biçiminin onların kaderi olması karşısında kendimi hep mahçup hissettim.
Rojin’in “Kürt olmayı kim ister ki” sözünü anlayabilmek ve bu sözü ona söyletmek zorunda olan herkes utanmalı.
Neden bir insan Türk olduğu kadar, Kürt olmaktan da mutluluk duyamasın ki
“İstiyorlarsa söylesinler, yaparız!”
Piyasada ‘ne iş olursa yaparım abicim”ciler vardır.
Sen yapılacak işi söyle, gerisi kolaydır.
Müthiş bir potansiyelleri var gibidir bu tiplerin.
Ağızları iyi laf yapar ya da öyle olduğunu sanırsınız.
Ta ki
“Peki alanınız nedir?”, “bize ne gibi bir katkı sağlayacaksınız?” diye sorduğunuzda, alır topu size atarlar..,
Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürt açılımı yapacak mısınız” sorusuna verdiği cevap, “ne iş olsa yaparım abi” tadında
“Kürtler konuşsunlar, ne açılım istiyorlar söylesinler, yaparız” sözü sizde ne tür bir etki bırakıyor?
Sanki başka bir gezegenden gelmiş gibi değil mi
(Gerçi bu sözlerle uzlaşmacı bir yapısı olduğunu da gösteriyor ama, ifade zayıf. Keşke bu derece safiyane bir yaklaşımla ülkenin meseleleri çözülebilse
)
Anlaşılan o ki, İstanbul’daki başarıda en büyük pay Kılıçdaroğlu’nun değil, Gürsel Tekin’indir. Kılıçdaroğlu, yanında Tekin olmadan pek görüş beyan ettiğinde yerini dolduramıyor. Fakat Gürsel Tekin de daha ne kadar Kılıçdaroğlu’nu besleyebilir, bilmiyorum.
Geçen hafta, Kılıçdaroğlu’nda CHP liderliği (dolayısıyla ülkeye liderlik) yapacak kumaş olmadığını kısaca ifade etmekle yetinmiştim.
Oysa daha seçim akşamından itibaren bir kısım yazarlar koro halinde “Baykal istifa, Kılıçdaroğlu işbaşına” dolduruşuna girişmiştiler. Hatırlanacağı üzere Kemal Gandhi yakıştırmaları bile yapıldı (indiragandi’lere karşı!).
Onu CHP’nin başına lider olarak getirmek isteyenlere, en iyi cevabı veriyor Kılıçdaroğlu bu açıklamasıyla.
Lafı dolandırmaya gerek yok, ben yine aynı fikirdeyim.
Gandhi metoduyla biraz daha çalışırsa Kılıçdaroğlu belki yol alır ama, Deniz Baykal’ın yoluna çıktığında nasıl davranacağını kestirmek henüz pek mümkün görünmüyor.
Elif Çakır - Taraf
elif.cakir@yahoo.com
Yorumlar3