‘Ya biz bunlara Cumhuriyeti anlatamadık...’
- GİRİŞ19.08.2010 06:09
- GÜNCELLEME19.08.2010 06:09
Şu gördüğün altı bay, Hükümet... Yani biri başbakan, ötekileri de bakan! Memlekete göz kulak olacak, işleri evirip çevirecekler diye bu makama getirilmişler.
Bir kanun gerekti mi, bu baylar hemen sıvanırlar, İsviçre’den mi olur, İtalya’dan mı olur, Fransa’dan mı, velhasıl neredense bir kanun buluştururlar, Türkçeye çevirirler, sonra altına basıp imzayı, gönderirler Büyük Millet Meclisine. TBMM dediğim de şu alt baştan senin yanına kadar olan beyler. Kanun gelir bunlara, bunlar da “Hükümet elbette incelemiş, gerekeni düşünmüştür, benim ayrıca zorlanmama gerek yok” diye kaldırırlar parmaklarını, olur sana bir kanun! Ama sonra bir vergi memuru gelir, Halil Ağanın öküzünü çeker satar vergi borcundan, Halil Ağa da tarlasını ırgalana ırgalana sürmeye çalışır. Üretim düşermiş, ekim zorlanırmış vatandaş zorda kalırmış kimin umurunda... Sonra ben bunları görürüm, içim kan ağlar, işitirim, tasalanırım!”
Yukarıdaki sözleri benim etmediğim bellidir herhalde. Bu alıntı, 1936 yılında Atatürk’ün Florya’daki köşkünden gizlice kaçıp gezmeye çıktığında, civar köylerden birisinde kanunlardan mağdur olan bir köylü ile yaptığı konuşmadır.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Yorumlar2