Büyük barış istedim de başım göğe mi erdi!

  • GİRİŞ04.09.2011 09:07
  • GÜNCELLEME04.09.2011 09:07

Ülkeyi daha ne kadar ele geçirecekmişiz?

Bu ülkenin işsizlik, eğitim, terör gibi çok daha ciddi meseleleri varmış da biz nelerle uğraşıyormuşuz, derdimiz neymiş?

Daha doğrusu bilinçaltımızda neler varmış?

Meseleye boyun uzaması ya da kısalması şeklinde bakmak zaten bu ülkenin en temel yaklaşımlarından birisidir...

Bu sakat mantıktır ki, hiçbir meseleye çözüm sunmaz. Zaten böyle konuşmaya başladığınızda, bir mücadele içine girersiniz ki, bundan sonra artık her meseleyi “zor” yoluyla çözmeye çalışırsınız. Yani güçlü olan dilediğini yapar, bu da sürgit böyle devam eder. Ama bu süreçten pek adalet çıkmaz.

***

Bu ülkede adaleti ve sosyal barışı ayakta tutmak için yapılmalı ne yapılıyorsa, konuşulmalı ne konuşuluyorsa.

Yoksa ne başörtülü kadınlar askeri alanlara girince boyları uzayacak, ne de TSK milletin sesine kulak verdiğinde boyu kısalacak.

“Büyük Barış Öneriyorum” başlıklı yazıma çok farklı kesimlerden ilginç tepkiler aldım, büyük çoğunluğu olumlu olmasına rağmen “cesur öneri” olarak adlandırılması da tuhaf geldi. Bu milletin kırk yıldır aralarında söyleştiği şeylerdi bunlar.

Meseleyi erken cumhuriyete kadar götürüp tartışmaya açacak değilim.

Şimdi bir yeni dönemin önünde duruyoruz.

Genelkurmay da özeleştirisini yapmaya başladı. (Koşaner Paşa “sözlerimin arkasındayım” dedi.)

İşte bu süreçte dikkat çekmek istediğim husus şudur ki; teknik konulardaki hataları değil TSK ile bu milletin arasındaki sorun. Karakolların yetersizliği, donanımsızlığı, profesyonel askerlik meselesi falan... Tamam bunlar da tabi ki çok önemli.

Ama bu milletin yüreğini yakan çok daha büyük bir soruna dikkat çektim. İstediğiniz kadar TSK’yı mükemmel tahkim edelim, bir tek kayıp vermesinler, kusursuz bir orduya dönüşsün.

Ne yazık ki, mesele bu değil işte.

Bu millet onların hepsini bir dereceye kadar hoş görür, evladını gözünü kırpmadan bağışladığı gibi her türlü kusuru bağışlar.

Değil mi ki, “annelerinin bağırlarından çocuklarını alacak kadar “bizden” olan TSK’nın, o askerlerin anneleri, kardeşleri, eşleriyle aralarına ördüğü kalın ve aşılmaz duvar var, değil mi ki koca bir millet o duvarın arkasındadır, asıl mesele budur.

Haydi bir adım daha öteye geçiyorum:

Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Elif Çakır - Star Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat