Dr. Vahap Dizdaroğlu, Dr. murat Dilmener ve Cumhurbaşkanımızın vefası
- GİRİŞ28.01.2026 08:54
- GÜNCELLEME28.01.2026 08:54
1970’li yıllarda
Mardin’in üç efsane doktoru vardı.
Dr. Vahap
Dr. Murat
Ve Dr. Tahsin…
Dr. Tahsin Türksoy kadın doğum uzmanıydı.
Mahallelerde doğum yaptıran yaşlı kadınların azalması ve hastaneye kolay kolay doğuma gidilmediği için genellikle hamile annelerin ilk durağı Dr. Tahsin Türksoy olurdu. Mardinlilerin deyimiyle “Tahsin ıd-doktoor”
DR. A. VAHAP DİZDAROĞLU
Ama
Mardin’in gelmiş geçmiş en meşhur doktoru kimdir diye sorarsanız Dr. A. Vahap Dizdaroğlu’dur derdim.
Hac farizasını yerine getirdiği için ve aile dostumuz olduğundan biz kendisine “Hacı Abi” derdik.
1960 darbesinden sonra 1961’deki kurucu mecliste Mardin temsilcisi olarak görev almış böylece siyasete girmişti.
DR. VAHAP DİZDAROĞLU’NUN HAYATI
YAKIN TARİHİMİZİN BİR ÖZETİ GİBİDİR
Siyasi hayatına CHP ile devam eden Dizdaroğlu.. tanıştığımız zaman dilimi içinde anladığım kadarıyla o zamanki CHP genel başkanı Ecevit’le anlaşamayarak bir müddet siyasetten uzak kalmıştı
Ama
ANAP kurulup kendisine teklif gidince Özal’ın Anavatan partisinden Mardin milletvekili seçilmişti.
Aslında
Hacı Abi’nin şöhreti o kadar çok ki, hangi partiden adaylığını koyarsa seçilirdi.
Yani o
Partilerin arkasından koşmaz partiler onun arkasından koşardı.
HAC-NAMAZ-KUR’AN
Sabahları kendisine uğrar bir ihtiyacı olup olmadığını sorardım (o sırada ailesi Ankara’da, oğlu Mehmet Amerika’da yaşıyordu)
Genellikle
Onu seccadede Kur’an-ı Kerim’i Latin harfleriyle okurken görürdüm.
MUAYENEHANENİN ÖNÜNDEKİ KUYRUK
Bana ‘otur’ der, ‘beraber çıkarız’ derdi.
Muayenehanesine vardığımızda hayret ederdim:
Kadın- erkek çoluk çocuk kapının önünde dizilmiş.. ama ayakta da kalacak halleri kalmamış ki, yerlere serilmiş veya oturmuş vaziyette uzun bir kuyruk oluşturduklarını görürdüm. Çünkü uzak köylerden erken saatte kalkıp geldikleri için mecalleri kalmamış yere çökmüş olurlardı.
O kadar doktor varken neden buraya yığılırlardı?
PRATİK VE UCUZ
Çünkü
Rahmetli çok pratik bir doktordu. İnsanları ilaca boğmaz tahlil, tetkik şu bu istemez direkt teşhisini koyardı. 2 tür hap yazdığı çok nadirdir. Tek ilaç yazar ve hasta genellikle onunla şifa bulurdu.
İki parmağını hastanın göbeğine koyar “tık, tık” vurur.. bir de sırtını dinleyip boğazına baktı mı “tamam” der reçeteyi yazardı. Durumu iyi olmayandan da genellikle muayene parası almazdı.
Hastaya vereceği ilaçlarla şifa bulamayacak gibiyse boşuna umut vermez yakınlarına durumu söyler ama “Allah’tan da ümit kesilmez isterseniz Diyarbakır’a götürün” derdi.
Bundan dolayı
Şöhreti Mardin’in en ücra köşelerine ulaşmış, hatırı kıymeti bilinen bir doktorumuzdu.
KUR’AN-I KERİM’İ ÖĞRENMESİ
Rahmetli
Bana iki şeyden dolayı çok iltifat ederdi.
Birincisi
Genç yaşta bir üniversite öğrencisi olarak böyle bir zamanda 5 vakit namazımı kıldığım için.. ikincisi Kur’an-ı Kerimi aslından okumasına vesile olduğum için beni adeta aileden biri sayar.. bana hep dua ettiğini söylerdi.
Kur’an-ı öğrenmesi şöyle olmuştu:
Bir gün ona
İsterse 15-20 günde Kur’an-ı Kerimi okuyabileceğini bunun için de kendisine bir hoca tavsiyesinde bulunabileceğimi söyleyince; gülerek ‘olur’ demişti.
KLASİK CHP MANTIĞI
Az önce rahmetlinin hayatı ülkemizin kısa tarihini özetler demiştim
Ama
Bunu kısa bir yazıda anlatmak mümkün değil…
Tekrar mevzuya dönecek olursak onu Zeynel (Tepe) hocamla tanıştırdım ve gerçekten 15-20 gün gibi kısa bir sürede Kur’an-ı Kerimi aslından okumaya başlamıştı.
Sonraki yıllarda
Olayı nasıl düşündüğünü bana şöyle anlattı:
“Emin bana kim bilir nasıl bir hoca gönderecek. Allah bilir üstü başı dökülen ceketinin kenarları kirden yağlanmış bir heriften ben ders mi alacağım? Hocanın eline birkaç kuruş sıkıştırır gönderirim gider…”
Rahmetli meğerse;
Sırf hatırımı kırmamak için hocanın gidip ders vermesini kabul etmiş.
Ama sonradan Kur’an-ı kerimi öğrenmekle kalmamış.. Hocamızdan o kadar çok etkilenmiş ki; evde tefsir, hadis ve Kur’an- Kerimi anlama üzerine dini sohbetler yapılmaya başlanmıştı.
Rahmetli
Gerek Mardin kurucu meclisinde görev alırken gerekse daha önceki ve sonraki siyasi ve sosyal hayatında Mardinli olmasına rağmen mütedeyyin insanlarla fazla irtibatı olmamış hep CHP zihniyeti etkisinde kalmıştı. Onlar da dindar mütedeyyin insanları alt tabaka olarak görmüş ve öyle de muamele etmişlerdi.
Nitekim
Biz tanıştığımızda CHP milletvekilliği üzerinden fazla bir zaman geçmemişti. Hoca takımına ters bakışı bundandı
Ama
Bizleri tanıdıkça sevdi hatta takdir etmeye başlamıştı.
Bir ilkokul öğretmeni olan Zeynel Hoca’mızın Kur’an-ı Kerimi bu kadar güzel bilip öğretmesine hayret eder ayrıca sosyal-siyasi ve fıkıh bilgisine olan hayranlığını gizlemezdi.
PROF. DR. MURAT DİLMENER
VE CUMHURBAŞKANIMIZIN VEFASI
Dr. Vahap Dizdaroğlu’nu anlatmayı bitirmedim
Ama
Yazı uzadığı için Dr. Murat ve Cumhurbaşkanımızın vefakarlığına geçmek istiyorum.
Prof. Dr. Murat Dilmener
Süryani olan Mardinli hemşerilerimizdendir.
Kendisi Dr. Vahap Dizdaroğlu gibi işinin ehli ve yardımsever kimliği ile bilinir üçüne beşine bakmaz hatta gerektiğinde Dr. Vahap gibi vizite ücreti almazdı. Bu konuda Müslüman Süryani ayırımı da yapmazdı.
İstanbul’a taşındıktan sonra bile Mardinliler gider onu bulur o da aynen Mardin’de olduğu gibi vefakarlığını gösterir alakadar olurdu.
Vefat ettiğinde tüm Mardinli hemşehrilerimiz üzülmüştü.
Cumhurbaşkanımız
Böyle hayırsever bir doktoru unutmadı. Yeşilköy Atatürk Havalimanı’ndaki Millet Bahçesi’ne yapılan tam teşekküllü hastaneye adını verdi.
Şimdi
Sık sık buraya hasta taşıyan kara ve hava ambulansları (helikopter ve uçaklar) onun hatırasını yaşatıyor.
MUSTAFA KESER
Sanatçı Mustafa Keser
Kanser olan hanımıyla ilgilendiği için Cumhurbaşkanımıza teşekkür ettiğini görünce bunlar aklıma geldi.
Allah
Devletimize milletimize zeval vermesin…
27.01.2026
Emin Batur
Yorumlar2