Gülen-Bahçeli benzerliği

  • GİRİŞ20.11.2015 10:42
  • GÜNCELLEME21.11.2015 12:19

 Hemen itiraz etmeyin. Fikirleri ve izledikleri yollar farklı olabilir; ancak özde pek çok noktada birleşiyorlar.

Öncelikle “sorgulanamaz tek adam” portresi çiziyorlar. Biri “muhterem hocaefendi”, diğeri “bilge lider” olarak öne çıkarıldı. Tabi Gülen’in “muhteremliği” de, Bahçeli’nin “bilgeliği” de kendinden menkuldü. Yıllar içinde onları eleştiren, “hayır öyle değil, böyle” diyen, çizdikleri yoldan çıkma eğilimi gösteren kim varsa uzaklaştırıldı. Her iki isim de biat kültüründen hiç bir şekilde taviz vermedi. 

Mesela ikisinin de yüzü pek gülmüyor. Özel hayatları ve yalnızlıkları da bire bir aynı! 

Zaman zaman politik beraberlik bile gösteriyorlar. Özellikle Erdoğan karşıtlığı en bariz özellikleri. Gülen, Cumhurbaşkanı’na “Firavun” diye saldırıyor; Bahçeli de “fanus içine hapsetmekten” bahsediyor. 

Bir başka ortak özelikleri de gelişen şartlara rahatlıkla uyum sağlamaları. Gülen, dün “Gerginliğe yol açmam, gerekirse mağarada yaşarım” diyordu. Bugün gerginliğin odağı oldu. Yıllarca Başkanlık Sistemi’ni savunan MHP’nin başındaki Bahçeli ise, sırf Erdoğan yüzünden dünya görüşünü değiştirdi. 
Üstelik bugün aynı kaderi paylaşıyorlar. Gülen’in kurduğu imparatorluk çöktü. Bahçeli de MHP’yi alabildiğine küçültüp baraj sınırına getirdi. Her ikisi de sorumluluk kabul etmeyip, halen “haklıyım ben, haklıyım” diyerek, meydan okumayı sürdürüyorlar. 
Şimdi tekrar soruyorum: 

-Benzemiyorlar mıymış birbirlerine? 

* * *
Bitmedi, dahası var… 
Fetullah Gülen’le ilgili iddialar malum: Bugün iddianamelere konu oldu; yıllardır kimi tehlike olarak görüyorsa, yok etmek için elinden geleni yaptı. Kumpaslar kurdu, karalama kampanyaları yürüttü. 

Peki Bahçeli farklı davrandı mı? Tabii ki hayır, O da benzer bir yol izledi. Karşısına kim çıkmışsa, hem kendisi, hem de yakın çevresi tarafından bir kulp takıldı. Mesela Ümit Özdağ’a “ajanlık” dâhil söylenmedik laf bırakılmadı. Koray Aydın, Anayasa Mahkemesi tarafından aklanmasına rağmen “hırsız” suçlamalarına maruz kaldı. Bugün de Sinan Ogan’a “Saray kumpasçısı” suçlaması yapılıp, Meral Akşener’e “aklan da gel” denilmiyor mu? 

Keser döndü, sap döndü; bugün de hesap döndü. Merhum Alparslan Türkeş’in eşi Seval Hanım, Bahçeli açısından yenip yutulması zor olan suçlamalar yaptı. “MHP şu anda ehil olmayan ellerde” dedikten sonra ciddi isnatlarda bulundu: 

-MHP, Türkeş’in ölümünden sonra manüple edilip, bir takım güçlere teslim edildi. MHP, istihbarat örgütlerinin kontrolüne girdi. 
Şimdi Bahçeli ne cevap verecek, gerçekten merak ediyorum! Kendisi yapmasa da muhtemelen birileri çıkıp oğlunu olduğu gibi Türkeş’in eşini de “fitnecilikle” suçlayacak. Hatta daha da ileri gidip, MHP’ye karşı hain planları olan çevrelerle aynı kefeye koyacak! 

yazının devamı için tıklayınız

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat